Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ŞU benim kuş beynimde kuşlarla ilgili bir tek hatıra var o da lisedeyken oturduğumuz evin zilinin "cik cik cik" diye ötmesinden başka bir şey değil! Ki bu bahsettiğim yıllar da Yontma Taş Devri ile Cilalı Taş Devri arasında bir döneme denk geliyor. Ne telli turnalar, ne beyaz martılar, ne altın kafesteki bülbüller benim için bir şey ifade eder... Kaf Dağı'nın ardındaki Zümrüdüanka Kuşu'da, başına konduğu kişiye mutluluk getiren Hüma Kuşu da birdir bana... Ne bütün küçük kuşların yürüyemediğini oradan oraya zıplayarak koştuğunu bilirim, ne de sadece eşek arısı yiyen arı şahininden haberim vardır.

        BİN LADİN VE ALBATROSLAR

        Şimdi durup dururken kuşlar hakkında kuş kadar bilgim bile olmadığı gerçeğini sizlerle paylaşmamın bir nedeni var tabii. Nedenin adı da; Wisdom! Kendisi bir albatros... Ama öyle sıradan bir albatros değil, Amerika'nın yaşayan en yaşlı albatrosu Wisdom! Kadınların yaşı pek telaffuz edilmez ama Wisdom'un bundan pek gocunacağını sanmıyorum, kendisi 60 yaşında ve geçtiğimiz günlerde anne oldu. Bütün dünya Usame bin Ladin'in öldürülmesini konuşurken, Amerikalılar Beyaz Saray'ın önünde kutlama gösterileri yapıp, Obama teröre karşı kazanılan 'zaferi' siyasi geleceği için dibine kadar sağarken Honolulu'da bir grup bilim insanı Wisdom'un başında durmuş, "Bir albatrosun 60 yaşında bebeğinin olması kelimelerin de ötesinde" diyerek şaşkın şaşkın gülümsüyordu...

        AY'A 6 KEZ GİDİŞ-DÖNÜŞ!

        İlk bebeğini 1956'da dünyaya getiren Wisdom o gün bugündür bilim insanları tarafından izleniyor. Yılda sadece bir kez yumurtlayan albatrosların daha sonra bir ya da iki yıl ara verdiklerini belirten bilim insanları bugünlerde yeni yavrusunun başından ayrılmayan Wisdom'in 30-35 çocuğu olduğu tahmin ediyor. İlk izlenmeye başladığı günden bu yana 3 milyon milden fazla yol kat ettiği yani Ay'a 6 kez gidip geldiği düşünülen Wisdom'in öyküsü Bin Ladin haberlerinin arasında kaynayıp gitti. Açtığı zaman boyu 3.5 metreyi bulan kanatlarıyla karadan bir ayrıldığında yıllarca havada kalıp, gökyüzünde uyuyabilen, yavrularını 8-9 ay gagasıyla besleyen Wisdom'ın öyküsü geçen hafta sonu Sarıyer-Rumeli Feneri arasında İstanbul'un hiç de İstanbul'a benzemediği bir yer de gözleri çok yükseklerde burunlarının önünü görmeyen bir grup insanla karşılaştığımda aklıma geldi...

        KUŞLAR VE İNSAN HAYATININ BAĞI

        Ne yaklaşan seçimler, ne yeni anayasa ne şu ne bu, ellerinde dürbünleriyle gökyüzünden gözlerini alamayan bir grup insan, kuşlar için dünyanın en önemli göç yollarından biri olan İstanbul Boğazı'ndan geçen envai çeşit kuşu izliyordu. Bizim "Serçe" dediğimiz kuşu, "İspinoz o" diye düzeltip, "Karga" dediğimizi "Şahin o şahin" diye belirtip kuşlar ve insan hayatı arasındaki kopmaz bağı ayaküstü bir çırpıda anlattılar bize: "Arı şahini eşek arısını yemezse, eşek arısı bal arısını yer, bal arıları biterse, sivrisinekler basar her yeri..."

        ALBATROSA SARILMAK İSTEYEN VAR

        Güvercinler için evine aşurelik buğday alan, kuş gördü mü gözlerinin içi gülen arkadaşım, İstanbul'a kuşbakışı baktığımız bir tepenin üzerinde bir yandan gökyüzünden geçen leylekleri izlerken bir yandan da, "Bir albatrosa sarılmak isterdim" deyince benim kuş beynimin içinde de çember tamamlandı... Kuşlarla ilgisi "cik cik cik" diye öten bir kapı zilinden daha fazlası olmayan ben son üç gündür gözlerimi gökyüzünden ayırmıyorum... Aşağısı o kadar boktan ki başımın üstünden geçen her kuşa sarılmak istiyorum...

        Diğer Yazılar