Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İzmir’de Konak Doğum Hastanesi’nin “zarar ettiği” gerekçesiyle kapatılması, hayli enteresan bir karar oldu.

        Bu hastane senelerdir İzmir’in kurtarıcısı konumundaydı.

        Üstelik, 2003 yılında “ISO 9000-2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi” almıştı.

        Ama ne olduysa oldu, sıradan bir sebeple kapatılıp, Yenişehir’deki Ege Doğumevi Kadın Hastalıkları Hastanesi bünyesine taşındı.

        Bu gelişme üzerine, CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, “Hastane yerine AVM mi yapılacak” diye, TBMM’de Sağlık Bakanlığı’na soru önergesi verdi.

        Güven’in merakına ve sorularına ben de katılıyorum.

        - Hastanenin gerçek kapatılma sebebi nedir?

        - Başbakan çocuk sayısını 3’ten 5’e çıkarmışken, bu çocuklar nerede doğacaklar?

        - Kamu hastanelerinde kar-zarar hesabı dönemi halkın yararına mıdır?

        - 4 milyon nüfuslu İzmir’in Konak gibi yoğun bir bölgesinde hastane kapatılması, kadınların hastane erişimlerini engellemeyecek midir?

        - İki hastanenin birleştirildiği Ege Doğumevi Kadın Hastalıkları Hastanesi’nin yoğunluğu katlanmayacak mıdır?

        - Kapatılan hastane binası acaba ticari amaçlar için de kullanılacak mıdır?

        Açıkça, bu soruların cevaplarını yalnızca Hülya Güven değil, bütün İzmir merak ediyor.

        Sağlık Bakanlığı yanıt verirse aydınlanmış oluruz.

        Ancak, aklıma takılan bir mesele daha var.

        Diyelim ki hastane zarar ediyordu.

        Doğrudan kapatmak yerine, önce “zarardan nasıl kurtarılacağı” düşünülemez miydi?

        Yeni yöntemler, farklı uygulamalar üretilemez miydi?

        Her zarar eden kamu kurumu (ki yüzde 80’i zarar ediyor) böyle küt diye kapatılıyor mu?

        AB daha ne desin?

        - Kıbrıs’ı tanımamızı istiyorlar, masaya bile oturmuyoruz.

        - Serbest dolaşımla Türklerin Avrupa’yı istila edeceğini düşünüyorlar.

        - Kendi içlerinde müslüman bir devlet görmek istemiyorlar.

        - Türklerin kültürü ile uyuşamayacaklarını vurguluyorlar.

        - Türkiye’nin istihdam yükünü taşımayı reddediyorlar.

        - AB fonlarından Türkiye’nin büyük pay almasını kabul etmiyorlar.

        - “Türkiye, Avrupa’nın parçası değil ve asla olmayacak” mesajları veriyorlar.

        - ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”nde gösterilen parçalanmış Türkiye haritasınının gerçekleşmesini bekliyor havasındalar.

        - “Avrupa’nın sınırları Türkiye’nin Avrupa yakası ile sınırlıdır” diyerek, coğrafi engel bile çıkarıyorlar.

        - Ciddi nüfus potansiyelimizden ürküyorlar.

        - Açılan müzakere başlıklarından özellikle Türk halkının umudu olan başlıklar tek tek kapatılıyor.

        - Malların serbest dolaşımını 2006’da dondurdular.

        - İşçilerin serbest dolaşımını 2009’da dondurdular.

        - İş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisini 2006’da dondurdular.

        - Gümrük Birliği’ni yine 2006’da dondurdular.

        Ve biz hala soruyoruz:

        AB efendi, bizi içine alacak mısın, almayacak mısın?

        Denizli ile kim nasıl başedebilir?

        Denizli, tekstil ve konfeksiyonda niye Türkiye’nin kalesi?

        Tekstil ihracatında neden hep zirvede?

        Diğer bölgelerden farkı ne?

        1- Türkiye’deki ekonomik krizlerden hep büyüyerek çıkmayı başardı.

        2- Denizlili tekstilci, yatırımlarını öz kaynakla yaptı, kredileri pek kullanmadı.

        3- Sektörün altyapısı ile teknolojisi, diğer şehirlere göre daha ileride.

        4- Kent ve çevresindeki dokumacılık gücü, sanayinin temelini hep sağlam tuttu.

        5- Son 5 yılda çalışan azaldı, ama üretim ve ihracat arttı.

        6- Sektör, verimlilik ve modernizasyonda çağ atladı, hızlı düşünüp, hızlı hareket etti.

        7- Uzakdoğu’daki imalatçıların verdikleri taahhütleri yerine getirmemeleri, yeni müşteriler kazandırdı.

        8- AB ve ABD’nin yanına körfez ülkeleri, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri pazarları geldi.

        9- Ev tekstili alanında rekabetçi, yenilikçi sanayiciler yaratıldı.

        10- 167 ülkeye mal satışı, dış pazarı genişletti.

        11- Sanayici, artan fiyatlara rağmen, fiyat artışından önce verdiği sözleri yerine getirdi.

        12- AB ülkelerine yakınlığı, bu ülkelerdeki alıcıları stok maliyetinden kurtardı.

        13- Kısa termin süreleri ve az siparişler için dahi yüklemeler yapılması, ilgiyi arttırdı.

        Ve dün, Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Süleyman Kocasert açıklama yaptı.

        Ocak ayındaki ihracatları yüzde 41 oranında artarak, 167,5 milyon dolara ulaşmış, diğer şehirlere fark atmış.

        Ee, normal değil mi?

        Yeni Fener

        - Bazı gazeteler “Fenerbahçe’yi yeniler de (Emre, Ziegler, Webo) kurtaramadı” diye başlık atmışlar.

        - Doğru başlık “Fenerbahçe’yi Webo da kurtaramadı” olmalıydı, çünkü takımdaki tek yeni isim o.. Diğerlerinin ise sadece boyaları yeni!..

        Kurtaramaz

        - Antalya’da kadın taraftara ve hakeme küfrettiği için “Fatih Terim’in 4.5 yıl hapsi“ isteniyormuş.

        - Vallahi, Terim’in “küfür dökümü” ortaya çıkarılırsa, 4.5 yılla değil 450 yılla bile kurtaramaz!

        Diğer Yazılar