"Hıncal Uluç isterse ayağına gitmeye hazırım"
Efsane başkan Ali Şen bu sorulara ilk kez yanıt verdi

KÜBRA PAR / HT GAZETE
kubrapar@haberturk.com
Herkes onu Fenerbahçe’nin efsane başkanı olarak tanıyor ama o “Futbol, hayatımın sadece yüzde 30’u” diyor. Hayatta her türlü çılgınlığı yapmış ve şimdi inzivaya çekilmiş “Ali Baba” ile Bodrum’daki meşhur evinde öğlen buluşup, güneşi batırdık. “Hayatımın en klas röportajıydı” dedi. Bütün sorulara açık yüreklilikle cevap verdi. Ahmet Çakar’ı vurdurttuğu iddialarına, uyuşturucu kaçakçılığı yapıp yapmadığına dair sorularımaysa gülüp geçti. Hıncal Uluç konusuna heyecanlandı, gazete kupürlerini çıkarıp onun hakkında yazdığı yazıları tek tek okudu. Kimbilir belki bir araya gelip barışmalarına bu röportaj vesile olur...
Türkiye’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?
Dünyanın 17. Büyük ekonomisiyiz. Bugünkü trend devam ederse ilk beş arasına gireceğiz. 15 yıl önce rüya dediğimiz birçok şey gerçekleşti. Türkiye’de Erdoğan’dan önce tek başına iktidara gelen Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın partileri dağıldı. İlk kez AK Parti dağılmadan bu kadar uzun süre dayanabildi.
Peki ya bundan sonra?
Uçaklarda belli bir kilometreden sonra metal yorgunluğu olur, değişirsin. İktidar yorgunluğu metal yorgunluğu gibidir. Erdoğan da yoruldu..
“Erdoğan’ın siyasi kariyeri sona yaklaştı” demek mi istiyorsunuz?
Tayyip Erdoğan’ın bir siyasi lider olarak daha esnek davranma zamanı geldi.
Gezi Parkı olaylarını nasıl görüyorsunuz?
Komplo olduğuna inanmıyorum ama küreselleşmenin etkisi var. Tahrir Meydanı, Brezilya, G8 protestoları… Taksim’ler ve Tahrir’ler bütün dünyada çoğalacak. Toplum sadece sandıkta mı konuşacak yoksa yanlış bir şey yapıldığında tepkisini mi gösterecek? Bunu tartışıyoruz.
Ya Erdoğan’ın yaklaşımı?
Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam Afrika dönüşü direk Taksim’e giderdim. “Ben fukara bir ailede büyüdüm, Kasımpaşa’dan geldim. Siz beni Başbakan yaptınız. Ne istiyorsunuz? Meydana karşıysanız, tamam yapmayalım ama sonra gelip ‘bizim neden Avrupa’daki gibi güzel meydanlarımız yok?’ demeyin” derdim. Erdoğan’ı iyi tanırım. Gezi Parkı’ndaki gençlerle şahsen konuşsa hepsi ona aşık olurlar.
Görüşüyor musunuz?
Seyrek. Yeni dostları var artık.
(Fotoğraflar: Uğur Soysal)
“HINCAL ULUÇ İYİ GAZETECİ AMA KÖTÜ İNSAN”
Hıncal Uluç’la aranız düzelir mi bir gün?
Hıncal’ın en iyi okuyucusu benim. İyi gazeteci ama kötü bir insan. Evime geldi, misafir ettim, helikopterimle uçurdum. Ama kötü bir insan olduğunu düşündüğüm anda uzaklaştırdım.
Aranız niye bozuldu?
Yugoslavya ile ilgili bir analiz yazmıştım. Hıncal o yazıyı başkasına yazdırdığımı ima etmiş. Rusya’dan silah kaçakçılığı yaptığımı iddia etmiş. Milliyetçiliğime dil uzattığı için ben de ısırdım.
Nasıl yani?
