Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat 'Salacak dünyanın kalbi'

        AHT

        Seksen semt, seksen farklı yazar... “İstanbul’la Bakışmak” nasıl doğdu?

        Salacak âşıklığı diye bir aşk türü, bir ifade vardır, bilmem bilir misiniz? “İstanbul’la Bakışmak” Salacak âşıklarına ithafımdır. Böyle bir aşkın içine ben de düştüğüm için yazdım bu kitabı. Yıllardır İstanbul’la bakışıp dururum oradan. Yedi tepeli eski şehri gördüğünüz gibi, Haliç’i, Galata’yı, Taksim’i, Beşiktaş’ı, Ortaköy’ü, hatta yüksek gökdelenleriyle Mecidiyeköy’ü, Levent’i, Maslak’ı bile görürsünüz aynı anda. Salacak, Üsküdar’ın bir parçası da olsa, Üsküdar’la bile bakışabilirsiniz oradan, eğer bakışacak noktayı bilirseniz, o noktaya varırsanız, tabii... İşte bu bakışmayı merkeze koyduğum bu aşkı anlattım diyebilirim. Kendi kişisel hikâyem, edebiyat yolculuğum ile semtimin arasındaki bağı, ilişkiyi... “80 Semt 80 Yazar” projesinin temel iç yapısı gereği yazardan istenen de buydu. Örtüştük.

        Salacak, İstanbul için ne ifade eder? Nesiyle özeldir?

        Salacak bence sadece İstanbul’un değil dünyanın kalbi. Hem duygusal hem de coğrafi açıdan bakarsak az önce dediğim gibi neredeyse tüm İstanbul’la karşı karşıya durur, söyleşir, iletişir. Ayrıca dünyanın yukarısına veya aşağısına gitmek isteyenlerin önünde sonunda geçmek zorunda oldukları bir kapıdır. Bu kapı bazen geçilebilmiş bazen de geçilememiştir tarih boyunca. Bazı günler hava güzel olduğunda sahildeki çay bahçelerinde oturduğunuz yerden Yalova dağlarını bile görürsünüz. Ve Boğaz, yakamoz, Kızkulesi, rüzgâr ve elbette hiçbir zaman bir benzerine tanık olamayacağınız günbatımları. Koca, kadim ama hızla soluk alıp veren, yaşayan bir kentin üzerinden günbatımları... Kitabın son cümlesinde Cihannüma’nın da söylediği gibi, ses ve ışık, huzur ve suskunluk, dünyaya Salacak’tan yayılır. O’nun gözleriyle görenler bilir, Dünya her an yenilenen güzelliğini ilk Salacak’a gösterir.

        Kitapta pek çok ünlü Salacak âşığına da rastlıyoruz. Sizi en çok etkileyen kimin Salacak aşkı oldu?

        Salacak âşıklarını kitaba aldıklarımla sınırlandırmamız mümkün değil. Ben bire bir ilişki içinde olduğum, dolayısıyla en etkilendiğim âşıkları aldım, alabildim kitaba. Aslında kendi yarattığım bir âşık olmasına rağmen Cihannüma’yı da en etkilendiğim Salacak âşıkları arasında sayabiliriz. Birkaç günlük bir yazı yolculuğu kurgusu içinde o bölüme geldiğimde “Güzel İnsanlar” dedim onlara. Ressam Ali Rıza’nın öğrencileriyle resim yaptığı zamana gittim, Emin Ongan’ın “Bugün yine gönlümün bahçesinde gezindim” şarkısını dinledim, Tekin Aral’ın Arap Kadri’sine çay ısmarladım. Ve yaşayan sahici bir Salacak âşığı olan arkadaşım yönetmen ve öykücü Murat Saraçoğlu ile Salacak aşkımızı konuştum. Yılan’ı da unutmamalıyım. Bence o da bir âşık. Araştırmalarıma göre, Kızkulesi hikâyesini Yılan’ın ağzından ilk kez dinliyoruz, okuyoruz bu kitapla.

        Salacak Gazinosu'ndan Salacak canavarına... Salacak'ın tarihinden bütün izleri kaydetmişsiniz... Kitabı yazma sürecini biraz anlatır mısınız?

        Günlük hayatımda Salacak'ta ne yapıyorsam onları yaptım kitapta da. Sahildeki çimenlikte (Balıkçı Derneği) yazarak başladım kitapta da yazmaya, aynı çay bahçesinde arkadaşlarımı ağırladım, aynı akşam yürüyüşlerimi, tekneyle aynı boğaz gezintilerimi yaptım, yine aynı şekilde günbatımlarını gönderdim İstanbul'un arkasına. Bana dokunan neyse ve benim dokunduğum kadarını söyledim Salacak'ın. Onunla etkileşim içinde olan duygu, düşünce, düş, gerçek, geçmiş, şimdi -tüm yaşamalarımı.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