İYİ Kİ DOĞDUN SERDAR TURGUT
Serdar Turgut, 53 yaşına girişini İstanbul ve New York hatıralarıyla yazdı.
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut yazdı
İki şehirden kendime dair notlar Rana ve oğlum yanımda oldukça hayattan pek korkarım gibi gelmiyor bana. Elimden geleni vereceğim aileme. Bunun mutluluğu da bana yetiyor. Beni ayakta tutan da bu. Yorulmamı engelliyor
İstanbul (Çengelköy): Birkaç hafta önce Çengelköy İskele Meydanı’nda bir banka oturmuş, Rana ve oğlumun lokantadan çıkmalarını bekliyordum. Birden 40 yıl öncesine gittim, zaman yolculuğu gibi bir his yaşadım. O zamanlar aynı lokantadan her çıktığımda kafam dönerdi, daima sarhoş olurdum. Aynı bankta oturup başımdaki dönmenin geçmesini beklerdim.
Ben artık hiç sarhoş olamıyorum. Ya içkiye çok alışmış olmalıyım arada geçen zamanda ya da o yaşlarda olabildiği gibi artık çok içemiyorum.
40 yıl önce aynı bankta otururken içimde hiçbir endişe ve tedirginlik olmazdı. Sorumluluklarım da yoktu.
Şimdi ise neredeyse sadece bu hislerden oluşan bir insan haline dönüşmüş durumdayım.
New York (43. Sokak ile 8. Bulvar köşesi): 30 küsur yıl önce bu köşede bir gece sokakta uyuduğumu bile hatırlıyorum. O zamanlar bu yer serseri, fahişe ve katil doluydu. Şimdi ise temizlendi. Hatta köşeyi döner dönmez karşınıza çıkan tiyatroda Disney’in Lion-King oyunu bile oynayabiliyor.
Bir bardayım ama eskiden burası bira ve sidik karışımının feci kokusuyla dolardı. Şimdi havası temiz ve efendi insanlar yan taburede oturuyorlar.
Eskiden burada bir yandan sarhoş olup bir yandan da maceralar düşlerdim.
Şimdi ise Rana’yı ve oğlumu bekliyorum.
Lion-King biter bitmez gelecekler. Aslında bu da bir başka macera.
‘30 küsur veya 40 yıl öncesini özlüyor muyum?’ Arada bir evet...
O yılların gence sunduğu önü çok açık yaşamı ve maceraları, o maceraları yaşamaya uygun fiziksel gücü, dayanıklığı özlüyorum tabii ki.
‘Üzülüyor muyum?’ Hayır...
Yaşlanmaktan korkmuyorum hatta yaşlanmayı güzel karşıladığımı bile söyleyebilirim.
Gençliğimin mekanlarında Rana ve oğlumla birlikte dolaşma şansını bulduğum için şükran duyuyorum.
Dün bir yaş daha yaşlandım ve “Acaba oğlum ile ya Çengelköy’de ya da New York’ta ileride bir tek atmak için hayatım yetecek mi” diye düşündüm.
Arkadaşlar ile ilgili durmadan kötü haberlerin geldiği bir yılda bu düşünceler ister istemez giriyor insanın aklına. Ama bu düşüncelere teslim olmama kararındayım. Korkuya teslim olmayacağım. Bu doğum günü sözüm oldu kendi kendime.
Rana ve oğlum yanımda oldukça hayattan pek korkarım gibi gelmiyor bana. Elimden geleni vereceğim aileme. Bunun mutluluğu da bana yetiyor.
Beni ayakta tutan da bu. Yorulmamı bu engelliyor.
Gençliğimde hayta gibi dolaştığım sokaklarda oğlumu dolaşırken görmekten daha büyük bir mutluluk olabileceğini de tahmin etmiyorum.
Ve evet; bu yaşa gelebildiğime memnunum.
Gençlik günleri sadece hatıra olarak kalsın yeter bana...
Şimdi benim işim; oğluma benimle ilgili iyi hatıralar bırakmak için elimden geldiğince uzun ve yoğun bir şekilde uğraşmak.
Hayatımın özeti de bunlardan ibaret işte...
Akşam