En kuvvetli adayız!
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye'nin olimpiyatların en kuvvetli adayı olduğunu belirterek, ''Bu kent (İstanbul) tarihindeki tüm dönemlerin ötesinde ve zirvesinde olmak üzere olimpiyatlara her zaman olduğundan çok daha kuvvetli bir iradeyle taliptir'' dedi.
Bakan Kılıç, İstanbul 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları adaylık başvuru dosyasının tanıtımıyla ilgili Olimpiyatevi'nde basın toplantısı düzenledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, aday ülkeler arasında adaylığı bizzat Başbakanı tarafından taahhüt altına alınan ilk ve tek ülke olarak hafızalardaki yerini aldığını kaydeden Kılıç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkürü borç bildiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, geçmişte Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı yaptığı İstanbul kentinin olimpiyatlara ev sahipliği yapması için tüm desteğini, gayretini ve garantisini ortaya koyduğunu anlatan Kılıç, teşekkürün büyüğü ve ikincisinin medyaya ait olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
''Çünkü Türkiye'nin İstanbul kentiyle birlikte olimpiyatlara aday olduğu ilk günden bu yana gerek görsel gerekse yazılı medyamız, hem İstanbul'un hem Türkiye'nin hem olimpiyat ruhunun hem de Türkiye'deki sporun gelişimine olimpiyatların sağlayacağı katkısının arkasında sapasağlam durdunuz. Çok kuvvetli bir iradeyle varlığınızı ortaya koydunuz. Türk halkının olimpiyatlara verdiği destek oranının böylesine yüksek rakamlara ulaşmış olması, görsel ve yazılı medyamızın ortaya koyduğu destekle birebir ilintilidir, paraleldir.''
Yapılan kamuoyu araştırmalarında, İstanbul halkının yüzde 87'sinin olimpiyatların İstanbul kenti için olmazsa olmaz olduğunu düşündüğünü, Türkiye genelinde 16 ilde yapılan kamuoyu ortalamasının, Türk halkının yaklaşık yüzde 85'inin Türkiye'nin olimpiyatlara ev sahipliği yapması ve ev sahibi kentin de İstanbul olması yönünde hem fikir olduğunu gösterdiğini anlatan bakan Kılıç, ''Bu oranın oluşmasında elbette ki bizlerin ortaya koyduğu katkı kadar. Türkiye Milli Olimpiyat komitesi ve olimpiyat hazırlık koordinasyon ekibimizin, tanıtım ekibimizin ortaya koyduğu gayret kadar bütün bu gayretleri televizyon ekranlarına taşıyan, gazete sayfalarına taşıyan, köşe yazılarına taşıyan sizlerin katkısı ve emeği de hiç kuşkunuz olmasın ki son derece büyük ve önemlidir'' şeklinde konuştu.
''Türkiye olimpiyatların en kuvvetli adayıdır''
''Türkiye'nin olimpiyatların en kuvvetli adayıdır'' diyen Bakan Kılıç, ''Bu kent tarihindeki tüm dönemlerin ötesinde ve zirvesinde olmak üzere olimpiyatlara her zaman olduğundan çok daha kuvvetli bir iradeyle taliptir'' ifadesini kullandı.
İstanbul'un, Türkiye'nin tamamını yansıtan büyük ölçekli bir Türkiye fotoğrafı olduğunu belirten Bakan Kılıç, şöyle konuştu:
''Türkiye olimpiyatlara adaydır. Türkiye olimpiyatlara geçmişteki adaylıklarının çok daha ötesinde kuvvetli bir adaydır. Türkiye olimpiyatların en kuvvetli adayıdır. Aday kentimiz İstanbul'dur. İstanbul kenti bir dünya markasıdır. İstanbul kenti hem Asya'da hem Avrupa'da konumlanan aynı anda iki kıtayı birlikte yaşayan ve yaşatan tek dünya kentidir. İstanbul bu yönüyle medeniyetlerin dillerin, dinlerin, ırkların, tarih ve kültürel birikimlerin geçiş köprüsüdür aynı zamanda. İstanbul Avrupa'nın Asya'ya açılan kapısı, aynı zamanda Asya'nın Avrupa'ya attığı ilk adımıdır. İstanbul bir hoşgörü, bir güvenlik, bir sağlık, bir büyüme, kalkınma ve alt yapı kentidir. İstanbul Türkiye'nin tamamını yansıtan büyük ölçekli bir Türkiye fotoğrafıdır. Bu kent tarihindeki tüm dönemlerin ötesinde ve zirvesinde olmak üzere olimpiyatlara her zaman olduğundan çok daha kuvvetli bir iradeyle taliptir.''
''İstanbul meydan okumaya adaydır...''
