Dünyanın en ilginç kokan lokasyonları: Tat, koku ve tarihin harmanlandığı bu yerler duyularını şaşkına çevirecek!
Bazı yerler var ki ziyaret ettiğinizde sadece bir fotoğraf çekmek ve dönmekle yetinemezsiniz; duyularınızın tümünü harekete geçirir, sizi bambaşka bir deneyime sürükler. Yiyeceklerden kokulara, sulardan tarihi yapılara kadar farklı duyulara hitap eden dünyanın en sıradışı destinasyonlarını bir araya getirdik. Hem merak uyandıran hem de bazılarınızın midesini bulandıracak bu deneyimlere hazır mısınız?
ABONE OLDünyanın dört bir yanında, geleneksel turistik mekanlardan farklı olarak, ziyaretçileri şaşkına çevirecek, bazen midesini bulandıracak bazen de büyüleyecek mekanlar bulunuyor. Bu yazımızda, İsveç’te iğrenç yemeklerin sergilendiği bir müzeden, Doğu Timor’un unutulmuş bir termal cennetine, Avusturya’daki bir koku laboratuvarından, Türkmenistan’daki gizemli bir yeraltı gölüne kadar ilginç ve sıradışı destinasyonları inceleyeceğiz. İşte detaylar...
Yiyecekler sadece bir beslenme kaynağı değil, aynı zamanda kültürel kimliğin de bir parçasıdır. Ancak bazı yemekler var ki, bir topluluk için vazgeçilmez bir lezzetken başka bir topluluk için mide bulandırıcı olabilir. İsveç’in Malmö şehrinde bulunan İğrenç Yemek Müzesi tam olarak bu farklılıkları ortaya koyuyor.
Bu müzede, dünyanın en tuhaf ve en iğrenç yiyecekleri sergileniyor. Kanada ve ABD’de oldukça popüler olan root beer, Avrupalılar tarafından diş macununa benzetildiği için listede yerini alıyor. Ancak asıl dikkat çeken ürünlerden biri şüphesiz Surströmming. Fermente edilmiş Baltık ringası olan bu yiyecek, kokusuyla bütün ortamı sarar ve çoğu insan için dayanılmazdır.
Ziyaretçiler, müzedeki bazı yiyecekleri koklama ve tatma fırsatı bulabiliyor. Kendi damak zevkini zorlamak isteyenler için eşsiz bir deneyim sunan bu müzede, yiyeceklerle ilgili önyargılarınızı sorgulamak kaçınılmaz olacak.
Doğu Timor’un dağları arasında gizlenmiş bir termal cennet olan Marobo Kaplıcaları, yıllar önce inşa edilen ancak zaman içinde unutulan bir tesisin kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Buraya ulaşmak için engebeli ve zorlu bir yoldan geçmek gerekiyor, ancak vardığınızda doğanın sessizliği ve kaplıcaların rahatlatıcı etkisi sizi büyüleyecek.
Kaplıcalar dakikada yaklaşık 2000 litre su üretiyor ve suyun içeriğindeki yüksek kalsiyum oranı onu sağlık açısından değerli kılıyor. Ancak en dikkat çekici özelliği, keskin sülfür kokusudur. Bu koku kimileri için rahatsız edici olabilirken, bazıları için bu doğal ortamın ayrılmaz bir parçasıdır.
Viyana’da bulunan Supersense, duyularınıza hitap eden benzersiz bir mekândır. Neo-Gotik bir yapıda yer alan bu mekan, kahve ve tatlı sunan bir kafenin ötesinde, koku ile hafıza arasındaki bağlantıyı deneyimleyebileceğiniz bir laboratuvara sahip.