Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Anayasa değişikliği ile kişi başı milli gelir arasında bir bağlantı var mı?

        BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, AK Parti genel merkezinde düzenlenen yerel yönetimler

        sempozyumunun kapanışında yaptığı konuşmada, Anayasa değişikliğini ekonomik gelişmenin “olmazsa olmaz” şartı olarak saydı ve “Hedefimiz Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına taşımak. Ama Anayasa değişiklikleri, çağın gerektirdiği düzenlemeleri yapmadan bunu başaramayız. Hedefimiz kişi başı milli geliri 15 bin dolara çıkarmak. Anayasal mevzuatı değiştirmeden bunu başaramayız” dedi.

        Erdoğan’ın bu sözleriyle gözler Anayasa ile kişi başına düşen milli gelir arasındaki ilişkiye

        çevrildi. Olası bir Anayasa değişikliği ile kişi başı milli gelir arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Kişi başı milli gelirin 15 bin dolara çıkması Anayasal mevzuatın değişmesine mi bağlı yoksa yeni ekonomik kalkınma politikaları üzerinde mi çalışılmalı?

        İşte farklı görüşler...

        GÜLİN YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        ‘Anayasa paketi ile ekonominin ne alakası var?’

        CHP Grup Başkanvekili ONUR ÖYMEN:

        ‘Anayasa dışı bazı ekonomik tedbirlerin yargı tarafından durdurulmasından şikâyetçiler ve bunu bahane ediyorlar’

        ANAYASA paketiyle ekonomik kalkınmanın ne alakası var? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dönemin başındaki kalkınma sözü bugünkünden daha yüksekti. Bugün -5’lere inmesinin nedeni Anayasa mı? Ekonomideki kötü yönetimlere bahane aranıyor, esas olan budur. ABD’de 230 senedir Anayasa değişmiyor, kişi başına düşen milli gelirlerini mi etkiliyormuş?

        Anayasa’yı değiştirmek için, başarısızlıkları örtbas etmek için gerekçe aranıyor. Asıl hedef yargı denetiminden kurtulmak. Anayasa dışı bazı ekonomik tedbirlerin yargı tarafından durdurulmasından şikâyetçiler ve bunu bahane olarak kullanıyorlar. Siz tedbirlerinizi alırken Anayasa’ya ayak uydurursanız her şey hallolur. Anayasayı suçlamanın hiçbir anlamı yok.

        CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. ESFENDER KORKMAZ:

        ‘Milli refah bir Anayasa sorunu değildir ekonomi uygulanan politikalarla canlanır’

        BAŞBAKAN herhalde ekonominin gelişmesi için demokratik özgürlük olması gerekir noktasından o meseleye yaklaştı. Ama aslında piyasada özgürlük ve piyasa ekonomisinin çalışması yalnızca Anayasa’ya bağlı bir netice değildir. Bir Anayasa sorun değildir. Çünkü gerçekten siyasi, sosyal ve ekonomik olaylar birbirine bağlıdır, birbirini etkiler. Anayasa değişikliğinden daha çok hükümet ve Başbakan’ın piyasayı germemesi ve piyasadaki

        kırılganlığı artırmaması gerek. Bir defa işsizliğin azaltılması lazım. İşsizliğin azaltılmasının temel çıkış noktası ise kur politikasıdır. Kur düşük olduğu için Türkiye de ithalatçı bir ülke

        haline geldi. İçeride üretim yapamadığımız için de işsiz sayısı sürekli artıyor. Dolayısıyla bu tür politikaların uygulanmasının anayasa değişikliğiyle bir ilgisi yoktur. Kur politikası açısından ise hem hükümet bir yerde piyasadaki yapıları tekel hale getiriyor, tekel yapıları kırmıyor ve ortadan kaldırmıyor. Ekonominin önünü açmanın, ekonomiyi canlandırmanın uygulanan politikalarla ilgisi vardır ama anayasayla ilgisi olmaz. Eğer siyasi anlamda bir demokratik özgürlük getirilmek isteniyorsa da önce Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu

        değişmeli. Ön seçimler gelmeli, halkın seçim yapması istenmelidir. Bunlar yapılmadan Anayasa değişikliğini kullanarak “Refah artacak, kişi başına düşen milli gelir yükselecek”

        demek biraz uydurmaktır, doğru değildir, halka yanlış bilgi vermektir.

        Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İBRAHİM KABOĞLU:

        ‘Ekonomik bahanelerle yargısız bir devlet hayali kuruluyor’

        SAYIN Başbakan acaba “Biz özelleştirme yapmak istiyoruz ama özelleştirmeye engel oluyorlar” mı diyor? En çok şikâyet ettikleri alanlardan biri de aslında bu. Başörtüsüyle

        ekonomi arasında bir bağlantı görmüyorum. Hükümet hukuki denetimden kaçmak istiyor,

        “yargı organları ve yargı denetimi olmazsa daha rahat hareket ederiz” şeklinde düşünüyor

        olabilir. Eğer olaya bu şekilde yaklaşıyorlarsa bunun üzerinde dikkatle durmak lazım. “Türkiye yargıçlar devletidir” söylemi çok sık dolaşıyor. Bunu da özellikle AK Parti

        yandaşları koro halinde dillendiriyor. Yargısız bir devlet istiyorlar. Bu da bana göre korkulması gereken bir yaklaşım tarzıdır.

