Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Neden baharda aşık oluruz?

        Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, hormonal değişimler nedeniyle bahar ve yaz aylarında duyguların yoğun hissedildiğini ve çok daha kolay aşık olunduğunu bildirdi. Önal, "Kompleks nörobiyolojik bir fenomen olarak güven, inanç, haz ve ödül aktivitelerinin beyinde yer aldığı bir süreç" anlamındaki aşkın limbik sistemin bütünlüğünün işareti olduğunu söyledi.

        Mevsimsel değişimlerin aynı zamanda duygusal değişimlere de neden olduğunu belirten Önal, "Hormonal değişimler nedeniyle bahar ve yaz aylarında duygular yoğun hissedilirken çok daha kolay aşık olunuyor" dedi.

        Romantik aşkın hayat verip motive ettiğini, bu sürecin insan türünün devamlılığı için de gerekli olduğunu anlatan Önal, beynin belli bölümlerinin aşk konusunda farklı rolleri olduğunu bildirdi.

        -BEYİNDE AŞKLA İLGİLİ ROLÜ OLAN BÖLÜMLER-

        Önal, kadınlarda erkeklerden daha geniş olan "Ön singulat kortex"in

        seçenekleri tartıp kararları verdiğini, endişe merkezi olduğunu belirtti.

        Bu bölümün düzgün çalışması durumunda dikkatin farklı şeylere

        yoğunlaşabildiğini, zor durumlardan çıkış yolları bulunduğunu, hataların

        bağışlandığını, geçmişin acılarının unutulduğunu, iyimser bir bakış açısıyla

        geleceğe umutla bakıldığını, ilişkinin iniş ve çıkışlarıyla baş edilebildiğini

        kaydetti.

        Kadınlarda daha geniş ve erkeklere nazaran 1-2 yıl daha erken olgunlaşan

        "Prefrontal korteks"in ise duyguları kontrol ettiğini ifade eden Önal, "Beyin

        korteksi, kişinin duygusal ve cinsel anlamda yaşadıklarından öğrendiklerini daha

        sonra kullanılmak üzere depolama işlevini görür. Frontal korteks de kişiler arası

        ilişkiler, duygusal ve cinsel seçimlerde ve kişisel eğilimlerde görev alacak

        öğrenme işini üstlenmiştir" diye konuştu.

        Önal, duyma, okuma, sosyal işaretleri okuma, kısa süreli hafıza, anıları

        uzun süreli kaydetme, müziği işleme, seslerin tonu ve duygu durum dengesi ile

        ilişkili olan "Temporal korteks"in doğru çalışması durumunda da duygusal denge,

        doğru anlama, uygun kelimeleri kullanma ve hafızayı canlı tutmayı sağladığını

        belirtti.

        Endişe merkezi olan "Bazal gangliya"nın da duygu, düşünce ve

        hareketleri bütünlediğini, vücudun rölanti ayarını yaptığını, hareketleri

        yumuşattığını, motivasyonu düzenleyip zevke vasıta olduğunu kaydeden Önal,

        "Bazal ganglion olarak adlandırılan accumbens çekirdeği, bir ilişkiyi ya da

        cinsel işlevi başlatmada ve zevk alma işlevinde uyarıcı görev üstlenir" dedi.

        -LİMBİK SİSTEM VE HORMONLAR-

        Limbik sistemin ise olumlu ve olumsuz duygusal hafızayı depoladığını,

        uyku ve iştah döngülerini kontrol ettiğini, kokuları doğrudan işlediğini anlatan

        Önal, "Doğru çalıştığı zaman kişi iyimser olur ve rahat ilişki kurar. Aldıkları

        bilgileri süzgeçten geçirip çevresindekilere olumlu olarak yansıtır. Neşeli,

        cinsel açıdan çekici ve tutkulu olabilir" şeklinde konuştu.

        Vücutta aşktan sorumlu bazı hormon ve moleküller de bulunduğuna dikkati

        çeken Önal, bunlardan "feniletilamin"in beyinde aşkla ilgili oluşan en önemli

        kimyasal olduğunu; güçlü, kontrolü elinde tutan, herşeyi tüketen, bazen sadece

        işle ilgilenen bazen de baştan çıkarıcı olan "östrojen"in de beyne kendini iyi

        hissettiren kimyasallar olan dopamin, serotonin, asetilkolin ve norepinefrinin

        "arkadaşı" olduğunu söyledi.

        "Progesteron"un ise "Östrojenin arka planda kalan güçlü kardeşi"

        olduğunu belirten Önal, zaman zaman ortaya çıkan bu hormonun, "bazen östrojenin etkilerini tersine çeviren bir fırtına bulutu gibi olduğunu, bazen de arada

        eriyip gittiğini" bildirdi.

        "Testesteron"un, "iddialı, odaklanmış, her şeyi tüketen, erkek, baştan

        çıkartıcı, saldırgan ve hissiz" olduğunu, "Dhea"nın ise "Bütün hormonların

        koruyucusu, bağımsız, baştan çıkarıcı, hayatın özünü içinde barındıran, enerji

        verici, testesteron ve östrojenin anne ve babası" niteliği taşıdığını anlatan

        Önal, "Gençlikte bol miktarda bulunur, yaşlandıkça azalır" dedi.

