Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Otomobil fiyatları yıllardır yükseldikçe yükseliyor. Hem dünya fiyatlarının hem de yurtiçinde dolar kuru ile vergi oranlarının yükselmesi son yıllarda otomobil fiyatlarını rekor düzeyde artırdı. Hatta stokçuluk yapıldığı yönünde iddialar bile ortaya atıldı.

        Fiyat artışlarının gerisinde ne var?

        -Sırasıyla gidersek otomobil üretimi öncelikle yassı çeliğe dayanıyor. 2016’da tırmanışa geçen çelik fiyatları yüzde 283 artışın ardından son iki aydır geriliyor. Gerilemenin boyutu şimdilik yüzde 28 düzeyinde. Devam ederse dünya otomobil fiyatlarında kısmı bir gevşemeye yol açabilir.

        -Sadece çelik değil diğer emtia fiyatlarının artışıyla dünya otomobil fiyatları ilk kez üçte bir düzeyinde yükseldi. Çip krizi en çok bu sektörü vurdu, üretimi yaklaşık yüzde 10 azalttı. Küresel otomobil üreticileri de, Türkiye’de üretim yapanlar da, tedarik sorunu nedeniyle zaman zaman üretimlerine ara vermek zorunda kaldılar. Bir otomobilde 45-50 civarında çip kullanılıyor. Bu kriz hala devam ediyor.

        DÜNYA FİYATI YÜZDE 31 ARTTI

        -Bütün bu nedenlerle ortalama bir otomobilin dünya fiyatı son bir yılda yüzde 31 artarak yaklaşık 23 bin dolardan 30 bin dolar düzeyine çıktı. Pandeminin baş gösterdiği 2020 yılındaki fiyat artışı ise yüzde 7.6 oranıyla sınırlı. Daha önceki yıllarda artış yok, hatta yüzde 1-2 oranında düşüşler söz konusu.

        -Türkiye’de satılan otomobillerin yüzde 57 ile yarıdan fazlası ithal. Mesela bu yılın 11 ayında satılan 675 bin otomobil ve hafif ticari aracın 291 bini yerli üretim iken, 384 bini ithal edildi.

        -Yerli üretimin de yaklaşık yarı parçası ithalatla karşılanıyor. Yerli diye geriye kalan yassı çelik, lastik, cam gibi malzeme fiyatları ise dünyayla paralel seyrediyor. Dünyaya açık bir ekonomi olmanın gereği bu.

        -Otomobil ithalatı dolar ve Euro ile yapıyoruz. Yurt içindeki üretimi de, işçilik hariç büyük ölçüde dövize endeksli gerçekleştiriliyor. Sonuçta otomobil fiyatlarında, dünya fiyatı artışından daha çok, döviz kurlarındaki hızlı yükseliş etkili oluyor. Tablo böyle olunca aslında otomobil alanlar sanki dolar veya Euro da satın almış oluyorlar.

        DOLARI VE EURO'YU SOLLADI

        -Önce TL karşısında döviz kurlarının artışını verelim. Artış oranları son bir ve beş yılda kasım ayları ortalama döviz satışı üzerinden. Dolar bir yılda yüzde 34 ve beş yılda yüzde 226 arttı. Euronun artışı da bir yılda yüzde 29 ve beş yılda yüzde 244 oldu.

        -TÜİK’in verilerine göre dizel otomobil fiyatları Kasım 2021’de 405 bin liraya çıktı. Son bir yılda yüzde 47, son beş yılda yüzde 393 yükseldi.

        -Benzinli otomobilin fiyatı ise 315 bin liraya çıkarak bir yılda yüzde 77.5, beş yılda yüzde 441 arttı.

        -Görüldüğü gibi son bir yıl ve son beş yılda otomobil fiyatları döviz kuru fiyatlarını katladı. En çok kazandıran finansal yatırım araçları sollayıp geçti.

        REKLAM

        -Benzinli otomobil katlamış da, dizel otomobil fiyatı biraz geride kalmış. Bunun da nedeni dizel motorları geliştirmenin sınırlarına varılması ve küresel ısınma nedeniyle önce dizel yakıtlardan vazgeçilmesi, vergilerinin artırılması, dizel yakıt fiyatlarının daha yüksek oranlı ayarlanması olabilir.

        ENFLASYONU DA KATLADI

        -Yine son bir yıl ve beş yılda TÜİK verileriyle tüketici fiyatları yüzde 21.3 ve yüzde 110.1 arttı. Otomobil fiyatları bu performansıyla enflasyonu yıllık bazda 1-2 kat, beş yılda da 3-4 kat aştığı.

        -Değer artırmada otomobil hem en çok kazandıran finansal yatırım araçlarını solladı, hem de enflasyona karşı çok iyi bir koruma sağladı. Hatta korumanın ötesine geçti ve ikinci elde satış yapanlar için otomobil çok iyi kazanç da sağladı.

        -Türkiye’de yaşayanlar pandemi döneminde en çok ihtiyaç duydukları konulardan biri bireysel yolculuk yapmaktı, bunun için otomobil gerekiyordu.

        -Ayrıca ülkemizde otomobil sahipliği hala çok düşük.

        -Yine negatif faiz uygulamasından dolayı ülkemizde para sahiplerinin geçen yıldan itibaren kur ve enflasyon artışından korunma arayışları şiddetlendi.

        -İşte otomobil sahibi olmak kur artışına da, enflasyon yükselmesine karşı da koruyor.

        -Kısaca otomobil sahipliğine bu dönemde gösterilen talepte duygusal nedenler de etkili.

        -Normalde sıfır kilometrede satın alındığında değerinden kaybetmeye başlayan otomobil bir tüketim aracıydı. Son yıllardaki istisnai koşullardan dolayı yatırım aracı haline de geldi

        SATIŞTA GEÇEN YIL YAKALANDI GİBİ

        -ODD verilerine göre toplam otomobil ve hafif ticari araç satışları geçen yıla göre düşmedi, hatta 11 ayda yüzde 1 arttı. Geçen yıl satılan toplam araç sayısı 773 bine ulaşırken, bu yılın 11 ayında 675 araç satıldı. Aralık aylarında ortalama araç satışı 122 bin. Bu aralıkta ortalamanın altında kalınsa bile geçen yılki rakama ulaşılacak gibi görünüyor.

        -Otomobil ve hafif ticareti araç satışlarının 10 yıllık ortalaması 804 bin olurken, 2019’da 479 bin ve 2018’de 621 satışta kalınmıştı.

        -Dünyada ve Türkiye’de yeterli üretim yapılabilseydi herhalde bu yıl satışlar ilk kez bir milyon sınırını geçerdi. Çünkü talep belirttiğimiz nedenlerden dolayı çok yüksek.

        Diğer Yazılar