Pazar günleri gazetecileri tenkit eden bir köşe yazar, not verirdim. Hıncal’a -2 verdim. Bunun üzerine Zafer Mutlu’ya gitmiş ve “Ali Şen beni yerin dibine batırdı, bu yazıyı nasıl yayınlarsınız” demiş. Zafer Mutlu da “Ali ağabeyin yazısına kimse karışamaz, muhasebe aşağıda” demiş.
“DİNÇ BİLGİN AĞZINA SAĞLIK DEDİ”
Ayrıca bir gün canlı yayında NTV’yi aradım, kamerayı Hıncal’ın suratına çevirttim. “Hokkabaz, yalancı dolancı katakullici bir adam görmek istiyorsanız işte karşınızda” dedim. Telefonu kapadım, ATV’nin müdürü Dinç Bilgin aradı. “Ali Ağabey, bu adamın biz altından kalkamıyoruz, helal olsun, ağzına sağlık” dedi. Ben de “ayıp ediyorsun Dinç, o zaman adamı kov” dedim. “En çok okunan yazar o” dedi.
Siz de hatalı değil misiniz?
Tabi, ben de az değilim. Kimse ona laf söyleyemezken, hakkında çok sert şeyler yazdım. Yenilir yutulur şeyler değildi. Kişilikli bir adam olsa istifa ederdi. Ama bu yazıları yazmak bana yakışmadı. Keyif almadım. Utandım.
Peki sizi bir araya getirelim desek gelir misiniz?
Evet, her zaman gelirim. Onun evine, ayağına bile giderim. Nerede isterse buluşalım. Hakaret etmeyeceğime de söz veriyorum. Ne istiyorsa sorsun ama arkamdan konuşmasın. Geçenlerde Turgay Şeren’in eşinin cenaze töreninde gördüm, yağmurda yürüyordu. Şemsiyemi uzattım, kabul etmedi!
“İKİ ÜNLÜ GAZETECİYİ RUSYA’YA VİZESİZ SOKTUM”
Bir grup gazeteciyi Rusya’ya götürmüşsünüz ama bazılarının vizesi yokmuş.
Bu olayı çok az insan bilir, nereden öğrendin? Süleyman Demirel Yeltsin’i ziyarete gidiyordu. Aralarında Güneri Civaoğlu, Zafer Mutlu, Nazlı Ilıcak, Cavit Çağlar, Yalım Erez, Nazlı Ilıcak’ın da olduğu bir grubu da davet etti ama çok ünlü iki gazetecinin vizesi yoktu.
Kimdi onlar?
Söyleyemem, çok utanmışlardı zaten! (Gülüyor)
Nasıl soktunuz?
Yeltsin’in protokol dairesi başkanını aradım, bir telefonla 5 dakikada çözdük!
“SİLAH TİCARETİ YAPTIĞIM DOĞRU DEĞİL”
Wikileaks belgelerinde adınız geçiyor. Türk subaylara parti verdiğiniz doğru mu?
Hayır kesinlikle doğru değil. 1991 yılında Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu dönemde, Almanya’nın “Kürtleri öldürüyorsunuz” diyerek ambargo koyması üzerine, Sovyetler Birliği’nden zırhlı araç alınması kararlaştırıldı. Bunun bir Türk iş adamı vesilesiyle yapılması gerekiyordu. Rus Büyükelçi Albert Çernişev, “Ali Şen beni bir telefonla görevden aldırabilir, o kadar gücü var, onunla yapın” demiş. O dönemde komutanlar beni iyi tanırdı. Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Füsunoğlu çağırdı ve “bir görev var, Sovyetler Birliği’nden helikopter ve zırhlı araç alacağız” dedi.
Yeltsin’le görüştüm, fakat Kara Kuvvetleri komutanı aldığımız teknolojiyi Çeçenistan’a vereceğimiz korkusuyla satış yapmak istemedi. Türk generaller de NATO dışında bir ülkeden alım yapamayacaklarını söyledi.
Nasıl ikna ettiniz?
İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlisli ve Genel Sekreter Osman Özbek ile bir toplantı yaptık. Eşref Bitlis 250 bin dolara BTR 80 zırhlı araçlardan almamı söyledi. “Benim komisyonum dahil 150 Bin Dolara alacağım Paşa” dedim. O dönemde Sovyetler Birliği dağılmış, Merkez Bankası batmıştı ve Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye Exim Bank dolayısıyla 450 milyon dolar borcu vardı. O borca mahsuben, Türkiye’nin cebinden sadece 10 milyon dolar çıkararak 19 tane helikopter aldık. Zırhlı araçlar da Eximbank kredisiyle alındı. Ben o dönem Rusların askeri araç gereç ihraç eden devlet şirketi OBORON eksportun mümessiliydim. Yani benim subaylara parti vermeme falan lüzum yoktu, bu ticareti Türkiye hükümeti yapmamı rica etmişti.
Daha sonra silah ticareti yaptınız mı?
Hayır ondan sonra bir daha yapmadım.
GÜN GELİR, ÖCALAN ANKARA’DA KIRMIZI HALIDA YÜRÜR”
Kürt meselesi konusunda tavrınız ne?
İnsanların düşüncelerini topla tüfekle durduramazsınız. Bugün yürütülen barış sürecini kesinlikle destekliyorum. Eğer başarıya ulaşırsa Güneydoğu’da ekonomi uçar.
Öcalan’ın uzun vadede serbest bırakılacağı konuşuluyor.
1999’da Sabah gazetesinde bir yazı yazmış ve “Yaser Arafat gibi, Mandela gibi dünyanın en çok aranan teröristleri daha sonra kırmızı halıda yürüdüler. Bir gün gelir Öcalan Ankara’da kırmızı halıda yürür” demiştim.
“ÇEVİK BİR HATA YAPTI”
Çevik Bir’in Cumhurbaşkanı olmasını desteklemişsiniz.
Rumeli İş Adamları Derneği’nde düzenlediğimiz bir toplantıya Çevik Paşa’yı da çağırdık. Konuşma öncesi uyardım, “gazeteciler köpek balığı gibidir, cevap vermek istemediğin bir soru olursa bana bak” dedim. Soru cevap kısmında Murat Birsel, “Cumhurbaşkanlığı’na aday mısınız?” diye sordu, o da “evet adayım” deyiverdi. “Paşa ne yaptın, mecliste 5 milletvekili bile seni aday göstermez” dedim.
Çevik Bir şimdi 28 Şubat davasında yargılanıyor.
Halkın artık darbelere tahammülü kalmadı. Ama ister 28 Şubat olsun ister Balyoz ya da Ergenekon olsun, dava süreci bitmeden yorum yapmak doğru değil.
Hala görüşüyor musunuz?
RUİYAD konuşmasından iki hafta sonra görüşmüştük, daha sonra hiç görmedim. Ama görüşmek isterdim.
“YENİ BAŞKAN MEHMET ALİ AYDINLAR OLMALI”
Fenerbahçe nerede hata yaptı?
Birinci günden itibaren UEFA’nın tavrını çok ciddiye almalıydı. Ona hiç karşı gelmemeli, kavga etmemeliydi. Şenes Erzik’le çok daha sıkı iş birliği yapmaları gerekirdi.
Şenes Erzik’le toplantı yapılmalı demişsiniz. O şekilde sorun çözülür mü sizce?
Şenes Erzik UEFA’nın tepesindeki ikinci adam. Yardımı dokunacağı konusunda kuşkum yok.
Bundan sonra nasıl bir yol izlenmeli?
Yeni yönetim kurulu Şenes Erzik’le omuz omuza çalışıp UEFA’ya kendisini kabul ettirmeli ve insan ilişkilerini güçlendirmeli. O sayede verilen cezayı kaldırtabilir. Bunun geçmişte de örnekleri yaşandı.
Levent Bıçakçı destek olur mu?
Levent Bıçakçı tahkim kurulunun Türk üyesi olduğu için toplantıya girmez ama masa etrafında karar verecek olan kişiler onun meslektaşları ve arkadaşları. Onları ikna edebilir. Eğer ki Levent Bıçakçı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın suçsuzluğuna inanıyorsa en büyük yardım ondan gelir.