Olimpiyatların İstanbul'a gelmesiyle birlikte, olimpizm ruhunun dünyada adım atmadık coğrafya bırakmamış olacağını belirten Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç şunları kaydetti:
''İstanbul insanlığın evrensel barışa giden yoldaki en önemli varlıklarından ve değerlerinden biri olan olimpiyat meşalesini almaya, taşımaya, yakmaya, yaşatmaya ve olimpizm ruhuyla, olimpiyat meşalesinin aydınlığıyla medeniyetler çatışması gibi karanlık senaryolara karşı meydan okumaya adaydır. Olimpiyat ruhunu İstanbul yaşatacaktır. İstanbul olimpiyatların dinler, diller, ırklar, renkler, medeniyetler ve kültürler arasındaki önemli bir geçiş olduğunu, buradaki varlığımızla ortaya koyacaktır. Olimpiyatlarla İstanbul ayrıca bir önem kazanmayacak belki ama olimpiyatların İstanbul'a gelmesiyle birlikte olimpizm ruhu dünyada adım atmadık coğrafya bırakmamış olacaktır.''
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yürekten teşekkür ettiğini anlatan Bakan Kılıç, aday kentler arasında adaylık hazırlık çalışmalarına bu ölçüde katkı sağlayan bir başka belediye aktivitesi olduğunu düşünmediğini ifade etti.
Büyükşehir Belediyesi'nin süreç içinde çalışmaları kolaylaştırıp önemli ve tarihe not olarak düşülebilecek büyük ve önemli katkılar sağladığını anlatan Bakan Kılıç, İstanbul Valisi ve valilik çalışanlarına da teşekkür etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında 61. Cumhuriyet Hükümeti'nin tüm birimlerine yürekten teşekkürlerini ifade eden Bakan Kılıç, şunları söyledi:
''Çünkü bu kolay bir süreç olmadı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gümrük Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı başta olmak üzere 10'dan fazla bakanlığımız garanti mektuplarıyla olimpiyat sürecine verecekleri güvenceleri ortaya koymuş oldular. Aynı şekilde Başbakanlık Toplu Konut İdaresi de sürecin önemli bir yapı taşı olarak ön plana çıktı. TOKİ'ye de sağladığı garantilerden dolayı teşekkürlerimi ifade ediyorum.''
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi çerçevesinde, olimpiyat ailesinin tamamına sürece barışçıl ve iyi niyetli koordinasyona katkı vermelerinden dolayı da teşekkürlerini ifade eden Bakan Kılıç, ''Olimpiyat komitesi adına Türkiye'nin adaylık başvuru dosyasını, aynı zamanda bizleri, hükümetimizi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni temsilen Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne teslim eden Hasan Arat başkanlığındaki Türk heyetine teşekkürlerimi ifade ediyorum. Aynı şekilde olimpiyat adaylık başvuru dosyamızı hazırlayan yabancı ve Türk firmalardan oluşan konsorsiyumun yaklaşık 300 çalışanına, 4 aya varan çalışmalar boyunca ortaya koydukları dikkatli performans nedeniyle teşekkürlerimi ifade ediyorum'' şeklinde konuştu.
''Artık ok yaydan çıkmıştır''
Medyaya teşekkürü, esasında sürecin en sonuna bırakmak gerektiğini ifade eden Bakan Kılıç, ''Çünkü artık ok yaydan çıkmıştır. Olimpiyat adaylık başvurumuzla ilgili sürecin bundan sonraki en önemli aktörü, görsel ve yazılı basınıyla Türk medyasıdır, sayfaların editörleridir, spor müdürleridir, program yapımcılarıdır, spor köşe yazarlarıdır, televizyon programcıları ve sunucularıdır'' dedi.
Bugüne kadar çok kuvvetli ve gayretli bir çalışmayla kendilerinin devlet ve kamu adına yapılması gerekenleri ortaya koyduklarını, bundan sonra hem Türk kamuoyunda hem de yabancı muhataplar nezdinde bu işin taşıyıcısının ve sürecin propagandacısının medya olacağını anlatan Bakan Kılıç, ''En büyük yol ortağımızsınız. Bundan sonraki süreç, sizin süreciniz ve işinizdir. En yakın takipçiniz, en büyük destekçiniz, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak biz olacağız. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olacak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olacaktır'' diye konuştu.
Adaylık için hazırlanan kitabı tanıttı
Olimpiyat adaylığı için hazırlanan kitabı medya mensuplarına gösteren Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç, kitapta adaylık başvurusunun yer aldığını bildirdi.
Kitabın Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne teslim edildiğini belirten Bakan Kılıç, daha sonra olimpiyat için hazırlanan detaylı haritaları göstererek sunum yaptı.
Dosyada İstanbul kentine kazandırılacak spor tesisleri, sayıları, kapasite bilgileri ve kullanım amaçlarının bulunduğunu anlatan Bakan Kılıç, yaklaşık 300 kişinin 4 aya varan emeğinin neticesi olan bir kitabı medya ile paylaştıklarını kaydetti.
