Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem bonzai, bonzai bağımlılığı, bonzai satışı, amatem, bonzai tedavisi, sorel dağıstanlı, ayık yaşamda buluşalım derneği, aybuder, balıklı rum hastanesi

        YAZI DİZİSİ - Sorel DAĞISTANLI / HT GAZETE

        Zeyit Üstün henüz 21 yaşında. Liseyi ikinci sınıftan terk etmiş. Uyuşturucuyla 15 yaşındayken Çatalca'da bir yurtta tanışmış. Bazı arkadaşlarının derslere girmediğini fark edince peşlerinden gitmiş. En iyi anlaştığı arkadaşlarının uyuşturucu kullandığını görünce önce tepki göstermiş ama sonra o da onlarla birlikte içmeye başlamış...

        "Başka seçeneğim yoktu. Kendimi en iyi onlarla ifade edebiliyordum" diyen Zeyit, tam 6 sene uyuşturucu belasının pençesinde kalmış. Şimdi AYBUDER'de hayata tutunuyor.

        "Madde ve alkolle başladım. Sonra uyarıcı haplar ve devamı geldi. Hepsini kullandım. Aile içinde, toplumda kendimi ifade edemedim. Bunu bir şekilde yapmam gerekiyordu. Çevremde uyuşturucu vardı. Ben de ona yöneldim" diye başladığı hikayesini şöyle sürdürüyor;

        "Ağabeyimle birlikte içmeye başladım. Askere gitmeden önce sadece haftasonları içiyordum, askerde hergün içmeye başladım. Çok rahat bir şekilde bulabiliyorsunuz. Matbaacılık yapıyordum, bıraktım. Ailem maddi desteği kesti. Bu sefer dışarıda kimde kredim varsa onu kullanmaya başladım. Onları da tüklettim. Ve kişilikten karakterden yemeye başladım.

        'GASP YAPACAKTIM'

        Bonzai halüsinasyon görmene neden oluyor. Mesela arkadaşımla oturuyordum. Gözümün önünde 3-5 kişi daha belirmeye başladı. Aynaya baktım yüzümün yarısı yoktu. Ayılınca fark ettim. Maddi gelirim vardı. Matbaam, kredi kartlarım vardı. Babam öğrenince hepsine el koydu. Buraya gelmeden 2 gün önce epey yoksunluk çektim, hasta oldum. O dönem gasp yapmaya niyetlendim ama yapamadım. Şükür AYBUDER'i buldum. Burada tedavi yok ama bırakıyorsun. Üstelik ilaç kullanmadan. İki aydır uyuşturucu almıyorum."

        26 yaşındaki Tufan Arıkan, henüz 15 yaşında Kuleli Askeri Lisesi'nde okurken uçucu madde koklayarak tanışmış uyuşturucuyla. Bir yıl boyunca uçucu madde kullanmış. "Neden?" sorusunun yanıtı ise aynı: "İlgisizlik ve var olma isteği."

        Devam ediyor Tufan: "Dağınık bir aileden geliyordum. Ailemle ilişkim kötüydü. Babam çok öfkeliydi, cezaevinde de yattı. Birkaç kere annem ile babam evlenip boşandı. Beni Kuleli'ye gönderdiler. Uyuşturucuya başlama nedenim askeri okuldaki depresyon haliydi. İlk yıl çok istiyordum okulu ama sonra dışarıdaki hayat daha cazip geldi. Arkadaşlarım içiyorum diye beni tuvalette hortumla dövdüler. Ama sonra onlar da benimle birlikte içmeye başladı. Sonra alkol almaya başladım çok miktarda. Sonra her türlü uyuşturucuyu kullandım. Hergün kullandım."

        "HIRSIZLIK YAPTIM"

        Bonzaiyi ilk kez 2008 yılında kullandığını anlatan Tufan, "Yurtdışından geliyordu o zamanlar. Hergün bonzai kullanıyordum artık. Bir paketi bir günde içiyordum. Bonzaiden sonra diğerleri yetmemeye başladı. Defalarca kalp krizi geçirdiğimi zannettim. Kan kustum ama yine içtim. Sizi deli etse de içmeye devam ediyorsunuz... Hayali bir dünya kurup insanları korkunç görüyordum. 1.5- 2 ay kadar elektrik kullanmadan yaşadım. Ara sıra gelen kuzenimi tanımıyor, polis ya da kötü insanlar zannediyordum. İkinci yılın sonunda ailem beni okuldan almak zorunda kaldı. Sabahları tuvalette uyanırdım.''

