Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Türk yöneticiler artıyor | Dış Haberler

        BM'nin Pakistan'a Yardımlardan Sorumlu Özel Temsilcisi Büyükelçi Rauf Engin Soysal, uluslararası kuruluşlarda Türk yöneticilerin sayısının artmasını, ''Türkiye'nin dünyada yükselen profilinin göstergesi'' olarak nitelendirdi.

        Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki BM ofisinde demeç veren Soysal, Pakistan'ın devasa bir felaketle karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun tarafından yapılan iki milyar dolarlık acil yardım çağrısına uluslararası topluluğun gerekli cevabı vermediğini belirtti.

        BM Pakistan Özel Temsilciliğine atanma sürecini analatan Soysal, 19 Eylülde Amerika'nın New York kentinde düzenlenen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da katıldığı Pakistan'a yardım toplantısı sırasında Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun temasları sonucu bu göreve atandığını söyledi.

        Soysal, BM bünyesinde böylesine önemli bir göreve getirilmesini ''kendisi için büyük bir sürpriz'' ve ''hayatında unutamayacağı özel bir an'' olarak nitelendiren Soysal, ''Çok kısa bir sürede yapılan bu atamanın BM tarihinde benzerinin çok nadir yaşandığını biliyoruz. Bu atama Türk Milletinin dünyada yükselen profilinin göstergesidir'' dedi.

        2007 ile 2009 yılları arasında Pakistan'da büyükelçi olarak görev yaptığını hatırlatan Soysal, şunları kaydetti:

        ''Pakistan'da Türk olmanın sayılamayacak kadar çok avantajını gördüm, eşim ve ben kendimizi Pakistan halkının bir parçası olarak görüyoruz. Bunun için bu kutsal görevi severek yerine getiriyoruz. BM'nin özel temsilcisi olmak büyük sorumluluklar getiriyor, omuzlarımdaki yük daha da ağırlaştı, ülkem adına büyük önem arz eden bu görevi en güzel şekilde yerine getirmek için elimden geleni yapacağım.''

        AB DAİMİ TEMSİLCİSİ BÜYÜKELÇİ SELİM KUNERALP

        Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Selim Kuneralp, bu görevine ilaveten Nisan ayından beri 53 üye ve 24 gözlemci ülkenin temsil edildiği Enerji Şartı'nın Konferans Başkanlığını yürütüyor.

        Tüketici Avrupa Birliği ile Türkiye ve Ukrayna gibi transit ülkeleri ve Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrikalı üreticileri biraraya getirerek enerji işbirliğinde çok taraflı hukuki bir çerçeve ve piyasa kuralları oluşturmasını hedefleyen Enerji Şartı'ndaki toplantıları yöneten Büyükelçi Kuneralp, soruları cevaplandırdı.

        "Enerji Şartı Konferans Başkanlığı için Nisan ayı başındaki seçimde tek aday olarak oybirliğiyle seçildim. Bu neticeyi almamızın başlıca nedeni Türkiye'nin enerji alanındaki çok ağırlıklı yeridir" diyen Kuneralp, dünyada önemi gittikçe artan enerjide çevresindeki üretici ülkelerle tüketici AB arasında köprü rolü oynadığını vurguladı.

        Büyükelçi Kuneralp, "Türkiye, Enerji Şartı'nda başından beri çok aktif şekilde yeralmıştır. Kuruluşundan beri Enerji Şartı Transit Komitesi'nin başkanlığını yürütüyor. Konferans başkanlığına getirilmem Türkiye'nin bu alanda oynadığı yapıcı rolün tanınması şeklinde yorumlanabilir" şeklinde konuştu.

        Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Kerkük-Yumurtalık boru hatlarıyla Nabucco projesi başta olmak üzere enerjide hem Doğu-Batı, hem de Kuzey-Güney bandında transit rolü oynayan birçok projeye ev sahipliği yapan Türkiye'nin artan rolüne paralel olarak Türk vatandaşlarının ilgili uluslararası örgütlerde önemli görevler üstlenmesinin doğal karşılanması gerektiğini belirten Kuneralp, "Türk vatandaşlarının önemli uluslararası görevlerde bulunmasının Türkiye'nin tanıtımı açısından çok olumlu yansımaları oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

        NATO GENEL SEKRETER YARDIMCISI HÜSEYİN DİRİÖZ

        NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Diriöz, Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrara katkısını artırdığı ölçüde uluslaraarsı kuruluşlardaki etkinliğini de artırdığını söyledi.

        NATO karargahındaki makamında soruları cevaplayan Diriöz, 1952 yılından beri NATO üyesi olan Türiye'nin uzun bir süredir NATO'da üst düzeyde temsil edilmediğini hatırlatarak, kendisinin bu göreve atanmasıyla bu boşluğun telafi edilmiş olduğunu anlattı.

