Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Silivri’deki Boğluca Deresi, geçtiğimiz yıl taştı, çevresini sular altında bıraktı. Derenin tam kenarındaki devlet hastanesi kullanılamaz hale geldi. Ancak aradan geçen zamana rağmen derenin ıslahı gerçekleştirilemedi...

        Islah edilemeyen dereler, hiç kuşkusuz kentin en önemli sorunlarından biri... Çöplüğe dönüşmeleri, pislik yuvası haline gelmeleri bir yana, İstanbulluların can güvenliğini tehdit ediyorlar. Bilindiği üzere derelerin çok büyük bir kısmında taşkın riski var. Taştıklarında da ne büyük bir felaket yaşandığı malum... Geçen yılki Ayamama ve Kurbağalıdere faciasını unutmak mümkün mü! Evet... Dereler, her yağmurda taşıp ortalığı savaş alanına çeviriyor, can yakıyor. Ama bu hayati problem çözülmüyor, çözülemiyor.

        Her taşkından sonra, yetkililer çıkıp beylik laflar ediyor, vaatler peş peşe sıralanıyor, hemen ıslah çalışmalarının başlayacağı söyleniyor. Ne var ki bu sözler çabuk unutuluyor, yetkililer ortadan kayboluyor. Taa ki yeni bir taşkına kadar... Dereler tekrar taştığında o yetkililer yine aynı şeyleri söylüyor. İşte bu kısırdöngü böyle sürüp gidiyor.

        AYAMAMA'DA BAŞLADI AMA...

        Geçen yılki sel felaketinin ardından nihayet Ayamama'da ıslah çalışmaları başladı, ancak Kurbağalıdere için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Hatırlarsanız, Kurbağalıdere'nin taşması ve bir kişinin hayatını kaybetmesinin ardından, derenin tamamının ıslah edileceği açıklanmıştı. Daha sonra ise derenin bir kısmının temizleneceği söylenmişti. Gelgelelim o küçük bir kısımdaki çalışmada bile kayda değer bir gelişme yok.

        Daha birkaç gün önce, Kadıköylülerin 'Kurbağalıdere'ye lağım suları akıyor' şikayetlerine yer vermiştik hatırlayacağınız gibi... Islahı yılan hikayesine dönen tek dere Kurbağalıdere mi? Tabii ki değil... Tavukçu, Çamaşırcı, Çırpıcı ve daha niceleri de ıslah bekliyor. Yıllardır bir türlü ıslah edilemeyen, çevresi için büyük bir tehdit oluşturan derelerden biri de Silivri'deki Boğluca Deresi...

        PROTESTO EDİYORLAR

        Biliyorsunuz... Geçen yılki şiddetli yağışlarda Boğluca da taşmış, etrafındaki evleri, işyerlerini, okulları ve hastaneyi sular altında bırakmıştı. En büyük darbeyi de dere yatağına yapılan Silivri Devlet Hastanesi yemişti.

        Hastanenin bodrum katı kullanılamaz hale gelmiş, elektrik, ısıtma ve soğutma sistemleri zarar görmüş, hastane üç ay yataklı hizmet sunamamıştı. Bu taşkının ardından, başta hastane personeli olmak üzere tüm çevre sakinleri yetkililere başvurup derenin bir an önce ıslah edilmesini istedi. Hatta duyarlı Silivrililerin oluşturduğu Silivri Kent Konseyi, mücadele başlattı.

        Gerek ilçe belediyesine gerekse Büyükşehir'e müracaatlar edildi, hazırlanan raporlar sunuldu ama bu çabalar sonuç vermedi. Derenin ıslahı bir türlü başlayamadı. Silivri Kent Konseyi üyeleri de deredeki tehlikeye dikkat çekmek için protesto gösterilerine başladı. Her çarşamba, derenin önünde toplanıp eylem yapıyorlar, bu şekilde kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz çarşamba günü de geleneği bozmadılar ve yine toplanıp deredeki riske dikkat çektiler. Kent Konseyi adına konuşan Yürütme Kurulu Üyesi Sağlık Grubu Başkanı Dr. Fethi Bozçalı, bakın yetkililere nasıl seslendi:

