Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Yargı İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında 75'inci duruşma: Ara karar açıklaması bekleniyor

        Görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 75’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda başladı. Mahkeme heyeti, tutuklu 13 sanığın beyanlarını aldıktan sonra tahliye taleplerine ilişkin ara kararını açıklayacak.

        ANKA'da yer alan habere göre; bu haftanın başından itibaren tutuklu 53 sanığın tahliye taleplerinin alınmasına devam ediliyor. Duruşmada, kalan 13 kişinin savunmalarına geçildi.

        REKLAM

        İlk olarak Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık savunma yaptı. Somut delil, tanık veya gizli tanık beyanı olmadan 1,5 yıldır tutuklu olduğunu belirten Ayık, "Medya AŞ’deki maaşım dışında tek bir kuruş uhdeme hiçbir zaman geçmemiştir. MASAK benim hakkımda bir rapor düzenlemedi.

        Hep anne babamla yaşadım. Bir evim, bir arabam yoktur. Banka kayıtlarım sanıyorum incelenmiştir. Şüpheli tek bir işlem yoktur. Çıkar amaçlı suç örgütü davasında tutukluyum ama benim uhdeme geçen hiçbir menfaatim yoktur.

        REKLAM

        Dolayısıyla bir çıkarım da olmamıştır. Ben Kadir Topbaş döneminde işe başladım. Varlığından haberdar olmadığım bir örgüt yüzünden 1,5 yıldır çile çekiyorum" ifadelerini kullandı.

        Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık, İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin adına avukatı Pınar Çengel ile Turgut Hökenek, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç, iş insanı Güldem Şık ve İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz de tahliye taleplerine ilişkin açıklamalarını tamamladı.

        Kişisel olarak zenginleşmediğini dile getiren Barış Kılıç, şunları söyledi:

        "Kişi kartımda mal varlığıma yazılanlardan bir tanesi de Kültür AŞ kurumunun 7 aracı da şahsi mal varlığımmış gibi iddianameye konulmuştur. Bunlar Kültür AŞ’nin malı değil, kiraladığı araçlar ama bunlar nedense benim kişi kartımda mal varlığım olarak yazılmıştır.

        İlk savunmamda kızım Alya’nın kreşten mezuniyetine denk gelmiştik, bugün de 1’inci sınıf arkadaşları ve ailelerinin tanışması olacak. Oğlum Kuzey ben tutuklandığımda emekliyordu, konuşamıyordu.

        Bugün koşuyor ve 1,5 senede 10 saat görebildiği bana çok şükür annesi öğretmiş, onun sayesinde babam diye seslenebiliyor. Benimle birlikte ailem de tutuklu. Biz sizden her türlü adli kontrolle tahliye etmenizi ve aklanıp beraatimi talep ediyoruz."

        Delil karartmasının mümkün olmadığını vurgulayan Güldem Şık da şöyle konuştu:

        "Bu ifade vericilerin zaten vicdanları yeterince kararmıştır. Benim daha da karartmama ihtiyaçları yoktur. Ayrıca kendi teslim olmuş ve 18 aydır tutuklu olan birinin kaçma şüphesini hâlen barındırması da hayatın olağan akışında yoktur.

        Bununla beraber kaçmayı bırakın, bugün tahliye olsam evimde dışarı çıkabilecek ne bir işim ne bir ofisim ne de hayatımı idame ettirebilecek bir gelirim vardır. Zaten bu davada olduğumdan dolayı cüzzamlıymışım gibi davranılacağından da hiç şüphem yoktur. Buna arkadaşlarım ve tanıdıklarım da dahildir aynen şimdiki gibi.

        Sözün özü dışarıda bir yangın yeri beni beklemektedir ve bu yangına dökülecek bir bardak su, bu hazirunda yoktur. Bu yaşıma kadar ailemi ne maddi ne manevi bu kadar zor duruma sokmamıştım. Savunmalarda dinlediğiniz gibi ne tarafıma verilen ifadelerde ne de anlatımlarda istenen paralar, alınan arsalar, verilen villalar yoktur."

        "ÇOCUKLARIMIN BENİ UNUTACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM"

        Kağan Sürmegöz de tutukluluk sürecini, "Bu süreç içerisinde bizlerin de yaşadığı zorlu süreçler bir tarafa, ailemizin de çektiği bir o kadar zulümdür. Bolu’dayken 5 saat yol gidiyorlar, 45 dakika görüşüyoruz, 5 saat geri dönüyorlar. 5, 7 ve 9 yaşlarında 3 erkek çocuğum var. Ortanca oğlum tutuklandığımda kreşe gidiyordu, şimdi ilkokul 2’ye başladı.

        En küçük oğlum 3 yaşındaydı, şimdi 5 yaşına geldi, anaokuluna başladı. Büyüyorlar ama bana en çok ihtiyaçları olduğu anlarda ben yokum. Dolayısıyla artık çocuklarımın beni unutacağını düşünüyorum. Annem ve babam da ilerlemiş yaşlarına rağmen peşimizde koşuyorlar. Dolayısıyla lütfen ve lütfen sizden tutuksuz yargılanmamızı istiyorum" sözleriyle anlattı.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