        Askeri yönüyle tanınan NATO'da askeri yapının planlanması ve siyasi yapıyla ilişkisi yanında NATO'nun komuta yapısı, stratejisi ve güvenlik politikalarında NATO sekreteryasının önemli rol oynadığını anlatan Diriöz, "Tabiatıyla NATO hükümetlerarası bir kuruluş. Hükümetlerin temsilcileri NATO'nun gerekli organlarında kararları alıyorlar, ama bu kararların şekillenmesinde ve yönlendirilmesinde NATO sekreteryasının yani bizlerin önemli katkısı oluyor" dedi.

        Hüseyin Diriöz, "Şüphesiz ki Türk diplomatların ve diğer görevlilerin uluslararası örgütlerde önemli görevler üstlenmeleri, tabii ki Türkiye'nin profilini yükseltiyor. Giderek daha aktif hale gelen Türkiye'nin uluslararası toplumla, dünyayla etkileşimini bir nevi ortaya koyuyor ve bunun bir göstergesi oluyor. Tabiatıyla benim gibi görevliler uluslararası teşkilatların memuru oluyorlar, teşkilat için çalışıyorlar. Burada Türkiye'yi temsil eden ayrıca büyükelçimiz var. Ama yine de uluslararası kuruluşlarda Türklerin üst görevlerde olması bu yüksek profilli, yüksek tempolu dış politikaya yardımcı oluyor" diye konuştu.

        AKPM BAŞKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU

        Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, şu ana kadar uyguladıkları politikalarla AKPM'nin en başarılı başkanlarındın biri olarak gösterildiğini, bunun da Türkiye'nin imajına olumlu katkı yaptığını söyleyerek, Türkiye'nin dönem başkanlığındaki Avrupa Konseyinin çok daha görünür, çok daha etkili bir kurum olacağını bildirdi.

        Çavuşoğlu, AKPM'ye seçilme sürecini, çalışmalarını ve Türkiye'nin kasım ayında başlayacağı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dönem başkanlığını anlattı.

        AKPM başkanlığına seçilme sürecini anlatan Çavuşoğlu, Türkiye'nin üye olduğu 1949 yılından beri, 61 yıllık bir zaman diliminde Avrupa Konseyinde inişli çıkışlı bir dönem geçirdiğini, Türkiye'nin bu dönemin büyük bir bölümünü de demokrasi alanındaki sorunları nedeniyle eleştirilen ve denetlenen bir ülke olarak yaşadığını hatırlattı.

        Çavuşoğlu, 2004 yılında Türkiye üzerindeki denetimin kalkmasıyla birlikte Türk delegasyonunun önünün açıldığını, o zamana kadar hayal etmedikleri makamları artık düşünmeye başladıklarını belirterek, "Diyebiliriz ki artık savunmadan çıkıp atağa geçtik" dedi. Kısa süre içinde bazı komisyon başkanlıklarını ve siyasi partilerdeki önemli bazı görevleri almaya başladıklarını anlatan Çavuşoğlu, atak bir politika izleyerek, Avrupa'nın çeşitli sorunlarına karşı kendilerini daha sorumlu hissetmeye başladıklarını ifade etti.

        Mevlüt Çavuşoğlu, 2008'de Avrupa Konseyinde tekrar bir rotasyon anlaşması yapılmasıyla, AKPM başkanlığının 2010 yılında üyesi olduğu Avrupa Demokratları Partisine verileceği anlaşıldığı zaman, bu başkanlığı parti adına kazanabileceğini düşündüğünü, 2009 yılından sonra da bu adaylık sürecini ciddi bir şekilde planlamaya başladıklarını bildirdi. Konseydeki çeşitli temasları sonrasında aday olması yönünde teşvikler aldığını belirten Çavuşoğlu, bu kararını yakın dostu da olan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile paylaştığını, sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ilettiklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan'dan çok büyük destek gördüğünü, konseyde 10 yıl kadar çalışmış olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de bu süreçle çok yakından ilgilendiğini anlatan Çavuşoğlu, aldığı bütün bu desteklerle güzel bir lobi çalışması yaptıklarını ve parti içinde yapılan, karşısında partinin başkanının yer aldığı zor seçimi kazandığını anlattı.

        "Ondan sonraki süreçte yine bizim önümüzü kesmek için değişik girişimler olmadı değil. Buna karşı biz de bütün ülkelerin desteğini alma çalışmaları yaptık. Şu ana kadar bir başkan adayı için en çok imza bizim için toplandı; normal şartlarda 10-15 imza verilirken benim için 40'a yakın ülkeden 160 kadar imza verildi. Başka da aday çıkmadığı için, 2010 ocak ayında oybirliğiyle başkanlığa seçildim."

        AA

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