        DERE YATAĞINDA HASTANE

        "Bilindiği gibi sel felaketinin üstünden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, Boğluca Deresi'nin ıslah çalışması tamamlanmamıştır. Silivri Kent Konseyi, Boğluca Deresi'nin ıslah edilmesi sürecine katkı sağlamak, hızlandırmak amacıyla kapsamlı bir rapor hazırlamıştır. Çalışma İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Silivri Belediye Başkanlığı'na sunulmuştur. Silivri'de yaşayan yurttaşlarımız adına,ilçemizin en önemli sorunlarından biri olan Boğluca Deresi'nin ıslah çalışmasının acilen tamamlanmasını istiyoruz. Derenin ıslahıyla ilgili çalışmalar var. Islah için çevredeki binaların bir kısmının yıkılması gerekiyor. Duyumlarımıza göre bina sahipleriyle anlaşmazlık olduğu için yıkımlarda gecikme oluyor. Bu süreç uzadıkça uzuyor. Oysa derenin şakası yok. Yeni bir taşkında can kayıpları olabilir. Hiç zaman kaybedilmeden derenin ıslah edilmesi şart. Üstelik bölgenin en büyük hastanesi de derenin tam dibinde.

        Bu hastanenin dere kenarına neden ve nasıl inşa edildiği de ayrı bir tartışma konusu. Dereyle hastane arasında 100 metre yok. Üstelik dere yatağında iki de okul var. Yeni bir taşkında kaybımız büyük olur. Yetkililerin bir dakika bile kaybetmeden bu sorunu çözüme kavuşturması gerekiyor."

        Sokak arasında pis su kanalı

        İSTANBULLULAR mikrop yuvasına dönüşen dereler kadar, mahalle aralarından akan pis su kanallarından da şikayetçi. İşte Beylikdüzü sakinlerinin feryadı...

        "Ali Çebi Caddesi Cahit Sıtkı Tarancı Sokağı'nın hemen kenarından pis su kanalı akıyor. Binaların hemen yanıbaşından... Dere çöpler ve lağım atıklarıyla dolu. Dolayısıyla etrafa kötü kokular yayıyor. Üzeri açık olduğundan da çevre sakinleri pis kokulara maruz kalıyor. Çilemiz yaz-kış bitmiyor. Yıllardır bölge halkının ne büyük eziyet çektiğini yakından bilen yetkililer ise sorunu umursamıyor bile. Kanalın üstü nedense kapatılmıyor.

        Zaten şehirdeki derelerin büyük kısmı pislik içinde. Bir de şu kanalizasyon sularının aktığı kanallar yok mu? Bizi iyiden iyiye perişan ediyor. Belediye yetkilileri nerede!"

        Terazidere, çekilir mi bu çile

        Bayrampaşa Terazidere'deki altyapı çalışması nedeniyle millet sinir küpüne döndü.

        ŞEHRİN birçok noktasında altyapı ve yol çalışmaları devam ediyor. Nedense yetkililer bu çalışmaları başlatmak için yaz mevsiminin sona ermesini bekledi. Ne zamanki yaz bitti, okullar açıldı, yerel yönetimler gayrete geldi, projeler art arda başlatıldı. Üstelik bu projelerin büyük kısmında haftalar geçmesine rağmen kayda değer bir gelişme de yok.

        UZADIKÇA UZADI

        Malumunuz bir Bahçelievler Çalışlar Caddesi örneği var ki evlere şenlik! Sözde iki ayda bitirilecek çalışma uzadıkça uzadı, ortalık savaş alanına döndü. En kötüsü, projenin akıbeti de belli değil. Doğal olarak bölge halkı isyanlarda... Tabii biz de bu sayfalara sık sık Çalışlar Caddesi'ndeki eziyeti yansıtıyoruz. Daha birkaç gün önce, esnafın şikayetlerini aktarmıştık hatırlayacağınız gibi... Dün, Acil Şikayet Hattı'na gelen bir mesaj ise, Bayrampaşalıların da aynı dertten mustarip olduğunu gösterdi. İşte bir okuyucumuzun kaleminden tüm detaylar...

        ESNAF ZORDA

        "Bayrampaşa Terazidere Mahallesi, Çayır Sokak ve metro istasyonunun bulunduğu caddede yürütülen altyapı çalışmaları hepimizi canımızdan bezdirdi. Cadde boyunca, asfalt kaldırıldı, bütün yol kazıldı. Kaldırımlar yerinden söküldü. Cadde tarladan farksız duruma döndü. Her yer çamur içinde. Kaldırımlar ve cadde öyle duruma geldi ki ne araçlar ne de yayalar bu caddeyi kullanabiliyor. Çalışmalar başlayalı bir aydan fazla oldu. Çalışmaların ne zaman biteceğini sorduğumuz zaman yetkililer kesin bir cevap veremiyor. Esnaf kan ağlıyor... "

        Asfaltı yenilediler ama mazgalı unuttular

        RÖGARLARIN, mazgal kapaklarının etrafındaki çukurlarla ilgili sayısız haber yaptık, sayısız şikayet yansıttık. İşte o şikayetlerden biri daha... Duyarlı bir okuyucumuz tarafından Çekmeköy Mehmet Akif Ersoy Mahallesi'ndeki Mimar Sinan ve Necip Fazıl caddelerinin kesiştiği noktada çekilen bu fotoğraf, her şeyi açıkça anlatıyor. Yeni asfaltlanan yolun ortasındaki rögar kapağı asfalt seviyesine çekilmiş.

