Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İRAN-Irak savaşının bütün şiddeti ile devam ettiği 1980'lerdeki muhabirlik günlerimde, Tahran ve Bağdat üzerinden sık sık cephenin iki tarafına giderdim...

        Bir gün Bağdat'ta bulunduğum sırada arkadaşlarımla beraber din büyüklerinin türbelerini ziyaret edelim dedik, ziyaretlere Kâzımeyn ile İmam-ı Âzam'dan başladık ve İmam-ı Âzam'ın Âzamiye'deki türbesinin bulunduğu camiye girdiğimiz zaman, hayretten donakaldık:

        Cümle kapısından hemen sonra gelen geniş mekândan türbeye giderken yan tarafta bulunan yüksek duvarlardan birine, üzerinde ağaç şeklinde bir soyağacının yazılı olduğu koskoca bir çerçeve asılmıştı: Saddam Hüseyin'in seyyidlik şeceresi...

        Saddam'ın aklına esmiş ve savaşın en kızıştığı, muharebelerin iki taraftan da en fazla can aldığı günlerde yepyeni bir reklâm kampanyası ile ortaya çıkmış, "seyyid" olduğunu, yani Hazreti Muhammed'in soyundan geldiğini iddia etmiş ve hazırlattığı şecereyi İmam-ı Âzam türbesinin duvarına astırmaktan çekinmemişti... Türbeyi ziyarete gelen kim varsa bu nevzuhûr şecereyi görünce şaşırıyor ama başına bir iş gelir korkusu ile tek kelime edemiyor ve içinden derin bir "Estağfirullah" çekiyordu!

        AĞA HAN'IN KUZENİ

        Saddam'ın şecere komedisini nereden mi hatırladım?

        CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hürriyet'ten Okan Konuralp'e verdiği mülâkatta "Hazreti Muhammed'in soyundan geliyoruz, yani ‘Seyyid'iz, elimizde şeceremiz de var" dediğini okuduğum zaman...

        Kemal Bey faziletlerle dolu bu bağlantısını, yani "seyyid" olduğunu açıklarken bunu sanki kendisi ile mülâkat yapan bir gazeteciye söylemiyor ve yakın dostlarından birinin kulağına fısıldıyormuşcasına "Ancak, biz bunu siyasette kullanmıyoruz" demeyi de ihmal etmemişti...

        Es-Seyyîd Kemal Bey bu hesapça Bursa'nın meşhur Emir Sultan'ının ve Arabistan'ın Şerif Hüseyin'inin yeğeni, serveti dillere destan Ağa Han ile Ürdün Kralı Abdullah'ın amcazâdesi ve ud virtüozu Şerif Muhiddin Targan'ın kuzenidir; Şerif Muhiddin'in hanımı meşhur muganniye Safiye Ayla da böylelikle Es-Seyyîd Kemal Bey'in yengesi olmaktadır!

        AMAN, PROTOKOLE DİKKAT!

        "Seyyidlik" ve "şeriflik", yani Hazreti Muhammed'in soyundan gelme iddiası İslâm devletlerinde tarih boyunca gündemde olmuş, ellerindeki şecereler diğerlerine göre daha güvenilir bulunan aileler peygamberin hâtırasına hürmeten saygı görmüş, ayrı bir yere konmuş ve vergi ile bazı yükümlülüklerden muaf tutulmuşlardır. Ama bu uygulama her İslâm devletinde olduğu gibi Osmanlılar'da da zamanla suiistimal edilmiş ve malî mükellefiyetlerden kurtulmak için ortaya Hazreti Muhammed'in soyundan geldiklerini ilân eden yüzlerce sahte seyyid, yani "müteseyyid"ler çıkmıştır.

        Geçmiş asırlarda seyyid sayısında yaşanan artışın bir başka sebebi de, Güneydoğu'daki bir aşiret mensubunun bir "seyyide" ile evlendiğinde binlerce kişilik aşiretin tamamının kendilerini artık "seyyid" yani peygamber torunu olarak görmeleri şeklindeki tuhaf âdettir.

        Seyyidlerin ve yine peygamber soyundan gelen şeriflerin işleri ile alâkadar olan "nakîbüleşraf" bu seyyid enflasyonu ile mücadele edemeyince, devlet 18. asırda çareyi binlerce seyyidlik beratını iptal edip sayıyı makul bir seviyeye indirmekte bulmuştur.

        Türkiye'de gerçek "seyyid" yahut "şerif" olan ve bazılarını benim de tanıdığım aileler tabii ki mevcuttur ve bu ailelerin ortak özellikleri cedlerinin kim olduğunu "Biz seyyidiz" diyerek değil, zerafetleri ile belli etmeleridir!

        Kemal Kılıçdaroğlu'nun seyyidliğini ilânından sonra artık bize düşen iş seyyidlere mahsus geleneksel protokole riayet etmek, en başta da CHP liderinden bundan böyle "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu", "Sayın Kılıçdaroğlu" yahut "Kemal Bey" diye değil, ceddi olan Mekke emîrlerine mahsus hitap tarzı ile, "Devletlû siyâdetlû Es-Seyyîd Kemâl Beyefendi Hazretleri" diye bahsetmektir!

        Diğer Yazılar