İşte Erol Mütercimler'in Bardakçı'ya yanıtı...
Sabah yazarının intihaline Mütercimlerin yanıtı ne oldu?
Murat Bardakçı’ya yanıtımdır.
Önce Murat Bey’in kimliğim konusunda eksik bıraktığı kısmı tamamlayayım.
- Deniz Kuvvetleri’nde öğretmen subay olarak görev yapıp binbaşı rütbesinden emekli oldum. Fizik öğretmenliği ile başladım, uluslararası ilişkilerde yüksek lisans ve doktora yaptım. Doktora tezimi emeklilik sonrası savundum. Subaylık yaptığım süre boyunca da öğretmenliğin yanısıra ‘basın yayında’ ve Beşiktaş Deniz Müzesi’nde müdürlük görevlerinde bulundum. Bunun nedeni de, subaylık sürem boyunca ‘deniz tarihine’ olan yakın ilgimdi. Hem sahne ve radyo oyunları yazıyor hem de Deniz Kuvvetleri Dergisi’ne makaleler yazıyordum.
- Nusrat Mayın Gemisi’nin komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’nın ölümü konusunda iki tez vardı. Birisine göre Hakkı, mayınların döküldüğü gece gemide ölmüştü. İkincisi de olaydan yaklaşık altı ay sonra Eylül 1915’de hastanede ölmüştü. Birinci tezin dayanağı, 1935 yılında yayınlanmış olan Yedigün Dergisi’nde Turgut Etingü imzalı bir röportajdı. Orada mayın grup kumandanı emekli Binbaşı Nazmi Akpınar mayınların dökülüşünü kastederek, “Hakkı üç gün sonraki bayramımızı göremedi” ifadesini kullanmıştır. İşte buradan yola çıkarak, sahne oyununu kaleme alırken, Hakkı’nın gemide öldüğü sahnesini yazdım. Ayrıca Bardakçı’nın dediği gibi, 1987 yılında yayınlanan “Destanlaşan Gemiler” kitabımda da böyle yazdım.
- Bardakçı’nın, “İşlerin bu hale gelmesinde Erol Bey’in çok vebâli vardır” suçlamasına neden olan “yanlışlık” budur.
- Ancak, kitabın yayınlanmasından hemen sonra, Amiral Fahri Çoker’in ve Amiral Vehbi Ziya Dümer’in uyarısıyla, ölüm tarihi konusundaki yanlışlığı düzelten makale ve makaleleri Deniz Kuvvetleri Dergisi’nin çeşitli sayılarında yayınlayarak düzelttim. Bunun yanısıra 2005 yılında yayınlanan “Gelibolu 1915” adlı kitabımda da 90 yıl boyunca yapılan yanlışları ve hataları ortaya koyup, bir numaraya da kendi yaptığımı yerleştirerek, bir kez daha “sivil okuyucu” için yayınladım. Üstelik özür dileyerek. Bir akademisyene yakışan da yanlışını düzeltmektir. Hem bilim adamlığı ahlakı hem de etik bunu gerektirir.
- Yüzbaşı Hakkı’nın akıbeti ve ailesi hakkında bilgi araştırma serüvenim 1982 yılından başlar... Tüm serüveni de “Kadınlar Gemiler Otomobiller” adlı kitabımda kaleme almıştım.
- Deniz Müzesi Müdürlüğü’ne gelince; bu görevi 1992-1995 yılları arasında yaptım. Zaten o tarihe kadar çoktan düzeltme makaleleri yazılmıştı. üstelik bu bilgiler Deniz Müzesi arşivinde ‘latin harflerine’ çevirilerek dosyalarda mevcuttur. Yani bu konu için Osmanlıca okumanıza gerek yoktur.
- Bir önemli konu da mayınların dökülüş tarihi konusundaki çelişkinin düzeltilmesidir. İlkokuldan beri öğrendiğimiz tarih 17 Mart’ı 18 Mart’a bağlayan gece döküldüğü yönündedir. Küçük rütbede fizik öğretmeni olmama karşın deniz tarihi araştırmalarım sonucunda, daha önce yayınlanmış ama kıyıda köşede kalmış Binbaşı Nazmi’nin, oğlu Sedat Akpınar’ın verdiği fotokopiden yararlanıp, hatıra defterinden alıntı yaparak doğru tarih olan 7/8 Mart 1915 tarihini de, 1980 sonrası Deniz Kuvvetleri Dergisi’nde ilk yayınlayan genç kuşak temsilcisi de benim.
Tüm değerlendirme okuyucuya kalmıştır.
Yazı Boyutu
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