Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Mozilla/5.0 AppleWebKit/537.36 (KHTML, like Gecko; compatible; ClaudeBot/1.0; +claudebot@anthropic.com)

        Depremle bir sarsılıyorsan…

        Birileri çıkıp bin sarsıyor.

        Sayın Beşir Atalay, tarihe geçiveren potlu “potansiyel” beyanıyla, durdu durdu, enkaza adeta bir tekme vurdu.

        Tabii ki görevi icabı birçoğumuzdan fazla koşturmuştur, tabii ki canlara o da üzülmüştür; belki şu an itibariyle lafına kendi de üzülüyordur.

        Ama o konumda, bu durumda; önce üzüleceksin, sonra konuşacaksın balam!

        Esasen, çok üzülecek, az konuşacaksın!

        ***

        Bir zamanlar “İçişleri”nin de emanet olduğu “Sayın Atalay” dedi ki, “Kendi potansiyelimizi görmek amacıyla yabancı kurtarma ekipleri bekletildi.”

        Bir cinayet mahallinde biri bunu söylese…

        Kafadan “cinayete göz yummakla” suçlanır!

        Orası bir katliam mahallidir ve kendisi “Başbakan Yardımcısı” sıfatıyla demeye getiriyor ki, “Kendi potansiyelimizi görmek için katliama daha da güçlü müdahale etmedik.”

        Öyle demiyor ama aynen öyle oluyor.

        O kadar öyle oluyor ki…

        Depremin hemen ertesi günü sabah açıklama yaptığında, “239 kişi hayatını kaybetti” diyor…

        Kısa süre sonra İçişleri Bakanı Şahin rakamı düzeltiyor: “264’e yükseldi” diye.

        Çünkü her an her saniye sayı artmakta ve “ölme potansiyelimiz” ortaya çıkmaktadır!

        Potansiyelimiz” şu anda 600’e dayanmaktadır derken 600 olmaktadır!

        ***

        O ilk gün, “Sayın Atalay”ın vaadi şöyleydi:

        Çadır, ısıtıcı, battaniye konusunda bugün itibariyle hiçbir eksik kalmayacak.”

        O “potansiyelimiz” de zortladı; çünkü ne Kızılay’ın “potansiyeli” oraya anında taşındı; ne de günler geçtikçe hiç üşümeyen kalmadı!

        Ama en beteri. en kahredicisi şu:

        Potansiyel görme” inadı olmasaydı, “mucize” sayısı belki de daha çok olurdu!

        Olağanüstü gayretle çalışan ve kurtaran ekipler; yabancıların bilgi, görgü, organizasyon ve imkanları da eklenirdi.

        Belki onlarca çocuğun, onca öğretmenin daha “hayatta kalma potansiyeli” ortaya çıkardı.

        Belki birçoklarının enkaz altındaki son nefesi seyredilmemiş olurdu.

        (Bir önceki, “Bu nedir, nedir bu!” başlıklı yazıdaki öfkemle) “Ne kadar kibir, o kadar kabir!” olmayabilirdi.

        Bunları elbette tam bilemeyiz…

        Ama “potansiyelciler”e öfkelenebiliriz.

        Çünkü, “potansiyelci”; esasında onda da tam doğru söylememekte, “İran ve Azerbaycan ekipleri hemen kabul edildi” diyerek ayrım yaptıklarını da ilan etmekte.

        Enkazdaki bir çocuğa uzanan elin rengi, dili, dini mi olur a Sayın Potalay!

        Nefesi kesilen bir bedenin, uzanan elden el beğenme potansiyeli mi olur!

        Acının ve umudun; soğuğun ve şefkatin potansiyeli mi olur!

        Binlerce insan, yüzlerce can; “potansiyel deneyleriniz”in tatbikat kobayı mıdır!

        Bırakın maddi potansiyeli, manevi potansiyele bile sığar mı bu!

        ***

        Dink cinayeti etrafında olan bitenler; Deniz Feneri iddiaları; “barış potansiyeli”ni yürütemeyen bir İçişleri dönemi…

        Bakan, Başbakan Yardımcısı bu son “potansiyeli” de tek başına şey etmişse çok ayıp ama bir iktidar sorumluluğu ve temsilciliğiyle hareket etmişse, örgütlü ayıp!

        Laftan, gaftan çok öte!

        ***

        Her deprem sonrası, günler sonra da olsa, bir umutla, her enkazda bir “mucize” bekliyoruz ama…

        Bir “potansiyelimiz” de bu.

        99’da onca kayıp, onca ayıp, onca acı karşısında “Bizim altımız çürük” diyebilen bir cumhurbaşkanından, 12 yıl sonra “Potansiyelimizi görelim istedik” diyebilen bir başbakan yardımcısına, müthiş bir yolculuk!

        O yüzden belki de…

        Potansiyelimizi görelim istedik”lerle, 30 yıl dolmadan, “kanlı afetimiz”de geldik 50 bin ölüye!

        Buna, “doğal” denen “afet potansiyelimiz”i de ekleyin; en az 30 bin ölü de enkaz altından.

        Nasıl olsa daha binlerce yoksul genci, “ölüyorum” demeyi çok erken öğrenen onca çocuğu kaybedecek kadar büyük bir potansiyelimiz var bizim!

        Not: Sayın Atalay bir tek şu açıdan Sayın Haklı: İçimizdeki bazı potansiyeller bu vesileyle yine açığa çıktı. Kötülük potansiyelleri de ama ille iyilik, kardeşlik, dayanışma potansiyeli de. Fakat bunları zaten biliyorduk Sayın Pot!

        Diğer Yazılar

        Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Detaylı bilgi almak için ‘Çerez Politikasını’ ve ‘Aydınlatma Metnini’ inceleyebilirsiniz.
        Bu çeviride Google Translete kullanılmıştır. Anlam ve çeviri hatalarından haberturk.com sorumlu değildir.