Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İSRAİL çıldırdı çıldırmasına ama bir tek sağlam çıkan yine o. Dünden beri konuşmadığım Yahudi arkadaşım, dostum ve tanıdığım kalmadı.

        Ne mi hissediyorlar? Tek kelimeyle özetleyeyim. Korkuyorlar... İsrail’in yaptıklarından tabii ki rahatsızlar ama öte yandan en büyük endişeleri, “Tekbir” sesleri altında

        toplanan kalabalık...

        Bu sorunu salt Müslümanlık sorunu olarak kabul eden zihniyet...

        Ve sapla samanın birbirine karıştırılması... Dün Başbakan’ın AKP Grup Toplantısı’ndaki konuşmasını dinlerken ne yalan söyleyeyim yüreğim ağzımdaydı.

        Ya sağduyu giderse? Ya öfkeyle kalkılırsa? İsrail saldırısı gerçekleştiğinde herkesin ortak cümlesi şuydu:

        “İyi ki Başbakan uzakta...”

        Ortada öylesine tepki gösterilecek, öylesine nefretle kınanacak alçakça bir saldırı vardı ki en tepkisizi, en vicdansızı bile çileden çıkartacak bu eylem kim bilir Başbakan cephesinde nasıl karşılanacaktı? “One minute” çıkışının rövanşı olarak algılanan bu

        saldırının karşı açıklaması, “Göze göz, dişe diş mi?” olacaktı?

        Sorular uzadı gitti, ta ki dünkü konuşmaya kadar...

        Sadece bizlerin değil tüm dünyanın kilitlendiği konuşma sağduyulu, sabırlı ve olması gereken bir tepki konuşmasıydı. Erdoğan, tam olması gereken bir devlet adamı gibi konutu. Öfkeliydi ama öfkesini kontrol altına almayı bildi. Sorunu dünya sorunu olarak ortaya koymasıda iyi bir manevraydı. Uzun lafın kısası, konuşma dozunda, yeterli ve etkiliy di. Türk Yahudile ri ne bir yanlış yapılmaması konusun da takındığı uyarıcı tavrı ise alkışa değerdi.

        Dün İsrail Konsolosluğu’nun önünde yapılan gösteriler, atılan sloganlar, haklı tepkiler, olan biteni protestoya yönelik eylemler... Hiçbirine diyecek sözüm yok. Ölçülü olduğu sürece... Ama bu ülkede son günlerde sadece Yahudi olduğu için korkanlar var... Bu korkuyu acilen dindirmemiz lazım.

        İMZA VERİR MİSİNİZ?

        ARALARINDA Gazeteci-Yazar Ayşe Böhürler ve Sibel Eraslan’ın da bulunduğu isimler bir bildiri hazırladılar. “Bu sorun sadece Müslümanlık sorunu değildir bir insanlık sorunudur” diyerek imzamı verdiğim bu bildiriyi sizlerle paylaşıyorum: “22 Mayıs 2010 günü, aralarında Uluslararası Yardım Mevzuatı’na uygun ve barış aksiyonerlerince akredite olmuş Uluslararası Yardım Vakfı’nın da bulunduğu 32 farklı ülkeden barış aktivistleri, deniz yoluyla Gazze’ye insani yardım amacıyla yola çıkmışlardı. İçlerinde İsrail vatandaşları, Avrupa parlamenterleri, her dinden ve farklı felsefi görüşten kimseler, sanatçılar, hekimler, yazar ve gazetecilerin de bu lunduğu 700 sivil, uluslararası sularda, hukuk dışı bir şekilde İsrail Ordusu tarafından kuşatılmış, ölüm, yaralanma ve kayıplarla durdurulmuştur. Uluslararası sular da ‘beyaz bayrak’la seyrederken saldırıya uğrayan gemideki sivil gönüllüler arasında yaşlı kadınlar, genç kızlar ve bir de bebek bulunmaktadır. İsrail’in uyguladığı ağır enformatik karartmakoşulları sebebiyle, sivil barış aktivistleri hakkında sağlıklı bir bilgi alamamaktayız. Dünya barışı ve insan hakları konusunda duyarlı kadınlar olarak, sivil barış ve dünya hukukuna aykırı bu vahim durumu protesto ediyoruz. İsrail hükümetinin saldırıyı meşrulaştırmak için kullandığı olayı karartarak kavram kargaşasına yol açan ifadelerini asla kabul etmiyor, diğer ülkelerin de bu dezenformasyon tuzağına düşmemesini talep ediyoruz. Barışın önündeki tüm duvarlar kalksın. Çocuklar, siviller ölmesin.”

        Diğer Yazılar