Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım 3.Yılında program: 'Şoklara dayandık, sıra reformlarda'
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Ekonomi yönetiminin yaklaşık üç yıldır uyguladığı dezenflasyon programı artık bir geçiş dönemini geride bırakıp sonuçların daha görünür olduğu bir evreye girdi. Bu süreçte en çok tartışılan konu ise şu oldu: Program gerçekten işe yarıyor mu, yoksa zaman mı kazanılıyor?

        Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Kanal 7 Medya Grubu’nun Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde düzenlediği Yükselen Türkiye Zirveleri’nin ilkinde bu soruya doğrudan yanıt verdi. Yalnızca bugünü değil, programın geçmişini ve geleceğini de çerçeveleyen bir yaklaşım ortaya koyan Mehmet Şimşek Özellikle “mükemmel program” tartışmasına verdiği yanıt, ekonomi politikasının doğasına ilişkin önemli bir gerçekliği yeniden hatırlattı.

        Ekonomi politikası bir ideal arayışı değil, bir risk yönetimi sanatıdır. Ve risk yönetiminde başarı, hatasız olmak değil, sistemi ayakta tutabilmektir.

        Bugün geldiğimiz noktada tabloyu anlamak için üç aşama kritik: risklerin yönetildiği ilk yıl, dengenin kurulduğu ikinci yıl ve reformların belirleyici olacağı üçüncü yıl.

        Bu üç aşama aslında programın sınırlarını da gösteriyor. Çünkü ekonomide hiçbir program kusursuz çalışmaz, ama doğru yönde ilerleyen programlar sistemi ayakta tutar.

        1-Üç yıllık programın bilançosu: Kırılganlıktan dirence

        Mehmet Şimşek’in sunumuna göre Programın ilk iki evresi, makro-finansal istikrarın tesisi ve risklerin kontrol altına alınması üzerine kurgulandı.

        • Mali disiplin ve deprem finansmanı: 2023 yılında bütçe açığının %9,8’e ulaşma riski varken, deprem yaralarını sarmak için harcanan 90 milyar dolara rağmen açığın %3’ün altına çekilmesi, programın en somut mali başarısıdır. Eğer bütçede bu toparlanma olmasaydı şimdi karşılaştığımız petrol şokunda eşel-mobil sistemi uygulanamazdı.
        • Borçluluk ve rezerv yönetimi: Türkiye’nin hanehalkı, özel sektör ve devlet olarak iç ve dış borcunun milli gelire oranı %92 ile küresel ortalamanın (%300+) çok altında kalarak stratejik bir avantaj sağlamıştır. Eş zamanlı olarak TCMB rezervleri güçlendirilmiş ve KKM tasfiye edilmiştir.
        • Risk primi (CDS) performansı: Türkiye’nin kredi risk primi 2023'ten bu yana 471 baz puan düşerek, benzer ülkelere kıyasla 10 kat daha hızlı iyileşmiştir.
        • Dış finansman erişimi: Brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranı %17’ye gerilerken, reel sektörün dış borç çevirme oranları iyileşmiş ve borçlanma maliyetleri düşmüştür.
        • Küresel tektonik kaymaların etkileri

        Bakan Şimşek, Türkiye'nin önündeki en büyük engellerin yerel değil, küresel ölçekli dış şoklar olduğunu vurgulamaktadır.