Olimpiyat adaylık dosyasını hazırlayan organizasyon komitesinin, belki de ülkenin başbakanıyla birlikte toplantı gerçekleştirdiği tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Bakan Kılıç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde saatler süren toplantı yapıldığını ve İstanbul ile ilgili önemli kararların bu sayede netleştirildiğini belirtti.
Olimpiyat yerleşkesinin lokasyonlarını, olimpiyat halkalarının kümelenme bölgelerini, ulaşım sistemlerini içeren haritalarını gösteren Bakan Kılıç, milimetrik çalışmalarla İstanbul'un tümden görüntülendiğini bildirdi.
2020 olimpiyatları için ulaşıma yönelik yeni hamleler yapmaya gerek olmayacağını aktaran Bakan Kılıç, var olan ulaşım noktasındaki raylı sistem projeksiyonları ve bunların entegre sistemleri tamamlandığında, İstanbul'un adeta ulaşım alt yapısını tamamlayan hazır bir olimpiyat metropolü olarak insanlığa armağan edilmiş olacağını kaydetti.
Yabancıların üzerinde en çok durdukları, Asya ve Avrupa kıtalarını içine alan, tarihi Haydarpaşa Garı'nın da yer aldığı fotoğrafı medya temsilcilerine gösteren Bakan Kılıç, şunları ifade etti:
''İstanbul öyle bir şehir ki bir yakasında olimpiyatların açılış seremonisi yapılırken, bir kıtada açılış seremonisinin yapıldığı kıtaya gelen konuklar bir başka kıtayı seyrediyor olacaklar. İstanbul olimpiyatlarının açılışında Türkiye'den ve yurt dışından gelen konuklarımız, açılış seremonisini Asya'da icra ederken, Avrupa'yı seyrediyor olacaklar. Bulunduğumuz yer Haydarpaşa Tren Garı çevresi olacak, olimpiyatların açılış seremonisi için burada bulunurken, gördüğümüz manzara, Kız Kulesi'ni, İstanbul Boğazı'nı ve Avrupa yakasındaki tarihi yarımada siluetini kapsayan ikinci İstanbul olacak. Dünyada böylesine büyük böylesine zengin ve gelecek vaat eden bir başka olimpiyat destinasyonu olabileceğini biz düşünmüyoruz. Ama yabancı muhataplarımız da düşünmüyor. Bu heyecanı sizlerle paylaşmak isterim.''
''36 tesisle İstanbul, olimpiyatlara adaylığını deklare etti''
Medya mensuplarına adaylık başvuru dosyasına ilişkin iki ayrı kitabın verileceğini bildiren Bakan Kılıç, ''İstanbul'un, 11'i mevcut 25'i yeni inşa olmak üzere 36 yeni tesisle birlikte olimpiyatlara yönelik adaylığını deklare ettiğini'' bildirdi.
Bakan Kılıç, 11 mevcut tesisin 5'ine kalıcı ilave yatırımlar yapılacağını, 10 yeni tesisin müsabakalar için, 10 yeni tesisin de müsabakalara destek sağlamak amacıyla antrenman odaklı alanlar olarak inşa edileceğini, 5 ayrı ünitede olimpiyat kümelenmelerinin sağlanacağını belirtti.
İstanbul'un mevcut spor alanlarının görsellerini medyaya gösteren Bakan Kılıç, Fiyapı İnönü Stadı'nın olimpiyatlara yeni haliyle katılacağını kaydetti.
Kılıç, 5 şehrin futbol müsabakalarıyla ilgili olarak İstanbul'a destek aday kentler olarak önerildiğini, Ankara, İzmir, Antalya gibi kentlerin olimpiyatlara destek sağlayan kentler arasında yerlerini almış olacağını ifade etti.
Bakan Kılıç, bu bilgilendirmelerin ardından, medya mensuplarının sorularını cevapladı.
''İstanbul 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Adaylık Başvurusu Dosyası Tanıtım Toplantısı'' adı altında Olimpiyatevi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkanı Prof. Dr. Uğur Erdener, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, Spor Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar ve diğer yetkililerle birlikte medya mensuplarının karşısına çıkan Bakan Suat Kılıç, adaylık başvuru dosyasıyla ilgili bilgiler verirken, kendisine yöneltilen soruları da yanıtladı.
