Geçmişe dönme şansımız olsaydı ya da yakın tarihimizde yaşananları yeniden biçimlendirme şansımız olsaydı, nasıl bir Türkiye kurulurdu? Ben sık sık geri dönerim. Hiçbir işe yaramaz. Sadece garip milliyetçilik nutukları atmamı engelleyici bir etkisi olduğunu hissediyorum bu dönüşlerin. Anadolu aslında bir aşure gibiymiş. İçinde her tat ve renk var. Giderek renksizleşmiş, tek tipleşmiş! Önce elbirliğiyle Müslüman olmayan nüfusu tüketmişiz. Ermeniler göç etmeseydi, göç etmeye zorlanmasaydı bu ülkenin asli unsurları olarak kalabilseydi... Mümkün müydü? Kaç milyon Ermeni bu topraklarda yaşıyor olurdu? Ya Rumlar? Anadolulu bu kadar fakir, bu kadar gariban kalır mıydı? Kahramanmaraş, Van, Muş, Malatya nasıl bir şehir olurdu? İzmir, Akdeniz’in merkezi olmaz mıydı? İstanbul turist fakiri olarak kalır mıydı? Dünya kültür merkezi olmaz mıydı? Şehir böyle işgal edilebilir miydi? Mardin sahip olduklarıyla bugüne varabilseydi nasıl bir şehir olurdu?
Bazen yakın tarihimizi okuyunca, hani derler ya “Yatacak yeriniz yok”, aynen öyle hissediyorum. Türkiye’nin gizli cennetlerinden biri Gökçeada’dır. Yıllar önce adanın birkaç Rum köyünden birinde ev almıştım. Yunanistan’a göç etmiş yaşlı kadın, satış işlemi için geldiğinde anlattığı hikâye çok açıklıydı. 1974 yılından sonra yarı açık cezaevi kurulup ülkenin dört bir yanından hırlı adamları adaya getirmişler. Yeni yerleşim yerleri açıp Türkiye’nin dört bir yanından göçe izin vermişler. Hırsızlıklar, tecavüzler artmış. Gözleri korkan Rumlar evlerini ya satarak ya da kapatarak göç etmişler... Huzurlarını bilerek, isteyerek bozmuşuz.
Bir grup gazeteciyle ata topraklarına gitmiştim. Tunceli’nin çevresinde dolaşırken, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink aramızdaydı ve bölgedeki Ermeni izlerini arıyordu. Çok şaşırmıştım. Dersim dediğiniz yerin hemen her yerinde Ermenilerin varlığı inkâr edilemez nitelikteydi. Kars’ın 50 kilometre uzağında, Ermenistan sınırında Ani’yi gören kaç kişi vardır aramızda? Kaçımız oranın tarihteki ilk Ermeni devletinin başkenti olduğundan haberdardır. Ve onlardan önce yaşamış kültürlerin, dinlere merkezlik yaptığını bilir miyiz? Yerli yerinde dursaydı? Dünyadaki tüm Ermeniler için ziyaret edilen bir yer olsaydı, ne kaybederdik? Ya Kapadokya? Ve yeraltı şehirleri. Milyonlarca Hıristiyan açısından kutsal topraklardır orası... Romalılardan saklandıkları ve dinlerinin yeşerdiği topraklardır. Dünya keşfetmesin diye çabalamışız! Sayısız örnek verebilirim. Sonuçta Müslüman olmayan herkesten korktuk. Öyle veya böyle iteledik. Nefret ettik. Ve halkının yüzde 99’u Müslüman ülke seviyesine indik.
Sonra sıra Kürtlere geldi. Düşünün, bu ülkenin ilk anayasasında bu ülkenin kurucuları Türkler ve Kürtlerdir denilseydi bugün nasıl bir ülkede yaşıyor olurduk? Devletin resmi dili Türkçe ve Kürtçe’dir denilseydi işimiz daha mı zordu, daha mı kolaydı? Kürtler Müslüman olmasaydı çözüm basitti! Milyonlarca Ermeni ve Rum’un Anadolu’dan sökülüp atılmasına benzer bir proses uygulanırdı. Asimilasyonla işi idare ettik. Etnik kimlikleri farklı da olsa tüm Müslümanları Türk üst kimliğinde eritmeye çalıştık. Olan oldu ama olmayanlar sorun çıkarıyor şimdi...
Geçmişi değiştiremeyiz. Keşke Ermeniler de Rumlar da bu ülkenin büyük bir parçası olarak kalabilseydi. O yüzden bu ülkenin Kürtlerine Kürt olduğunu hatırlatacak şekilde özgürlük tanımanın vakti geldi. Savaşın, çatışmanın sonu olmadığını Irak ve Suriye deneyimleri bize gösteriyor. Kürtleri söküp atamayacağımıza göre, bu ülke Kürtlerin de ülkesi demenin vakti geçiyor. Türkiye sadece Türklerin değildir dediğimiz gün, barışacağız ve coşacağız!