        'Uzun süre ailesinden para aldığını ifade eden Tufan, "Bazen hırsızlık yapıyordum. O gün uyuşturucu almam için ne gerekiyorsa, yapıyordum. Artık günde iki paket bonzai içiyordum. Paket başına 160 lira veriyordum. Hergün o parayı bulmak zorundaydım'' diyor.

        ''BEŞ AYDIR TEMİZİM''

        Şimdileri ise Tufan, şöyle anlatıyor: ''Önceleri 'bu benim' diyerek durumumu kabullenmiştim. Çünkü kurtulmak için denemeler yapıyordum, olmuyordu. Psikiyatriste gittim olmadı. Sonra buraya geldim. İlk günler kullanıyordum ama burada konuşulanlar kafamda dönmeye başladı. 5 aydır buradayım ve kullanmıyorum. İlk başlarda 4-5 gün uyuyamadım. Saç diplerim ağrıyordu ama geçti. Şu an çok iyiyim. Artık öfkemi bile kontrol etmeyi öğrenebildim. Müziği çok seviyorum, gitar çalıyorum. Buna devam edeceğim. Bu yola baş koydum. Bu bataklığa düşenleri kurtarmaya çalışacam. İlaç sanayii ya da bundan para kazananlar bizi pompalıyla vurmazsa elimizden geleni yapacaz.''

        Yavuz Tufan Koçak 55 yaşında. Hayatı alkol ve uyuşturucuyla mücadele ederek geçmiş. Kendiside eski bir bağımlı. Alkol ve uyuşturucu nedeniyle herşeyini kaybedip sokaklarda yaşamış. "Yerden izmarit toplamaya başladığım an bittiğim andı" diyor. Ama o bitiş anının aynı zamanda yeniden bir başlangıç olduğuna inanıyor. Sefaköyde 70 metrekarelik bir dairede yardım elini uzattığı gençler ile birlikte kalıyor. Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER) onun fikri. Dernekte bir tedavi uygulanmadığının altını çizen Koçak'a göre bunun bir tedavisi yok. Ömür boyu süren bir hastalık. Peki bu gençler nasıl kurtulacak? Derneğe gelen gençlere nasıl yardım ediyorlar?

        ''Biz burada Türkiye'de olmayan bir sistemin küçük bir örneğini yapmaya çalışıyoruz. Kendimden yola çıkarak bunu yaptım. Eski bir bağımlıyım ya da hala iyleşmekte olan bir bağımlı diyelim. Bağımlılıktan kurtulmak için her yolu denedim bu ülkede. Özel hastaneler, psikiyatrisler, ilaçlar, hacılar, hocalar herşeyi denedim ama olmadı. Yaşım 43 olmuştu ve kaybedilecek ne varsa kaybettim. Daha önce öğrendiğim 1930'larda ABD'de başlayan bir sistem vardı. 12 basamaklı toplantılar... Yani adsız alkolikler, adsız narkotikler gibi. ABD bunu 100 yıl önce yapmış. İyileşmekte olan bağımlılar, birarada olunca bunun inanılmaz bir etkisi olduğunu görmüşler. O toplantılara gitmiştim ama içmeyi kesemediğim için kopmuştum. Yerden izmarit topladığım dönem bu toplantılara tekrar gittim ve hayatım düzelmeye başladı. Burada da onun benzerini yapıyoruz. Yani hiç ilaç almadan bağımlıların bir arada olduğu, gurup toplantıları düzenliyoruz. Hobi faaliyerleri yürütüyoruz. Becerilerini geliştiriyoruz."

        ''DÜRÜSTLÜK ŞART''

        ''Bizim insanımız hastanede 5 ay yatınca kurtulunduğunu düşünüyor ama yanılıyorlar. Bazı doktor ve hastaneler de bunu kullanıyor. Halledecek gibi davranıyor. İlaçlar veriliyor ama olmuyor. Dürüst olan doktor ve hastanelerin şunu demesi lazım ; ''Biz sadece kanı temizliyoruz iyileşme kolay değil bununla ilgili rehabilite merkezi Türkiye'de yok.'' Ama demiyorlar niye çünkü Türkiye'de rant var. Hem ilaç sanayii hem de psikiyatristler para kazanıyorlar. Ben tanınmış bir özel hastaneye alkol için yattığımda uyuşturucu bağımlısı olarak çıktım. Bugün bana yetki verseler özel hastaneleri ve Amatemleri kapatırım. Oralara normal giren anormal çıkıyor. Müthiş bir izolasyon var. Demir kapılar var. Oralarda ben yeni torbacılar tanıyorum. Yeni maddeler ile tanışıyorum.''