Atatürk Olimpiyat Stadı'nın aşırı rüzgar alması nedeniyle burada planlanan atletizm müsabakalarının etkileneceğinin aktarılması üzerine Suat Kılıç, bu konuda çalışmaları olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Atatürk Olimpiyat Stadı'nın rüzgar sorunu herkesin malumu. O konuyla ilgili ayrıca bir teknik heyet çalışıyor. Türkiye'de ve dünyada mühendislik-müteahhitlik hizmeti o noktada ki, çözümsüz yapılaşma sorunu yok. Rüzgar sorununu sadece olimpiyatlar için değil, öncesinde sportif müsabakalar için sağlıklı kullanıma dönük olarak da çözüme kavuşturacağız. Mühendislik hesapları yapılıyor. Çatı gözden geçiriliyor, çatının konumuyla ilgili statik denetlemeler yapılıyor. O stat tamamen elden geçirilecek. Orası milli bir değerdir. Yeniden yapmaya çalışsanız çok önemli bir bütçe gerekir. Yeniden inşaya oranla çok cüz'i bir harcamayla, oranın rüzgar sorununu inşallah çözeceğiz.''
2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için inşa edilecek tesislerin kesinlikle atıl olmayacağının altını çizen Bakan Kılıç, ''Tesisler yapılırken hem bizim hem de Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin (IOC) gözettiği bir kriter var. O da harcanılan her kuruşun, olimpiyatlar sonrasında yeniden milli ekonomiye bir değer olarak kazandırılmasıdır. Yani ölü yatırım yapılmaması. Sizi temin ederim ki, atılacak her adım ekonomiye kazandırılacak, bir ekonomik değer olarak yaşamaya devam edecek. Bir tek kuruşluk ölü yatırım söz konusu olmayacak'' diye konuştu.
''Hedefe odaklandık''
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, İstanbul'un 2020 Olimpiyatları'nı alması için güçlü bir iradeyle yollarına devam ettiklerini aktardı.
Geride kalan ağustos ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla İstanbul'un 2020 Olimpiyatları adaylığını ilan ettiklerini hatırlatan Bakan Kılıç, ''Hazırlıklarımızı da geri adım atmadan sürdürüyoruz. Şubat'ın 15'i itibariyle de adaylık dosyamızı ve güven mektuplarını takdim ettik. Tepeden tırnağa tüm kademelerle, yerel yönetim ve merkezi idare olarak bu kadar destek sağlayan bir ülkenin hedefi, olimpiyatları gerçekleştirmektir. Tüm vizyonumuzu bu hedefe odakladık. Yol almaya devama edeceğiz. Tereddüte mahal verirsek, hızımız kesilir. O zaman da havada kalamayız. Yol almaya devam ediyoruz'' ifadelerini kullandı.
Olimpiyatlar için diğer aday şehirlerin ne gibi eksikleri olduğuna bakmadıklarını, sadece İstanbul'un artılarına vurgu yaparak adaylığın arkasında durduklarını anlatan Suat Kılıç, ''Diğer şehirlerle ilgili yoruma gerek duymuyorum. Tüm enerjimizi yoğunlaştırmamız gereken şey, bir kıtadan bakıldığında, diğer kıtadan devamı görülen tek şehrin İstanbul olması. Bana göre söz konusu olimpiyatlarda rakibi ve alternatifi de yok'' şeklinde konuştu.
Olimpiyat bütçesinin, organizasyon hakkının kazanılması halinde yapılacak çalışmalarla belirleneceğini dile getiren Bakan Kılıç, ancak bu şekilde gerçekçi rakamların ortaya çıkacağını aktardı.
''Logo ve slogan, yarışmayla belirlenecek''
Bakan Kılıç, 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için İstanbul'un logosu ile sloganının yarışmayla belirleneceğini söyledi.
Diğer aday ülkelerin logo ve sloganlarını duyurduğunun belirtilip, İstanbul için geç mi kalındığının sorulması üzerine Bakan Kılıç, ''Geç kaldığımız bir şey yok. Tüm ön hazırlıklıklar yapılarak, genel çerçeve belirlendi. Paralimpik Oyunları'nı da kapsayan adaylığımızın parametreleri oluşturuldu. Bizim İstanbul için kullanacağımız logomuz ve sloganımız, yarışmayla belirlenecek. Kanada'da gerçekleştirilecek oylamadan önce de duyurulacak'' diye konuştu.
İnönü Stadı'nda rugby maçları yapılacak
Suat Kılıç, Beşiktaş Futbol Takımı'nın maçlarını yaptığı İnönü Stadı'nda, yenilenen şekliyle 2020 Olimpiyatları'nda rugby maçları yapılmasının planlandığını söyledi.
İnönü Stadı'nın ulaşım sorununun tamamen giderilmiş olacağını ve yenileneceğini anlatan Suat Kılıç, burada rugby maçlarının oynanmasını planladıklarını belirtti.
IOC'nin Olimpiyat Köyü ve tesisler arası ulaşım için maksimum 30 dakikalık bir süre istediğini kaydeden Bakan Suat Kılıç, ''Şu anki çalışmalarımıza göre, olimpiyatları alırsak, Olimpiyat Köyü ile birimler arasındaki maksimum ulaşım süresi 25 dakikaya indirilecek. İstanbul, ulaşım konusunda rüşdünü ispat eden bir şehir olarak olimpiyatlarda kendini gösterecektir'' dedi.