        AKLA ZİYAN ÖNLEM

        Ancak yolun sağ tarafında bulunan yağmur suyu mazgalları çukurda unutulmuş. Gelin bu durumun yol açtığı sıkıntıları okurumuzdan dinleyelim. "Yollar asfaltlandıktan sonra yağmur suyu mazgalları yolun yaklaşık 20 cm aşağısında kaldı. Geniş geniş çukurlar oluştu. Tabii bu durum en fazla sürücüleri etkiledi.

        Araçlarıyla hızla ilerleyen sürücüler, son anda fark ettikleri çukura düşmemek için ani manevralar yapmak zorunda kalıyor ya da yoldaki tehlikeyi fark etmeyip çukura düşüyor. Araçlarda ne lastik kalıyor ne amortisör... Çok sayıdaki aracın zarar görmesi üzerine durumu yetkililere ilettik. Biz, mazgalın etrafındaki çukurun kapatılacağını düşünürken bir de baktık ki akla ziyan bir önlem alınmış. Yetkililer, çukurun önüne plastik dubalar yerleştirdi. Sözde böylece sürücüleri uyarmış oldular. Fakat bu tedbir hiçbir işe yaramadı. Sürücüler bu sefer de dubalara çarpmamak için akla karayı seçmeye başladı. Böyle göstermelik çözümlerle olur mu! Akşam saatlerinde dubanın da çukurun da fark edilmesi mümkün değil. Güya dubanın üzerinde fosforlu ışık var. Ancak duba çamur içinde olduğundan fark edilmesi mümkün değil... "

        Kentin vitrini bildiğiniz gibi!

        Bayrampaşa Otogarı'nın yenilenmesi için kimsenin kılını kıpırdattığı yok. Otogar içler acısı halde...

        BAYRAMPAŞA Büyük Otogarı'nın sorunlarını geçtiğimiz yıl sayfalarımıza taşımıştık hatırlayacağınız üzere... Peki neydi o problemler? Gelin kısaca hatırlayalım... Otogarın üst katında, kelimenin tam anlamıyla dilenci istilası yaşanıyordu. Her köşe başında avuç açıp para isteyen birini görmek mümkündü. Ya yolcuların bavullarını taşımak için milletin peşine takılanlar! Onlar da otogara gelenleri bıktırıyordu. Her gün binlerce kişiyi ağırlayan, kentin vitrini olan otogarın tuvaletleri ise pislikten geçilmiyordu. Yollar da çukur deryasından farksızdı.

        TİNERCİ YUVASI

        Otogarın alt katları ise korku filmi setlerini aratmıyordu. Alışveriş merkezi olarak planlanan ama boş kalan dükkanlar, tinercilerin ve evsizlerin barınağı haline gelmişti. Altyapı sorunu ise içler acısı bir durumdaydı. Yağan her yağmurda alt katları su basıyor, hem esnaf hem de yolcular zor anlar yaşıyordu. Peki aradan geçen bunca zamanda neler olup

        bitti? Bu vahim tablonun iyileştirilmesi için yetkililer harekete geçti mi? Ne gezer... Son günlerde, otogarla ilgili yine yoğun şikayetler almaya başladık. Acil Şikayet Hattı'na gelen mesajlardan anlıyoruz ki bu kadar zamanda bir arpa boyu yol gidilmemiş. İşte bir okuyucumuzun izlenimleri...

        HARABEYE DÖNMÜŞ

        "Önceki gün, İstanbul'a gelen bir misafirimi almak için Bayrampaşa Otogarı'na gittim. Ancak otogardaki karmaşayı görüp şaşkına döndüm. Misafirime rezil oldum. Otogarın bu kadar bakımsız olabileceği hiç aklıma gelmezdi. Resmen harebeye dönmüş. Sözde vatandaşlar gidecekleri yerleri kolay bulsunlar diye tabelalar konmuş. Ama üstündeki yazılar okunmuyor. Tabelaların nereyi gösterdiği belli değil. Asfalt deseniz köstebek yuvası! Adım başı çukur oluşmuş. Tabii bu çukurlar su birikintileriyle dolu. Asfalttaki çukurları kapatmak için kaldırım taşları kullanılmış. Anlayacağınız her yanı berbat. Yazık, hem de çok yazık... "

        Diğer Yazılar