Eski kovboylardan kim kaldı?
Akademi’nin 10 dalda Oscar’a aday gösterip, ödül gecesi eli boş gönderdiği “İz Peşinde” (True Grit), Coen Kardeşler‘in bugüne kadar en çok hasılat yapan filmlerinden biri. Dahası, ABD’de son yılların en çok seyirci toplayan western’i.
Coen Kardeşler, o bildik fırlamalıklarını bastırıp, keskin kara mizahın dozajını biraz düşürdüklerinde ve yüzlerini klasik sinemaya çevirdiklerinde, Akademi onları hemen bağrına basıyor. Mesela, Cormac McCarthy’nin romanının sadık bir uyarlaması olarak gösterilen “İhtiyarlara Yer Yok” (No Country for Old Men), Coen Kardeşler’in en sakin, düz filmlerinden biriydi. En iyi film ve yönetmen dahil 4 Oscar aldı. Sıfır çekse de, 10 Oscar adaylığıyla epey bir sükse yapan “İz Peşinde”ye baktığımızda da, Coen’lerin babadan kalma Amerikan hikâye anlatma sinemasına sahip çıktıkları görülüyor.
DEMEK Kİ ‘İHTİYARLARA YER VARMIŞ’
İlk kez 1967’de sinemaya uyarlanan ve John Wayne‘e Oscar getiren “True Grit”in merkezinde, 14 yaşındaki Mattie (Hailee Steinfeld) var. Klasik western’in korunmaya muhtaç, pasif konumda çizdiği genç kız; belalarla dolu uğursuz erkekler dünyasının ortasına dalıp, babasını öldüren kanun kaçağından intikamını almayı hedefliyor. Yardım istediği kişi de, mesleğinde artık inkıtaları oynayan eski tüfek, alkolik kanun adamı Rooster Cogburn (Jeff Bridges).
Coen’lerin “İhtiyarlara Yer Yok”ta dünyayı işgal eden kötülük karşısında çaresizliklerini gösterdiği yaşını başını almış dürüst kanun adamları, “İz Peşinde”de hâlâ işe yarıyor ve o eski kovboyları hatırlatıyorlar. Bu açıdan, “İz Peşinde”nin gelmiş geçmiş en ticari Coen filmi olması tesadüf değil. 14’lük genç kızın “Sende ‘gerçek cesaret’ (true grit) var” diye gaza getirdiği kanun adamının tuttuğunu kopartan eski usul kahramanlardan çok farkı yok... İşte tam da bu nedenlerle, “İz Peşinde” klasik bir western olarak başlayıp, öyle bitiyor.
COEN KARAKTERLERİ
O bildiğimiz “Coenler dokunuşu” bu filmin neresinde diye sorarsanız, öncelikle karakterleri işaret ederim. Yaşına başına bakmadan herkesle ters ters konuşan, çok bilmiş ve inatçı kız ile sıfırı tüketmiş yorgun Rooster başta olmak üzere, filmdeki bütün karakterler, Coen dokunuşundan nasiplerini alıyorlar. Coen’lerin renkli, canlı, şablon dışı karakterler yaratma becerilerini bilenler için bir sürpriz değil bu durum. Dozajını ne kadar düşürürlerse düşürsünler, kara mizah ve ironiyi dipten dibe sürdürdükleri de kesin. “Büyük Lebowski”den gelen Coen tecrübesinin yardımıyla özellikle Jeff Bridges, bu ironiyi çok iyi yansıtıyor.
Coen’ler filmde westernin görsel açıdan öncelikle geniş açık alanlarla ilgili bir tür olduğunun bilincinde bir anlatım tutturuyorlar. Westerne bir dekor olarak bakmadan, gerçekçi olmaya çalışarak, gereksiz kenar süslerine hiç bulaşmadan çekmişler “İz Peşinde”yi. Görüntü yönetmeni Roger Deakins de, türün klişe manzaralarına, sıkça kullanılan ışıkları ve renklerine pek bulaşmadan, sade ve gerçekçi bir sinematografiyle çıkıyor karşımıza.
Türkiye’de pek ilgi görmeyen “İz Peşinde”, Coen Kardeşler filmografisinin belki en iyilerinden biri değil ama western ve Coen hayranları için kaçırılmaması gereken bir film.