İstanbul'un olimpiyatları almaya yakın olduğunu vurgulayan Bakan Kılıç, sporcu yetiştirmek için büyük çaba sarf ettiklerini anlatırken, şunları söyledi:
''Daha önce, 75 milyonluk bir ülkede 2,5 milyon lisanslı sporcu sayısının az olduğunu söylemiştim ama var olan umut verici göstergeyi paylaşayım. Şimdi fotoğrafa iyi yönden bakmalıyız. Son 10 yılda lisanslı sporcu sayısında 8-10 kat artış sağlandı. Daha fazla gencimiz spor yapmaya başlıyor. Ne kadar büyük bir rakam içerisinde seçme yaparsak, o derecede daha başarılı sporcu buluruz. IOC'nin zaten bu süreçte aday ülkelerden beklentisi, sporcu yetiştiren ulusal bir programının olması. Biz de bu yönde hazırlıklarımıza başladık. Birden fazla bölgede sporcu yetiştirme merkezlerini devreye almaya hazırlanıyoruz. Kamp ve eğitim merkezlerimizi artırıyoruz. Kendi başarılı sporcularımızı yetiştirmek çok önemli. Olimpiyatlar için sadece mühendislik ve müteahhitlik yetmez. Sadece parayı bastırıp olimpiyatları almak Türkiye'ye yakışmaz. Biz buna talip değiliz. TMOK'u, üniversiteleri, federasyonları, Spor Genel Müdürlüğü'nü, paralimpik branşlarını, okulları yoğun bir şekilde işin içine dahil ederek, sporcu yetiştirme programlarımızı artırmayı planlıyoruz.''
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, olimpiyat adaylığı sürecinde Türkiye'nin birçok uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmayı sürdüreceğini belirterek, örnekler verirken, başarılı Türk sporcuların yetişmesine yönelik spor yatırımlarını sürdüreceklerini ifade etti.
Federasyonlara, Spor Toto Teşkilatı üzerinden 185 milyon ve Spor Genel Müdürlüğü vasıtasıyla da 65 milyon lira kaynak aktarıldığını anlatan Bakan Kılıç, ''Yaklaşık 250 milyon lirayı federasyonlarımızın faaliyetlerine aktarmış durumdayız. Ayrıca amatör spor kulüplerine doğrudan malzeme ve kaynak yardımlarında da bulunacağız. Amatör kulüplerimizi, sporcu altyapısı olmaları itibariyle çok önemsiyoruz'' dedi.
Öte yandan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise, olimpiyatlara yönelik olarak İstanbul'un ulaşım sisteminin 2020 yılına kadar çok önemli bir noktaya geleceğini aktarırken, yapılmakta olan ve planlanan ulaşım projeleri hakkında bilgi verdi.
Özerk bir yapı
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye Futbol Federasyonu'nun özerk bir yapıya sahip olduğunu vurgularken, ''Türk futbolunun kaderini, geleceğini, akıbetini tek başına Yıldırım Demirören'e bırakmamak lazımdır. Elbette ki kararları onlar alacak, yönetecekler. Ama herkesin de destek çıkması lazım'' dedi.
''Türk futbolunun kaderini, geleceğini, akıbetini tek başına Yıldırım Demirören'e bırakmamak lazımdır. Tek başına yönetimine de bırakmamak lazımdır. Bırakmamaktan kastım şu; elbette ki onlar yönetecek, önemli kararları onlar alacak, o kararları kulüplerle ve kamuoyuyla onlar paylaşacaklar. Bu onların görevi. Ama herkesin de destek çıkması lazım. Türk futbolunun içinde bulunduğu zorluktan çıkabilmesi için, medyadan siyasete, sivil toplum örgütlerinden spor kurumlarına, kuruluşlarına kadar, herkesin bu sürece en azından psikolojik katkı sağlaması lazım. Öyle olmazsa ne olur? Sayın Aydınlar döneminde birtakım problemler gün yüzüne çıktı. Bu problemin kaynağında elbette ki Mehmet Ali Aydınlar ve yönetimi yoktu. Onlar da sorunları önlerinde buldular. Ama sorunların pek çoğu, arzu edilen ya da futbolu rahatlatacak çözümlere kavuşturulamadı. Şimdi o çözülemeyen sorunların Yıldırım Demirören yönetimi tarafından çözülmesi bekleniyor. 'Bakalım çözebilecekler mi, çözemeyecekler mi?' Böyle kolaycılığa kaçmaya kimsenin hakkı yok. 'Katkı verelim de çözsünler' demeliyiz, herkesin böyle demesi lazım.''