        • İkinci Çin şoku etkisi: Birinci şok bu ülkenin Dünya Ticaret Örgütü’ne katılıyla 2000’lerin başında gerçekleşti. Çin'in dünya imalat sanayinin %30'una hakim olması ve artık ucuz iş gücü değil, yüksek teknoloji ile pazarları domine etmesi Türkiye için ciddi bir rekabet baskısıdır. Çin, ABD'ye satamadığı ürünleri küresel pazarlara yükleyerek fiyat dengelerini sarsmaktadır. Bu da ikinci Çin şokudur.
        • İhracat pazarlarında yavaşlama: Türkiye’nin ihracatının %95’ini yaptığı ülkelerde büyüme geçen yıl %2,4 iken, 2026 öngörülerinde bu oran %1,6’ya gerileyerek dünya ortalamasının yaklaşık 1 puan altında kalacaktır. Şimşek "Kur etkisizdir demiyorum ama esas belirleyici dış taleptir ve maalesef 2026 öngörüleri bu konuda çok olumlu değil."
        • Dış talep ve kur denklemi: Merkez Bankası verilerine göre ihracatın dış talebe duyarlılığı, kur duyarlılığından 11 kat daha fazladır. Kur önemsizdir demiyorum ama bu gerçek de kura dayalı rekabetçilik yerine verimlilik odaklı dönüşümü zorunlu kılmaktadır.
        • Ticarette korumacılık: Küresel ticaretteki korumacı önlem sayısının 4 binin üzerine çıkması ve "parçalanma" riski karşısında Türkiye, "bağlantısallık" (Kalkınma Yolu ve Orta Koridor) stratejisiyle kendini merkezileştirmektedir.
        • Savunma sanayi odaklı yeni sanayi stratejisi

        Programın 2026-2027 vizyonunda savunma sanayi, sadece bir güvenlik meselesi değil, sanayinin geri kalanı için bir teknolojik kaldıraç olarak konumlandırılmıştır.

        • Sivil sektöre transfer: Savunma sanayindeki teknolojik birikim, kamera, motor vb, sağlık makineleri ve türbin üretimi gibi sivil alanlara transfer edilecek.
        • Yüksek katma değer: Savunma ihracatının kar marjları geleneksel ihracata göre o kadar yüksektir ki, geçen yılki 10 milyar dolarlık ihracat ve 18 milyar dolarlık yeni sipariş, cari dengeye 60 milyar dolarlık geleneksel ihracattan daha fazla katkı sağlamaktadır. Savunma sanayi ihracatının katma değeri, geleneksel ihracata göre kat kat yüksek olduğu için cari açığı kapatmada ana aktör olacaktır.
        • Stratejik baz ve HIT-30: Savunma sanayindeki birikim, YTAK ve HIT-30 projeleriyle çip, batarya, otonom sistemler ve sağlık teknolojileri gibi sivil alanlara transfer edilmektedir.
        • Enerji ve yeşil dönüşüm: Türkiye’nin 2002 sonrası ithal ettiği 1,1 trilyon dolarlık enerji faturasını eritmek amacıyla toplam elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı kalıcı olarak %70’e çıkarılacak.
        • Bölgesel ve sektörel yeni kalkınma alanları
        • Doğu ve Güneydoğu Anadolu: Genç nüfus ve yenilenebilir enerji zenginliği ile bu bölgeler Türkiye'nin yeni "kalkınma motoru" olarak kurgulanıyor. Emek yoğun sektörlerin bu bölgelere taşınması için 16 yıla varan teşvikler sunuluyor. Şimşek "Önümüzdeki 20-30 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye'nin yeni kalkınma motoru olacak" dedi.
        • Sağlık ve yaşlı bakımı: Dünyanın yaşlanan nüfusu bir tehdit değil, Türkiye için bir fırsat penceresi. 4.2 trilyon dolarlık bu pazar orta vadede 8,5 trilyon dolara çıkacak. Bakan Şimşek Biz turizmde çok iyi bir ülkeyiz, sağlıkta çok iyi bir noktadayız. İkisini birleştirelim, buyurun size muazzam fırsat. Dolayısıyla her yerde fırsat var. Önemli olan şikayeti bırakıp bu fırsatlara odaklanmak. Pazardan pay almak için Türkiye’de sağlık ve turizm altyapısı entegre edilecek” diye açıkladı.
        • Dijital altyapı: Türkiye’nin fiber hattı 680 bin kilometreden 1 milyon kilometrenin üzerine çıkarılarak sanayinin dijital dönüşümü hızlandırılacak. Şimşek "Küresel robot piyasası 2050'ye kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek; sanayicilerimiz bu trendi ıskalamamalı" diye uyardı.

