Ekonomi yönetiminin yaklaşık üç yıldır uyguladığı dezenflasyon programı artık bir geçiş dönemini geride bırakıp sonuçların daha görünür olduğu bir evreye girdi. Bu süreçte en çok tartışılan konu ise şu oldu: Program gerçekten işe yarıyor mu, yoksa zaman mı kazanılıyor?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Kanal 7 Medya Grubu’nun Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde düzenlediği Yükselen Türkiye Zirveleri’nin ilkinde bu soruya doğrudan yanıt verdi. Yalnızca bugünü değil, programın geçmişini ve geleceğini de çerçeveleyen bir yaklaşım ortaya koyan Mehmet Şimşek Özellikle “mükemmel program” tartışmasına verdiği yanıt, ekonomi politikasının doğasına ilişkin önemli bir gerçekliği yeniden hatırlattı.
Ekonomi politikası bir ideal arayışı değil, bir risk yönetimi sanatıdır. Ve risk yönetiminde başarı, hatasız olmak değil, sistemi ayakta tutabilmektir.
Bugün geldiğimiz noktada tabloyu anlamak için üç aşama kritik: risklerin yönetildiği ilk yıl, dengenin kurulduğu ikinci yıl ve reformların belirleyici olacağı üçüncü yıl.
Bu üç aşama aslında programın sınırlarını da gösteriyor. Çünkü ekonomide hiçbir program kusursuz çalışmaz, ama doğru yönde ilerleyen programlar sistemi ayakta tutar.
1-Üç yıllık programın bilançosu: Kırılganlıktan dirence
Mehmet Şimşek’in sunumuna göre Programın ilk iki evresi, makro-finansal istikrarın tesisi ve risklerin kontrol altına alınması üzerine kurgulandı.
Bakan Şimşek, Türkiye'nin önündeki en büyük engellerin yerel değil, küresel ölçekli dış şoklar olduğunu vurgulamaktadır.
Programın 2026-2027 vizyonunda savunma sanayi, sadece bir güvenlik meselesi değil, sanayinin geri kalanı için bir teknolojik kaldıraç olarak konumlandırılmıştır.
Bakan Şimşek'ten 10 önemli alıntı
7. Bu programın çok ciddi yapısal dönüşüm ve reform ayağı var. Reformlarda ne kadar ilerleme var bunları tartışalım. Bunlar söylendi ama yapıldı mı, ne kadar yapıldı bunları tartışalım. Ama bu program ne para politikasından ne maliye politikasından ne gelirler politikasından ibarettir. Bu program bir carry trade programı hiç değildir.