Hayat, caz şarkısına benzer, ne zaman biteceğini bilemezsin!
Ümran Avcı haftanın yeni çıkan kitaplarını tanıtmaya devam ediyor. Bu haftanın kitabı Everest Yayınları 2012 İlk Roman Ödülü'nü kazanan ve Ercüment Cengiz'in kaleme aldığı "Gırnatacı"
Ümran Avcı haftanın yeni çıkan kitaplarını tanıtmaya devam ediyor. Bu haftanın kitabı Everest Yayınları 2012 İlk Roman Ödülü’nü kazanan ve Ercüment Cengiz’in kaleme aldığı “Gırnatacı”
ÜMRAN AVCI / HABERTURK.COM - KÜLTÜR SANAT
avci.umran@gmail.com
Gözünüzü kapatın. 1800’lü yıllara Sultan Abdülhamit dönemine uzanın. Kulağınızda gırnatanın yanık sesini duyun. Siz gırnatanın hüzünlü sesiyle kendinizden geçerken, bileklerini kesen Bir Türk, bir Ermeni’yle kan kardeş olsun. Bir Ermeni’yle bir Türk de birbirine aşık olsun. İşin fenası birbirlerine kanını bulaştıran iki arkadaş aynı Ermeni kıza tutulsun. Padişah ferman versin, Ermeni kıza tutkun gırnatacı aşık, sevgilisini ve gözü yaşlı annesini bırakıp Amerika’ya yola çıksın.
Sonra mı?
Aslında sonrası yok…
Sonrası Turgenyev’in dediği gibi belki de…
“…Bundan sonrasını ancak bir müzik parçası anlatabilir”
***
Sultan II.Abdülhamit dönemi. 1 Mayıs 1893 yılında Chicago Jackson Park'ta Amerika kıtasının keşfinin 400. yılı onuruna büyük bir Colomb sergisi açılacaktır. Davet edilen her ülke sergiye kendini en iyi ‘ifade’ edecek biçimde hazırlanır. Osmanlı da bir musiki heyeti göndermeyi uygun bulur. Heyette, Galata’da Küplü Meyhane’de gırnata çalan 17 yaşndaki Osman da vardır. Çünkü genç yaşına rağmen Osman gibi klarnet çalan yoktur… Ama Osman güzel Ermeni kızı Meline’ye aşıktır. Meline de ona… Bu aşkın bir üçüncü kişisi de Osman’ın kan kardeşi Kevork’tur.
Annesinin, bu sevdaya itirazına kulağını kapatır Osman ama padişah fermanına boynu kıldan ince kalır. Son bir kez vedalaşır Meline’si ile ve ertesi gün gırnatasını da yanına alıp musiki heyetiyle bir başka kıtaya yol alır.
Chicago’da ilk günler şaşkınlıkla geçer. Osman yavaş yavaş kendi başına dışarıya çıkma başlar. Caddede müzik aletleri satan bir mağazada klarnet bakıp ‘sesi nasıl?’ diye üflerken cazın üstadı Scott Joplin tarafından keşfedilir… Osman’ın hayatı bundan sonra iyiden iyiye değişecektir…
Yağmurlu bir gece uyku tutmadığı için kaldığı otel odasından çıkıp dolaşırken, Osman’ın kulağına bir yerlerden bir müzik sesi gelir. Sese yaklaşır, kaldırımın kenarında durur, yere çömelir, bir binanın zeminine doğru eğilir. “Evet, galiba sesler yerin altından bir yerlerden geliyor” der. Basamakları iner ve gördüğü mekanı müzikli bir meyhaneye benzetir. Ayağında şalvarı, başında fesi ile caz kulübe giren Osman, içerideki atmosferi görünce hayretler içinde kalır: Kadını erkeği, zencisi beyazı masaları tıklım tıklım doldurmuştur. Ellerinde tütün ve içki kadehleri ile kendisinden geçmiştir herkes. Kimi bir şeylere kızmış gibi ayağını kuvvetlice yere vuruyor, kimi de dizlerini dövüyordur. Bazıları da oturduğu yerde başını öne arkaya sallamaz mı? Osman, “Haşa Yarabbi” der. “Rufailerin zikir ayinine mi geldim, bu ne?” Bu arada garson içki bardağı uzatır Osman’a. Dil bilmez Osman, ‘hayır’ der, başını iki yana sallar ama anlatamaz derdini. Sonra elini göğsüne vurup, “Kandil bugün, kandil içmem ben” der…
Osman derdini anlatmaya çalışadursun, orada sahne alan kişi gündüz müzik aletleri satan dükkanda gördüğü Soctt Joplin’dir.