TFF Etik Kurulu'nun değişmemesi
Bakan Suat Kılıç, ''Demirören'in Etik Kurulu'nu değiştirmemesini doğru buluyor musunuz?'' sorusu üzerine de şöyle konuştu:
''Bu konularda ben prensip olarak yorum yapmayı doğru bulmuyorum, fakat öngörüş olarak şunu kayda geçirebilirim; kendisi tek aday olarak yarışa katıldı. Çok sayıda aday çıktı ama adayların pek çoğu yarıştan çekildi ya da adaylık dilekçesini Divan'a vermeleri için gereken 60 imzayı bulamadığı için yarıştan çekilmek zorunda kaldılar. Görebildiğim kadarıyla hemen her kulübün TFF'nin yeni yönetiminde temsilcisi var. Kulüpler Birliği Vakfı, yeni başkanı ve yönetimini desteklediğini deklare etti. Dolayısıyla bu yönüyle bakıldığında, TFF'nin yeni yönetiminin aldığı kararların, aynı zamanda Türk futbol ailesinin görüşlerini de yansıtan kararlar olduğu düşünülebilir. Ama 'doğrudur, yanlıştır' diye yorum yapmam.''
Şike davası
Futboldaki şike davasında yaşanan süreci de değerlendirmesi istenen Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Fenerbahçeli olup olmamak önemli değil, birinin yanında ya da karşısında olmak da önemli değildir. Bu süreçte herkesin beklentisi, mutlak adaletin gerçekleşmesi yönünde olmalıdır. Benim beklentim adaletin gerçekleşmesidir. Ha, o nedir? Onu ben bilemem. Onu bilecek olan davaya bakan Türkiye Cumhuriyeti'nin savcı ve hakimleridir. Onların, Türkiye Cumhuriyeti'nin yürürlükteki kanunlarını en iyi yorumlayacaklarını, önlerindeki olaya en iyi uygulayacaklarını düşünmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. İçerde kim olursa olsun, isterse dışardakiler olsun. Herkes için tek dileğim var, adaletin gerçekleşmesi ve vicdanların rahatlatılması. Bunun ötesinde kimse beklenti içinde olmamalı. Birileri Fenerbahçeli değil diye farklı bir adaletsizlik beklememeli, Fenerbahçeli olanlar da farklı bir adaletsizlik beklememeli. Adalet gerçekleşsin de ne olursa olsun.''
''Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir''
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye'de futbola ilginin soğutulmaması, futbolseverlerin futboldan soğumaması gerektiğini belirterek, ''Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir'' dedi.
UEFA'nın uzun süredir yaşanan süreçle ilgili sessiz kalmasıyla ilgili bir soruyu cevaplayan Bakan Kılıç, şunları kaydetti:
''Benim görebildiğim kadarıyla TFF ile UEFA arasında bilgi köprüsü var. Şu tarihten bu yana sessiz kalıyor olmaları, bir kopukluğun göstergesi değil, bilakis yapılan bilgilendirmelerin neticesindedir diye düşünüyorum. Yeni dönemde TFF ile UEFA arasında görüşmelerin daha da sıklaştırılmasını, bunun yanında şeffaflaştırılmasını ve kamuoyunun da daha sık ve açık bilgilendirilmesini ümit ve temenni ederim. Türk futbolunun sorunları tek başına Türkiye'de çözülecek sorunlar değil. Tabii ki UEFA'ya bakan yönü ve boyutu da var. Ama aynı zamanda Türkiye'de yaşanan bir boyutu da var. Türkiye'de futbola olan ilginin soğutulmaması, futbolseverlerin futboldan soğumaması lazım. Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir.''
Avcı'yı tebrik etti
Bakan Kılıç, görevdeki ilk maçında dün cesur kararlar alan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Abdullah Avcı'yı tebrik etti.
''Ne zamandan sonra Abdullah Avcı bu kadrodan verim alır, onu bilemiyorum. Bunun için gerçek futbol adamı olmanız gerekir'' diyen Suat Kılıç, şunları söyledi:
''Dün maçı Bursa'da izledim. İkinci yarıdaki takım, ilk yarıdan bambaşka takımdı. İkinci yarının ikinci bölümündeki takım da, ikinci yarının ilk bölümündeki takımdan daha istekli ve gayretliydi. Dolayısıyla şunu görmek lazım; listeye baktım, ilk 11'in içinde 10 ayrı takımdan oyuncu vardı. 4 yabancı takımdan gelen oyuncu vardı. Yaş ortalaması 23'tü. Abdullah Avcı'yı tebrik ediyorum, ilk sınavında bu kadar cesur bir karar aldığı için. Reform ya başta başlar, ya hiç başlamaz. Reforma giden ilk adımı ilk karşılaşmasında atarak, cesaretini, dirayetini, otoritesini ortaya koydu. Abdullah Avcı, 'Kimin bakışı ne olursa olsun, ben cesur kararlar alabilecek ve bu kararları sahaya taşıyıp, uygulayabilecek bir hocayım' dedi. Bu önemli. 'Takımın dilini konuşan bir hoca lazım' demiştim. O zaman kastettiğim o dönem itibariyle Türkçe'ydi. Bugün artık sadece Türkçe'yi değil, takımın gönül dilini de, duygu dilini de konuşabilen bir hoca var. Sadece Abdullah hocaları değil, ağabeyleri de olacaktır. Genç yetenekler, tecrübeli ağabeyleriyle birlikte çok daha büyük işler başaracaklar.''
