Tampon bölge...
DİYARBAKIR, hafta sonuna kadar seçim mitinglerine ev sahipliği yapacak.
Belki seçim heyecanından, belki de son dönemde bölgede yaratılan gerilimden olsa gerek Diyarbakır'a 45 dakika uzaktaki sınırın öte yakasındaki gelişmelerle çok ilgilenilmiyor.
ABD'nin yaptırımlara başladığı, Avrupa-Atlantik ittifakının da "Operasyon ne zaman?" sorusunu tartıştığı Suriye ile yakından ilgili olan Ankara ise gelişmelerden hoşnutsuz bir bekleyişle, olacakları gözlüyor...
Gelişmeler çerçevesinde Batı medyasında da dün yer aldığı gibi Türkiye, "Suriye içinde bir tampon bölge oluşturmak" için kolları sıvadı mı?
Yanıtı, kesinlikle hayır...
Ne Türkiye'nin böyle bir girişimi var, ne de Suriye ile bugüne kadar yapılan görüşmelerde böyle bir konu gündeme gelmiş...
Ayrıca Suriye'nin kuzeyindeki Türkiye sınırı çevresinde bir hareketlilik, çatışma veya iç kargaşa da yaşanmadığı için zaten bir göç beklentisi de söz konusu değil.
Bütün bunları söyleyen ise Suriye konusunda devletin iki önemli ismi...
Özellikle birinin sorduğu şu soru her şeyi özetlemeye değer:
"Bizim Suriye ile sınırımız 870 kilometre. Bu kadar uzun bir tampon bölgenin kurulabileceğini kim akıl edebiliyor anlamak zor... "
Hatay ve Nusaybin'in öte yakasında iki farklı tampon kamptan söz edildiği belirtilince de yanıtı yine farklı olmuyor:
"İyi de bu iki noktada bir sorun yok ki... Ne Suriye yönetiminin bu bölgede yaşayanlarla sorunu var, ne de bu bölgede bir tek çatışma çıktı... "
Bu aşamada bir süre önce sınırı aşarak Hatay'a gelen 250 kadar Suriyeli mülteciyle ilgili bazı detay bilgiler de aktarıyor:
"Bunlar fırsatçılık yapmak isteyenler.... "
'BİR İKİ YASA DEĞİŞTİR...'
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın iki gün önce Başbakan Erdoğan ile yaptığı son telefon görüşmesi hakkında da bilgiler alıyorum.
Erdoğan, askeri baskının çözüm olmadığını, bunun yerine demokratikleşme yönünde adımlar atılmasını istemiş.
"Şok sayılabilecek" tedbirler önermiş...
Ankara'nın beklentisi, Şam yönetiminin örnek olarak siyasi partiler yasasında çok önemli bir reforma imza atacak kanun teklifini meclisine sunması...
Veya, "Anayasa paketi hazırlığını başlattığını ve üç ay içinde ele alacağını" söylemesi.
Bütün bu önerilere Esad'ın da "Tamam yapmak istiyorum" dediği biliniyor.
Ancak yönetimin, "Bunları yaparken, sanki yönetime başkaldıranlara prim veriliyor gibi zaaf da yaratmak istiyoruz" yönündeki yaklaşımına da tepkililer:
"Bu katliamların düşük yoğunluklu da olsa devam etmesi hakkını kimseye vermez; Batı dünyası da buna seyirci kalmaz."
ZOR OLAN, KOLAY YOL
Güçlü bir ordusu ve ekonomisi olmamasına rağmen, Suriye'yi bu kadar etkin kılan neden ise yaşanacak iç çatışmanın bölgenin tümünü birden etkileyecek olmasında...
Ülkedeki etnik ve dinsel dengenin her geçen gün farklılaştığı Suriye'de yakın gelecekte tek çıkar yol olarak görünen ise Esad'ın, yönetimin diğer baskın unsurlarına karşı duruş gösterebilmesi...
Yapılamadığı takdirde de yaz ayının bölgede oldukça sıcak geçeceğini söylemek ise müneccimlik sayılmaz.