Osman’ı sahneye davet eder. Osman orkestraya ait gırnatayı şaşkınlık içinde üflemeye başlar. Aklında aşkı Meline, yaşlı annesi, kan kardeşi Kevork ve memleket hasretiyle üfledikçe adeta dile gelir gırnata. Herkes hayran kalır Osman’a. Delice alkış alır. O gün orada aldığı alkış son değil bir başlangıçtır… Ve Osman artık Galata Küplü Meyhane’de değil, gırnatayı yıllarca orada çalacak ve orada yeniden aşık olacaktır…
Gırnatacı, Ercüment Cengiz / Everest Yayınları, 335 sf, 16 TL
Hikaye aslında romanın ortasında şekilleniyor. Ancak kurgudaki başarı, son sayfaya kadar okuru aynı heyecanla elinde tutmaya yetiyor. Cemil Kavukçu, ödül töreninde karşılaştığı Ercüment Cengiz’i kurgudaki başarısından doları överken, “Öyle bir roman yazmışsın ki’ der, ‘romanın ortasında biz aslında bazı şeyleri anlıyor, şüpheleniyoruz. Konuyu bir poker üstadı gibi açmışsın. Durumun belli olmasına rağmen biz hala merakla ne olmuştu da böyle olmuştuyu sorguluyoruz.’ Yazıda yeni olmasına rağmen, iyi bir okur olan Ercüment Cengiz, bu durumu Marquez’in sözüyle açıklıyor ve “İyi bir romancı romanın finalini romanın ortasında söyler…” diyor.
Toparlamak gerekirse; kadın doğum ve tüp bebek uzmanı Ercüment Cengiz, bir hikaye anlattı bize. Gırnata ve cazın muhteşem sesinin birbirine karıştığı bir hikaye. Ermeni kızı güzel Meline ile Gırnatacı Osman’ın sevdalarını kattı hikayeye. Türk - Ermeni meselesi olmadan olmazdı onu da koydu. Kadim dostluğu koydu romana, neşeyi, gözyaşını ekledi. Az biraz tarih, çokça hayatın gerçeğini koydu. Dört yıl boyunca gündüz bir hekim olarak bebekler getirdi dünyaya, akşam da yazı masasında geçip yeni karakterlere can verdi. Hikayeye son noktayı koyduktan sonra, bir ilk roman yarışması olduğunu öğrendi. Başvuruya son iki gün kala Everest Yayınları İlk Roman Ödülü’ne gönderdi romanını. Ve Gırnatacı birinciliği aldı… Ödül töreninde “Roman yazmak, karanlıkta araba kullanmak gibidir. Sadece farlarınızın aydınlattığı kadarını görürsünüz, ama bütün öykü de bu yolda geçer” dedi. Anlaşılan o ki, unvanına yazarlığı da ekleyen Ercüment Cengiz, bundan böyle edebiyat yolunda kaleminden emin şekilde yol alacak…
Ve Gırnata’yı okuyanlar kitabı tamamladıktan sonra kulaklarında klarnet ve cazın sesi olduğu halde, roman kahramanı Osman’ın şu sözlerini hatırlayacak: “Hayat bir caz şarkısına benzer evlat. Ne zaman biteceğini kestiremediğin bir caz şarkısına!..”