Suat Kılıç, milli takım hocasının adaletinin de tartışılmaması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Türkiye'deki her oyuncunun şunu bilebilmesi lazım: 'Abdullah hoca en adil, en dengeli kadroyu çıkardı' diyebilmesi lazım. Milli takım seçildiği zaman, her takımdan bir oyuncu temsili olarak alınsın mantığıyla kurulmaz. Her takımın en iyileri, kadronun ihtiyaçları gözetilerek alınır. Abdullah Hoca bunu yapabilecek kararlılıkta bir hoca. O nedenle önünü açmak lazım. Milli formayı giydikten sonra hangi futbolcunun Fenerbahçeli, Trabzonsporlu ya da Galatasaraylı olduğunun önemi yoktur. Önemli olan kırmızı-beyaz formayı sırtına geçirmiş olmasıdır. Herkesin böyle bakması lazım.''
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye Futbol Federasyonu'nun özerk bir yapıya sahip olduğunu vurgularken, ''Türk futbolunun kaderini, geleceğini, akıbetini tek başına Yıldırım Demirören'e bırakmamak lazımdır. Elbette ki kararları onlar alacak, yönetecekler. Ama herkesin de destek çıkması lazım'' dedi.
Bakan Kılıç, NTV Spor'da yayınlanan röportajında, hiç kimsenin bu süreçte kenara çekilip de, 'Bakalım Yıldırım Demirören başarılı olacak mı, olmayacak mı?' demeye hakkının olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
''Türk futbolunun kaderini, geleceğini, akıbetini tek başına Yıldırım Demirören'e bırakmamak lazımdır. Tek başına yönetimine de bırakmamak lazımdır. Bırakmamaktan kastım şu; elbette ki onlar yönetecek, önemli kararları onlar alacak, o kararları kulüplerle ve kamuoyuyla onlar paylaşacaklar. Bu onların görevi. Ama herkesin de destek çıkması lazım. Türk futbolunun içinde bulunduğu zorluktan çıkabilmesi için, medyadan siyasete, sivil toplum örgütlerinden spor kurumlarına, kuruluşlarına kadar, herkesin bu sürece en azından psikolojik katkı sağlaması lazım. Öyle olmazsa ne olur? Sayın Aydınlar döneminde birtakım problemler gün yüzüne çıktı. Bu problemin kaynağında elbette ki Mehmet Ali Aydınlar ve yönetimi yoktu. Onlar da sorunları önlerinde buldular. Ama sorunların pek çoğu, arzu edilen ya da futbolu rahatlatacak çözümlere kavuşturulamadı. Şimdi o çözülemeyen sorunların Yıldırım Demirören yönetimi tarafından çözülmesi bekleniyor. 'Bakalım çözebilecekler mi, çözemeyecekler mi?' Böyle kolaycılığa kaçmaya kimsenin hakkı yok. 'Katkı verelim de çözsünler' demeliyiz, herkesin böyle demesi lazım.''
-TFF Etik Kurulu'nun değişmemesi-
Bakan Suat Kılıç, ''Demirören'in Etik Kurulu'nu değiştirmemesini doğru buluyor musunuz?'' sorusu üzerine de şöyle konuştu:
''Bu konularda ben prensip olarak yorum yapmayı doğru bulmuyorum, fakat öngörüş olarak şunu kayda geçirebilirim; kendisi tek aday olarak yarışa katıldı. Çok sayıda aday çıktı ama adayların pek çoğu yarıştan çekildi ya da adaylık dilekçesini Divan'a vermeleri için gereken 60 imzayı bulamadığı için yarıştan çekilmek zorunda kaldılar. Görebildiğim kadarıyla hemen her kulübün TFF'nin yeni yönetiminde temsilcisi var. Kulüpler Birliği Vakfı, yeni başkanı ve yönetimini desteklediğini deklare etti. Dolayısıyla bu yönüyle bakıldığında, TFF'nin yeni yönetiminin aldığı kararların, aynı zamanda Türk futbol ailesinin görüşlerini de yansıtan kararlar olduğu düşünülebilir. Ama 'doğrudur, yanlıştır' diye yorum yapmam.''