        ''FİLMLERDEKİ GİBİ KRİZ GEÇİREN OLMAZ''

        Koçak sözlerini şöyle sürdürüyor: "İki yıl oldu bu derneği kuralı. Filmlerdeki gibi kriz geçiren olmadı, bunlar tamamen psikiyatrik. Bağımlılık bir ruhsal hastalık. Bizim burada bir çocuğun bir köpeği sahiplendiği zaman hormonlarının nasıl düzeldiğini görüyorsunuz. Bunları ilaçla yapamazsınız. Bizim amacımız duyguların normale dönmesi. Öfkelerini yenmeleri, kendilerine güvenlerini kazanmaları. Aileler 43 yaşında da olsa 17 yaşında da olsa evladına çocuk gözüyle bakıyor. Hala onları ellerinden tutup gezdiriyorlar hastane hastane. Halbuki biz ne yapıyoruz diye hiç düşünmüyorlar. 43 yaşına gelen birisi hala annesinin banyoda onu yıkadığını söylüyor. Çocuklara, üzülmesin, stres olmasın diye sorumluluk vermiyorlar. Çocukların gözlerine bakarak onları dinlemek gerek. Başarının, mutluluğun kaf dağının tepesinde değil anda olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu bir aile hastalığı. Kimseyi suçlamadan herkesin değişmesi gerektiğini söylüyoruz.''

        ''BONZAİYİ İNTİHAR İÇİN İÇİYORLAR''

        Bonzai kullananlar ile diğer maddeleri kullananlar arasında müthiş fark var olduğunu belirten Koçak, "Bonzai bir uyuşturucu ya da uyarıcı değil. Bu bildiğimiz bir zehir. Bunu kullananlarda gözlemlediğim birşey gerçekten intihar amaçlı içiyorlar. Yani ölmek istiyorlar. Ölüm tribini yaşayan bir insanın yarım saat geçtikten sonra tekrar aynı maddeyi kullanmasının bir anlamı yok. Bunun bir özelliği var: Önlerinde 10 paket duruyorsa 10 paketi de bitirmek istiyorlar. Bonzai kullanan şimdi diğer maddeleri kullanmak istemiyor çünkü kesmiyor artık. Çocukları sigaranın ucunda alıştırıyorlar. Sigara diye veriyorlar. Anne babalar çocuğunun sigara içtiğini zannediyor ama bonzai içiyor. Ayırt edemezler çünkü kokusu yok. Bonzai denen lanetin verdiği zararı fark etmiyorlar o sırada" diyor.

        ''Çocuğunuzun gözlerine bakın''

        Ailelere ''Anne babalara şunu demek istiyorum. Bonzai kullanan bir çocuğun gözlerine bakın. Bir hayalet gibi bakmaya başlıyorlar gözler değişiyor. Davranışları değişiyor. Hemen öfkeleniyorlar. Muhakkak kusuyorlar'' diye seslenen Koçak, sözlerini şöyle tamamlıyor:

        ''275 bin denetimli serbestlik dosyası var. Laboratuvarlar yetmiyor. Pazar günü bonzai kullanan bir arkladaş pazartesi temiz raporu alıyor, nasıl olabilir? Ne Adli Tıp ne de Amatem'lerin laboratuvarlarının yetmediğini, polis yetkililer söylüyor. Bir sene iki sene süren denetimli serbestlikten bir bağımlıya yarar gelmez. Şu anda İran'da bile olan küçük yaşam atölyeleri şeklindeki rehabilitasyon merkezlerini Türkiye'de yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu ne demek 3-5 dönüm arazi üzerine prefabrike ev olabilir, basit binalar olabilir... Hayvanların olduğu bitkilerin olduğu bir köy kurmak istiyorum. Saz kursu olsun, çeşitli kurslar olsun. Bu çocuklar var olduklarını görmek istiyorlar. Doğru sistem olduğunda eroin bağımlıları da bonzai bağımlıları da iyileşiyorlar.''

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