Yeni Çıkan Kitaplar
Darwin ve Evrim Teorisi, Marc Giraud / Alfa Yayınları / 305 SF, 18 TL
Kitap hayvanların tarihsel gelişimini ele alıyor. Bu kitap bize Darwin'in düşüncesi hakkında bilgiler sunarken aynı zamanda insanlık tarihine de ışık tutmayı amaçlıyor. Sinek, balina, cennet kuşu, uçan denizanası, fil, toprak solucanı, ornitorenk, orangutan sayfalarda birer birer belirerek büyük yaşam sirkinin kulisleri gözler önüne serilmekte. Tüm bu hayvanlar bize farkında olmadan evrim teorisini ve teorinin evrimini açıklıyorlar. Yunusun bıyıkları, yarasanın özgeciliği, sivrisineğin bekâret kemeri, zürafanın boynunu uzatması, şempanzenin gülüşü, tavus kuşunun kabarması bizi belirsizliklerle dolu bilimsel bir polisiyenin muammasına sürüklerken aynı zamanda bilimin fantastik keşifleri üzerinde küçük bir ışık yakarak bilginin anahtarına götürüyor.
Şu Çılgın Kürtler, Mümin Semerci / Edip Yayınları, 336 sf, 15 TL
Mezopotamya uygarlıkların beşiği… Savaşların, barışların, göçlerin, kültürün ve medeniyetin, dostluğun ve düşmanlığın arka bahçesi... Bu bahçeden birçok uygarlık gelip geçmiş ve hiçbir toplum bu toprakları onlar kadar sevmemiştir; Kürtler, etnik yapıları gereğinden fazla tartışılmış, ne yaptıklarından çok kim oldukları sorgulanmış, Mezopotamya’nın vefakâr çocukları...
Kürtler; Hurriler, Mitanniler, Urartular, Gutiler, Medler. Dehhak’da zulmü, Demirci Kawa’da kurtuluşu gördüler. Hammurabi’ye rakip oldular, İskender’e yoldaş, onlar Kürtler hep oradaydılar ve oradalar. Şerefname’de destanlarını, Mem u Zin’de aşklarını anlattılar. Malazgirt’ten, Çaldıran’a bu coğrafyada varolmanın adıydılar.
Kürtler; Türkler Anadolu kapısına geldiğinde dindaşları, rehberleri onlardı. Selahaddin Eyyubi ile Kudüs yollarına kanlarıyla adlarını yazanlar yine onlardı. Çaldıran Ovası adını zafer koyduğunda tarih sayfalarında, onlarsız olmazdı. I. Dünya Harbi demişler adına teslim ol ya da savaş. Ataların emaneti engin dağlar, Fırat’ın ve Dicle’nin hediyesi var dediler, teslim etmediler. Kürtler; Onlar Barış İstediler; Hep Savaştılar…
Hobbit, J.R.R. Tolkien / İthaki Yayınları, 360 sf, 30 TL
Orta Dünya efsanesinin yaratıcısı dilbilimci ve yazar J.R.R. Tolkien’in 1937’de yayınlanışından günümüze kadar küçük büyük herkesin yoğun ilgisi ile karşılaşan Hobbit romanı, ünlü illüstrator Alan Lee’nin kitaba özel çizimleri ve sınırlı sayıda şömizli özel baskısı ile raflardaki yerini alacak. Tüm dünyanın Hobbit denen ahali ile tanışmasını sağlayan kitap, Yüzüklerin Efendisi’ne giriş niteliği taşıyor. Alan Lee’nin katkılarıyla hazırlanan ve sınırlı sayıda baskıyla görücüye çıkan Hobbit, küçük ve sıradan bir adamın kahramana dönüşme hikayesini konu almasıyla büyük beğeni kazanmıştır. Bilbo Baggins’in, Gandalf ve 13 cüce ile gönülsüzce çıktığı bu macera; hem Bilbo Baggins’te büyük değişimlere sebep olacak hem de Orta Dünya’nın kaderini tamamen değiştirecektir. Gollum’u bir yaratığa çeviren güç yüzüğünün, Bilbo Baggins tarafından gün yüzüne çıkarılış hikayesini anlatan kitap, Yüzüklerin Efendisi’ndeki olayların başlamasının asıl sebebini okuyucuya sunar. Kitap ayrıca, Bilbo’nun daha sonra Frodo’ya vereceği ve Yüzüklerin Efendisi’nde de önemli bir yere sahip elf yapımı kılıç Sting ile çok güçlü bir zırh olan Mythril’in nasıl bulunduğunu da anlatır.