'Diana Prens Charles'a hep âşıktı'
Sırdaşı Diana'yı anlattı
HT PAZAR / Daphne BARAK
Ünlü tasarımcı Lana Marks, Diana'nın son günlerindeki sırdaşıydı. Bana yaşasa hayatındaki en mutlu günlerinden birini, torununun doğumunu görecek Diana'yı anlattı.
Lana Marks çok pahalı çantalarıyla tanınan, ismi zirvede anılan moda tasarımcılarından biri. Prenses Diana'yla 1996'da, ölümünden bir yıl önce tanışmıştı. Bu ikiliyi biraraya getiren kişiyse Diana'nın manevi annesi, ABD Brezilya Büyükelçisi'nin eşi Lucia Fleca De Lima'ydı.
Lana, yaşasa hayatındaki en mutlu günlerinden birini, torununun doğumunu görecek Diana'yı anlattı bana. "Diana çok gülerdi. O gülünce ben de..." diye başladı. "Kensington Sarayı'nda öğlen yemeği yerdik. Sohbet eder, gözlerimizden yaş gelene kadar gülerdik. Bana William ve Harry'den bahsederdi. William'ın gerçek aşkı bulacağı, evleneceği günleri hayal ederdi. O günlerde basın ve kamuoyunun gözü sürekli ondaydı, baskı altındaydı."
Bu hatıralar Lana'ya, Prens William'ın oğlu George Alexander Louis'in dünyaya geldiği pazartesiden sonra daha ağır geliyor. Diana ona şöyle diyormuş: "William sorumluluklarına sahip çıkacak. Hayatında da umarım mutluluğu bulacak ve bir daha bırakmayacak." Görünen o ki Diana'nın hayalleri gerçek oluyor.
'SARAYDA YAŞARKEN HAYATTAN KOPARSINIZ'
Lana, Diana'nın William hakkındaki endişe ve hayallerini de unutamamış. "William ve Diana birbirlerine çok bağlıydılar" diyor. "Charles'la ayrıldıktan sonra Diana, oğlu William'a dayandı. Belki genç delikanlı için yaşadıklarının ağır olduğunu düşünüyordu. Sürekli William'dan bahsediyordu. Onu hayata hazırlamak için çok çabaladığını söylüyordu. Diana'ya göre sarayda yaşarken hayatten kopuyordunuz."
Lana, Diana'ya her seferinde oğullarını çok iyi yetiştirdiğini söylemiş ama bu Diana'nın gönlüne su serpmeye yetmemiş. "O sıralar bir yandan da saray Diana'nın itibarını sarsmak için elinden geleni yapıyordu" diyor Lana. "Diana kendini yalnız hissediyordu. Konuşacak birilerine ihtiyacı vardı. Benim gibi..."
'UZUN YAŞAYACAĞINI DÜŞÜNMÜYORDU'
Diana'nın annesi Francis Shand Kidd'in hayatı da eşini terk edip aşık olduğu adamla beraber olduktan sonra iniş çıkışlarla sürmüştü. Lana, Diana'nın aile desteğinden mahrum kalmış bir kadın olduğunu söylüyor ve devam ediyor: "Bana sarayın onu düşman bellediğini söyledi. Destek çıkan kimse yoktu. Bu yüzden William için endişeleniyordu. Evet, William henüz çocuktu ama Diana'nın anlatmaya ihtiyacı vardı. Çok uzun yaşayacağını düşünmüyordu"
Peki, Diana büyük oğlu Prens William'a ne öğütlüyordu? Lana cevabını biliyor. "Diana, oğlunun gerçek aşkı bulmasını istiyordu. Ona her adımda eşlik edecek bir kadınla evlenmeliydi. Hayatını arzuladığı gibi yaşamalıydı, saraya göre değil... Diana, oğlunun kendisinin arzu ettiği hayatı yaşamasını istiyordu. Uzun, mutlu bir hayat..."
Lana'ya, Diana'nın kendi hayallerinden pek de geri kalmadığını hatırlatıyor, Pakistanlı doktor Hasnat Khan'la aralarındaki büyük aşka değiniyorum. Lana gizemli bir şekilde gülümsüyor. Bir an duraksıyor ve şöyle diyor: "Ama sürekli tek bir adamdan, hayatı boyunca birlikte mutlu olmayı hayal ettiği kişiden bahsediyordu. Diana, Prens Charles'a hâlâ aşıktı."
Lana ve Diana, iki yakın arkadaş, Ağustos 1997'de Milano'ya gitmeyi planlamışlardı. Ama Lana'nın babası vefat etti. Diana, başsağlığı dilemişti. İki hafta sonra da öldü. Lana, Diana hakkında anlattıklarını şöyle tamamlıyor: "Bugünleri görmeyi çok isterdi. William, onun arzu ettiği gibi gerçek bir eş buldu. Kate... William'ın baba olduğunu, Kate'i nasıl sakındığını görmekten gurur duyardı. Şimdi onları izliyor ve gülümsüyordur."