        Bakan Şimşek'ten 10 önemli alıntı

        • “Bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolüydü, yönetimiydi. 2023'te tarihimizin en büyük deprem felaketini yaşadık. Bu depremin yaralarını sararken büyük bütçe açıkları verip, bu açıkları para basarak finanse ederseniz, hiperenflasyona girersiniz. Bunu yapmamanız lazım. EYT hayata geçirildi. 3 milyon civarında vatandaşımız, yani 37-38 yaştan 40'lı yaşlara kadar erken emekli oldu, daha olacak, EYT kanunu bu."
        • Ülkenin bir ödemeler dengesi stresine girmemesi, enflasyonun 3 haneye gitmemesi için çok ciddi bir çaba gösterilmesi gerekiyordu. Çok kolay söylemler var, 'enflasyon şuradaydı da şimdi buraya gelmiş', tamam da bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi sorusuna da kafa yormak gerekiyor.
        • Programı ikinci evresi makro dengesizliklerin azaltılmasıydı ki, büyük ölçüde geride bıraktık.
        • Üçüncü ve son evre fiyat istikrarını sağlamak ve yapısal reformları yapmaktır. Politikayla bir yere varırsınız ama bunu kalıcı hale getirmenin tek yolu reformdur, dönüşümdür.
        • Bu üçüncü evrenin önü biraz açık. Normalde 2027 sonu diye bekliyorduk bu evrenin tamamlanması için. Fakat gerek geçen sene yaşanan şoklar, gerek bu sene çok daha devasa bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu şoklar tabii üçüncü evreyi etkiliyor. Bu bir bahane değil, bu bir gerçeklik. Bütün dünya şu anda bu şokun etkileriyle mücadele edecek, bunları yönetecek.
        • Orta Vadeli Program hedeflerinde bir değişiklik yok. Fiyat istikrarı düşük enflasyon ve yüksek büyüme demek. Biz sürdürülebilir yüksek büyüme istiyoruz. Bunun formülü de düşük enflasyon ve mali disiplin. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz, şoklara karşı her zaman tamponlar olması lazım. Geçmişte yaşanan bütün enerji şoklarını toplayın, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle etkilenen enerji arzı kadar büyük bir şok yok.

        7. Bu programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reform ayağı var. Reformlarda ne kadar ilerleme var bunları tartışalım. Bunlar söylendi ama yapıldı mı, ne kadar yapıldı bunları tartışalım. Ama bu program ne para politikasından ne maliye politikasından ne gelirler politikasından ibarettir. Bu program bir carry trade programı hiç değildir.

        8. Hane halkı ve reel sektör borcu düşük olduğu için biz eğer enflasyonu tek haneye düşürürsek, büyüme katlanır. Bu enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Çünkü, kalıcı, sürdürülebilir yüksek büyümenin formülü, tabii ki düşük enflasyondur.

        • Yapay zeka verimliliği artırarak refahı artırabilir ama onun dışındaki etkilerin yönetilmesi gerekir. Robotlar, otonom sistemler dedik, daha çok erken aşamadayız. Bugün 100 milyar dolarlık bu piyasa, 2050'ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim üniversitelerimizin, sanayicilerimizin bu trendleri ıskalamaması, bunlara odaklanması lazım.
        • Hiçbir program mükemmel çalışmaz, mükemmeliyetçilik en büyük hastalıktır. İlerlemenin önündeki en büyük engel mükemmeliyetçiliktir. Bu program mükemmel değil, mükemmel sonuçlar da vermiyor ama bu program Türkiye'yi son iki yılda yaşanan bütün şoklara karşı korudu, kolladı ve savuşturdu.”