-Şike davası-
Futboldaki şike davasında yaşanan süreci de değerlendirmesi istenen Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Fenerbahçeli olup olmamak önemli değil, birinin yanında ya da karşısında olmak da önemli değildir. Bu süreçte herkesin beklentisi, mutlak adaletin gerçekleşmesi yönünde olmalıdır. Benim beklentim adaletin gerçekleşmesidir. Ha, o nedir? Onu ben bilemem. Onu bilecek olan davaya bakan Türkiye Cumhuriyeti'nin savcı ve hakimleridir. Onların, Türkiye Cumhuriyeti'nin yürürlükteki kanunlarını en iyi yorumlayacaklarını, önlerindeki olaya en iyi uygulayacaklarını düşünmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. İçerde kim olursa olsun, isterse dışardakiler olsun. Herkes için tek dileğim var, adaletin gerçekleşmesi ve vicdanların rahatlatılması. Bunun ötesinde kimse beklenti içinde olmamalı. Birileri Fenerbahçeli değil diye farklı bir adaletsizlik beklememeli, Fenerbahçeli olanlar da farklı bir adaletsizlik beklememeli. Adalet gerçekleşsin de ne olursa olsun.''
-''Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir''-
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye'de futbola ilginin soğutulmaması, futbolseverlerin futboldan soğumaması gerektiğini belirterek, ''Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir'' dedi.
UEFA'nın uzun süredir yaşanan süreçle ilgili sessiz kalmasıyla ilgili bir soruyu cevaplayan Bakan Kılıç, şunları kaydetti:
''Benim görebildiğim kadarıyla TFF ile UEFA arasında bilgi köprüsü var. Şu tarihten bu yana sessiz kalıyor olmaları, bir kopukluğun göstergesi değil, bilakis yapılan bilgilendirmelerin neticesindedir diye düşünüyorum. Yeni dönemde TFF ile UEFA arasında görüşmelerin daha da sıklaştırılmasını, bunun yanında şeffaflaştırılmasını ve kamuoyunun da daha sık ve açık bilgilendirilmesini ümit ve temenni ederim. Türk futbolunun sorunları tek başına Türkiye'de çözülecek sorunlar değil. Tabii ki UEFA'ya bakan yönü ve boyutu da var. Ama aynı zamanda Türkiye'de yaşanan bir boyutu da var. Türkiye'de futbola olan ilginin soğutulmaması, futbolseverlerin futboldan soğumaması lazım. Çok zaman kaybetmeden önemli kararlar alınması gerekir.''
-Avcı'yı tebrik etti-
Bakan Kılıç, görevdeki ilk maçında dün cesur kararlar alan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Abdullah Avcı'yı tebrik etti.
''Ne zamandan sonra Abdullah Avcı bu kadrodan verim alır, onu bilemiyorum. Bunun için gerçek futbol adamı olmanız gerekir'' diyen Suat Kılıç, şunları söyledi:
''Dün maçı Bursa'da izledim. İkinci yarıdaki takım, ilk yarıdan bambaşka takımdı. İkinci yarının ikinci bölümündeki takım da, ikinci yarının ilk bölümündeki takımdan daha istekli ve gayretliydi. Dolayısıyla şunu görmek lazım; listeye baktım, ilk 11'in içinde 10 ayrı takımdan oyuncu vardı. 4 yabancı takımdan gelen oyuncu vardı. Yaş ortalaması 23'tü. Abdullah Avcı'yı tebrik ediyorum, ilk sınavında bu kadar cesur bir karar aldığı için. Reform ya başta başlar, ya hiç başlamaz. Reforma giden ilk adımı ilk karşılaşmasında atarak, cesaretini, dirayetini, otoritesini ortaya koydu. Abdullah Avcı, 'Kimin bakışı ne olursa olsun, ben cesur kararlar alabilecek ve bu kararları sahaya taşıyıp, uygulayabilecek bir hocayım' dedi. Bu önemli. 'Takımın dilini konuşan bir hoca lazım' demiştim. O zaman kastettiğim o dönem itibariyle Türkçe'ydi. Bugün artık sadece Türkçe'yi değil, takımın gönül dilini de, duygu dilini de konuşabilen bir hoca var. Sadece Abdullah hocaları değil, ağabeyleri de olacaktır. Genç yetenekler, tecrübeli ağabeyleriyle birlikte çok daha büyük işler başaracaklar.''
Suat Kılıç, milli takım hocasının adaletinin de tartışılmaması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Türkiye'deki her oyuncunun şunu bilebilmesi lazım: 'Abdullah hoca en adil, en dengeli kadroyu çıkardı' diyebilmesi lazım. Milli takım seçildiği zaman, her takımdan bir oyuncu temsili olarak alınsın mantığıyla kurulmaz. Her takımın en iyileri, kadronun ihtiyaçları gözetilerek alınır. Abdullah Hoca bunu yapabilecek kararlılıkta bir hoca. O nedenle önünü açmak lazım. Milli formayı giydikten sonra hangi futbolcunun Fenerbahçeli, Trabzonsporlu ya da Galatasaraylı olduğunun önemi yoktur. Önemli olan kırmızı-beyaz formayı sırtına geçirmiş olmasıdır. Herkesin böyle bakması lazım.''