Aziz Yıldırım bırakmalı mı?
Evet, ben onun yerinde olsam bir daha aday olmam.
Neden?
Şu ana kadar kulübün gittiği yere, camianın ve taraftarın durumuna bakılırsa daha çok başı ağrır. Büyük hizmetler yapan biri olarak hatırlanmasında fayda var. Fakat “ben serbest seçimlerde adaylığımı koyuyorum, karşıma kim istiyorsa çıksın” diyorsa “niye aday oluyorsun?” diyemeyiz.
Aziz Yıldırım’a en büyük eleştiriniz ne?
Fenerbahçe ile UEFA arasında iyi ilişkiler kuramaması.
Sizce başkan kim olmalı?
Mehmet Ali Aydınlar bu işi çok iyi yapabilecek kişilerin başında gelir.
“AMERİKA DÖRDE BÖLÜNECEK, RUSYA LİDER OLACAK”
Amerika’nın geleceğine dair ilginç tezleriniz varmış.
Geleceğinin çok parlak olmadığını düşünüyorum. Amerika ekonomisi savaş ekonomisine bağlı, borcu giderek katlanıyor. Bu çok uzun gitmez. Bir kuşak sonra United States, “united” kalamayacak. Ülke dörde bölünecek. Biri Amerikan taraftarı diğeri karşıtı iki Latin devleti, bir Cumhuriyetçi Amerikan devleti bir de Avrupalıların devleti kurulacak.
Amerika bölünürse yeni bir lider çıkar mı?
Enerji rezervi dolayısıyla Rusya çıkar.
“AVRUPA, TÜRKİYE ÖNDERLİĞİNDE KURULACAK PAKTA ÜYE OLMAYA ÇALIŞACAK”
Peki ya Avrupa?
1990’larda AB projesinin asrın en aptal projesi olduğunu söylemiştim. AB ekonomik birlik olarak kalmalı siyasal birliğe dönüşmemeliydi. Gün gelecek Avrupa, Türkiye’nin liderliğinde kurulacak ve Rusya, Ortadoğu, Uzak Doğu ve Arap Dünyası’nın içinde yer aldığı bir pakta üye olmaya çalışacak.
“UZAYDA 70 DAKİKA İÇİN 95 BİN DOLAR ÖDEYECEĞİM”
Uzaya gidecek 2 Türk’ten birisiniz.
Evet, ama eğitime Ahu Aysal gitti, ben gitmedim çünkü bizi uçuracak alet yapılmamış henüz. Yapılınca eğitimi de alacağım.
Ne kadar ödediniz?
Fiyat 95 Bin 500 dolar ama henüz ödeme yapmadım. Katılacağım kesin, uydunun California’daki fabrikada üretilmesini bekliyorum.
Ne kadar kalacaksınız yukarıda?
70 dakika. Bütün dünyayı büyük bir futbol topu gibi göreceğim!
“KUZEY IRAK’LA İŞ BİRLİĞİ YAPIYORUZ”
Kuzey Irak’la Türkiye arasında yapılan doğalgaz sözleşmeleri Gazprom’la ortaklığınız dolayısıyla sizi nasıl etkileyecek?
Yeni sözleşmelerle ilgimiz yok ama Gazprom’un Kuzey Irak’taki doğalgaz yataklarında arama projesi var. İşbirliği içindeyiz.
“HAYATTA HER TÜR ÇILGINLIĞI YAPTIM”
Ben “self-made” bir adamım. Kaynakçılık ve manavlıktan kendi tırnaklarımla bu günlere geldim. Göçmen bir aileden geliyorum. 17 yaşındayken Türkiye’ye göç ettik. Bir süre manavcılık yaptım. 1961 senesinde Danimarka’da kaynakçı olarak çalışırken, ham petrolün borulardan akışını hızlandıran bir sistem geliştirdim. O şirkette kısa bir süre sonra üçüncü adam, sonra da genel müdür oldum.Üniversitede okumadım ama 8 dil biliyorum. Köpek balıklarıyla dolu bir havuza atladım, hayatta her türlü çılgınlığı yaptım.