        "Adrenalin"in kalp hızını artırdığını, tansiyonu yükselttiğini, vücudu

        tetikte tuttuğunu, zevk ve heyecanın zeminini hazırladığını kaydeden Önal,

        "Dopamin"in de zevk, motivasyon ve konsantrasyonla ilgili olduğunu söyledi.

        Önal, "Bu hormon beynin ödül merkezinde yer alır. Yeterli dopamin düzeyi kendine güveni artırır. Aşkın ilk dönemlerinde yüksek dopamin, düşük serotonin seviyesi gözlenir" diye konuştu.

        "Serotonin"in de iyi hissettiren bir molekül olduğunu vurgulayan Önal,

        bunun duygu durumunun düzenlenmesi ve duygusal esneklikte rol oynadığını

        bildirdi.

        Düşük serotonin düzeyine yeni aşıkların yanı sıra depresyon, anksiyete,

        obsesif-kompulsif bozuklukta rastlandığına anlatan Önal, şunları söyledi:

        "Bu düşük seviyeye paralel olarak tutkulu aşıklarda bazal gangliya ve ön

        singulat girusda artmış aktivite tespit edilmiştir. Aşırı serotonin artışına

        neden olan antidepresif ilaçlar ise cinsel işlev bozukluğuna neden olur. İlk

        bakışta aşk vardır. Üstelik bunu sağlayan kimyasal karışım, uzun bir beraberliğin

        garantisidir. İlk bakışta aşkın mistik bir yanı yoktur, aşk ve cazibeyi yöneten

        duygular değil, moleküllerdir."

        Kadınlardaki limbik lobun erkeklerden daha büyük olduğunu bildiren Önal,

        bunun kadınların ilişkilerde daha istikrarlı ve tutarlı olmalarını sağladığına

        dikkati çekti.

        "Aşkın kimyasal senfonisi" denilen hormonların işleyişi ile ilgili de

        bilgi veren Önal, östrojen, testesteron, nitrik oksit ve feromonların "çekim";

        adrenalin, noradrenalin, dopamin, serotonin ve feniletilenaminin "karasevda";

        oksitosin ve vazopressinin "bağlılık"; azalan serotonin ve endorfinin ise

        "ayrılık"tan sorumlu olduklarını bildirdi.

        -"ROMANTİK AŞKI TETİKLEYEN GÖRSEL UYARI"-

        Sıradan bir konuşma yapan bir erkekle kadının beyinlerinin taranmasıyla

        yapılan çalışmadan da söz eden Önal, "Erkeğin beyninde cinsellikle ilgili

        bölgeler aktive olurken aynı durum kadın beyninde izlenmemiştir. Erkek bu

        görüşmeyi potansiyel bir cinsel randevu olarak görürken, kadın bu durumu 'konuşan iki insan olarak' algılamıştır. Romantik aşkı tetikleyen görsel uyarıdan başka bir şey değildir. Sanıldığı gibi ses, zeka, cazibe veya sosyal ve finansal

        statünün bir önemi yoktur" diye konuştu.

        Aşık olan bir kişinin beynindeki korteks, anterior singulat, hipokampus,

        striatum, nukleus acumbens bölgelerinin aktive olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, ilk bakışta birbirinden etkilenen çiftlerin incelendiği bir

        araştırmada, simetrik kemik yapısının beğenide etkili olduğunun, bunun doğacak

        çocukların genetik yapısını belirlediğinin tespit edildiğini söyledi.

        Aşkın, başladığı ilk dönemde beynin ödül devrelerini tetikleyerek kokain,

        eroin, morfin gibi uyuşturucu etkisi yarattığını kaydeden Önal, bu etkinin 6-8 ay

        kadar sürdüğünü bildirdi.

        10 yıldan fazla evli 5 bin çift üzerinde yapılan bir araştırmaya göre

        evlilikteki romantizmin 7 yıldan daha az sürdüğünü anlatan Önal, şunları

        söyledi:

        "Yeni evliler arasındaki romantizm 2 yıl, 6 ay, 25 gün sonra bitiyor. Bu

        süreden sonra erkekler düzenli, kadınlar da bakımlı olmayı bırakıyor. Evliliğin

        3. yılında çiftlerin yüzde 83'ü yıl dönümlerini kutlamak için çaba sarf etmemeye

        başlıyor. Araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 83'ü evliliklerinin ilk aylarında

        el ele tutuşurken, 937.5 gün sonra bu oran yüzde 38'e düşüyor. İlk yıllarda günde

        8 kez birbirlerine sarılan çiftler, ilk yıldan sonra bunu yapmamaya başlıyor.

        Araştırmaya göre, bu oranlar dışarıda sürpriz bir akşam yemeği ve televizyon

        kumandasının paylaşılması için de geçerli."

        Önal, aşkın stresi azalttığını ve sağlıklı bir yaşam için gerekli

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