        MHP Genel Sekreteri CİHAN PAÇACI:

        ‘Anayasa değişikliği gerilim yarattı, ekonomiyi olumsuz etkiler’’

        ANAYASA değişikliği ve kişi başına düşen milli gelir arasında hiçbir şekilde bağlantı bulunmamaktadır. Beceriksizliklerinin sebebini Anayasa’ya bağlamasınlar. Ekonomiyle ilgili

        projelerinin olmaması nedeniyle böyle açıklamalar yapılıyor. Anayasa’nın Türk Ticaret Yasası ve Borçlar Yasası Meclis’te bekliyor. Ekonomide gelişme isteniyorsa önce bu yasaların çıkarılması gerekiyor. Ekonominin yapısal sorunlarını gidermek lazım ki burada biz muhalefet de etmiyoruz, önemli olan ekonominin daha iyi işleyişini temin etmek. Başbakan

        piyasayı geriyor. Anayasa uzlaşma metnidir ama bugün öyle bir hale getirdiler ki, gerginlik ve kavga metni haline geldi. Bu yönden de çok yanlış bir yerdeler. Anayasa’da ekonomiyle ilgili bir şey yok. Bu tamamen halkı aldatma ve yanıltmaya neden olabilecek bir açıklamadır.

        ****

        ‘Anayasa paketi yatırımcıların önünü açacak

        AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı BÜLENT GEDİKLİ:

        ‘Anayasa değişikliği paketi ile ekonomi bire bir alakalıdır. Alaka kuramayanlar kendilerine

        baksınlar, ekonomi bilmiyorlar!’

        TÜRKİYE’de yatırım seviyesinin yükselmesi gerekir. Biz de bunun en kısa sürede olmasını istiyoruz. Yunanistan’ın, İspanya’nın ve Portekiz’in halini ve Avrupa Birliği’nde yaşananları görüyorsunuz. Orada bu yaşananlar önemli fırsatlar doğuruyor. Türkiye’de buna istinaden

        bazı reformların gerçekleşmesi lazım. Bunların başında da yargı reformu geliyor. Anayasa değişikliği de yargı reformunu içerdiğine göre bu süreç gerçekten de çok önemli. Bu nedenle Anayasa değişikliği paketiyle, ekonominin bire bir alakası vardır. Alaka kuramayanlar kendilerine baksınlar. Bu ikisi arasında alaka göremeyenler piyasa ekonomisini bilmeyenlerdir. Bir ülkeye yatırım gelmesi için o ülkede hukuk devleti ilkelerinin tam anlamıyla uygulanması gerekir. Bu da yargı reformuyla ilgilidir. Türkiye’nin yatırım yapılabilecek bir ülke konumuna gelmesi tam anlamıyla bir hukuk devleti olmasıyla gerçekleşecek bir şeydir. Kapatma davası açıldıktan sonra ekonomik göstergelerin ne hale

        geldiği gözler önünde. Eğer eleştirenler bu konuyu da masaya yatırırlarsa Sayın Başbakan’ın ne kadar haklı olduğunu görebilirler. Parti kapatmaların konuşulduğu bir ortamda yatırımlarda sorunlar yaşanıyor. Anayasa değişikliği onaylanırsa yatırımcıların önü açılır, Türkiye yatırım yapılacak ülke konumuna gelir.

        AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili NURETTİN CANİKLİ:

        ‘Anayasa ile ekonominin çok alakası var!’

        ANAYASAL değişiklikle ekonominin çok alakası var. Şu anda pakette yer alan düzenlemeler

        hem normal vatandaşın hem de yatırımcıların önünü açacak şekilde yapıldı. Beklentilerin ya da istikrarsızlık unsurlarının ortadan kalkmasına yol açacak düzenlemeler var pakette. İnsanların kendilerini daha özgürce ifade edebildikleri ortamlarda sermaye daha çok gelir ve kalıcı olur. Kapatılma davasıyla ilgili çok tartışma yaşandı. O dönemden itibaren Türkiye’de talepte ciddi bir azalma meydana geldi. Tüketici güven endeksindeki düşüşe baktığınızda kapatma davasıyla paralel gittiğini görürsünüz. Siyasi partilerin kolayca kapatıldığı dönemlerde yatırımcı orta, uzun vadeli projeksiyon yaparken bunu dikkate alır. Bu da olumsuz bir faktör olarak görülür. Tüketici güven endeksi kapatılma davası açıldığında düşüyor, kapatma reddedilince de endeks yükseliyor. Borcu olanlara yurtdışına çıkış yasağı konulabiliyor. Bu da işadamları için önemli bir faktör. Bu taslakta bu durumu Anayasal güvenceye bağlıyoruz. Maliye, ekonomik boyutu olan bir şey. Oradaki bilgiye yönelik insanlar işlemlerini yapacak. Kırmızı bültene alma gibi terimler var biliyorsunuz, eğer bu gibi bilgiler varsa, yanlışlıklar yapılmışsa onu düzeltme gibi bir imkân olacak. Bütün bunlar yatırım kararlarını da etkiler. Bu nedenle Anayasa değişikliği ve ekonomi arasında bağlantı vardır. Hak ve özgürlüklerin artırılması, yatırımları çoğaltır, bu da ekonomiyi güçlendirir. Sık değişen hukuksal yapı ekonomiyi etkiler. Getirilen tasarıdaki düzenlemeler ekonomiyi motive edecek, yatırımcıları kamçılayacaktı

        Diğer Yazılar