Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yapılan bir anket-yarışma, veya ne derseniz deyin; hadi araştırma diyelim, sonuçlandı. 3 yeni arabalı vapura isim önerdi İzmirliler..

        En yüksek oy ‘1881 Atatürk’ oldu.. Sonuç bu şehrin hayata bakışının çok açık bir röntgenidir. Üstelik Valisi ile Belediye Başkanı, birbirine sırtı dönük yaşamak zorunda bırakılmış bir inciden söz ediyorum. Vali’nin hesapları başka..

        Kocaoğlu’nun sevdası ise biraz ‘Don Kişot’ mantığı taşıyor çaresizlikten. Tıkanmış yolları açmaktan yolun güzelleştirilmesine fırsatı yok ki başkanın..

        Olan da şehre oluyor.

        Ben bu şehrin otobüs kullanan bir bireyiyim. Zamanı geldiğinde fark ettiğim aksaklıklarıda yazacağım. Mesela duraktaki iki otobüsü sollayıp giden üçüncüsü, durmadan geçti. Üşenmedim, arabayla yetiştim ve merakımdan sordum. Bana ne dese beğenirsiniz?.

        ‘Abi 5-6 dakika sonra arkadan bir tane daha geliyordu.’

        Sıcak ve sinir bir arada ve ölümcül olabiliyor ya.. Yutkundum.. Ben bu şehirde toplu taşıma araçlarını kullanıyorum ve şu yeni projenin sonucunu en çok merak edenlerdenim.

        ESHOT bugünden itibaren yeni bir uygulama başlatıyor. Kent merkezi ve ana arterlerdeki otobüs sayısı azaltılacak ve aktarmalı sisteme geçilecek. Bu nasıl bir rahatlık verir bilemem ama benim evle işimin arasına ‘indi-bindi’ koyarsanız işte buna çok sinirlenirim.

        Geçen gün işten çıkıyordum..

        Cuma akşam üstüydü.. Saat 18 sıralarıydı ve maç seyretmek için evime gidecektim. İş yerimden beni uyardılar:

        ‘Aman abi tam trafiğe kaldın. Şimdi Çeşme’ye gidiş saatidir. İstersen biraz bekle’

        Bu benim yıllardır İstanbul keşmekeşinde duyduğum, bir türlü önlem alamadığım ve her seferinde duran arabaların arasına gömülüp kaldığım bir ‘şehir jargonu’ idi ve yine karşıma çıkmıştı..

        Oysa her zaman 8 dakikada gittiğim evime bu yoğun trafikte 14 dakikada ulaşmıştım!

        Oysa İstanbul’da bir Cuma akşamüstü köprü geçmek zorundaysanız şayet; evinize en iyimser ihtimalle 2,5 saatte gidebilirsiniz..

        Hele bir de bir yerde bir kaza olmuş ise ve bir şerit kullanılamıyorsa, geri dönüp işe gidin daha iyi, şehriydi orası.

        Bir trafik cehenneminden gelip de İzmir’in trafik sorunu sandığı şeyi yaşamak bana hayatın ne kadar kolay olduğunu anlattı.

        İşte o nedenle bu ESHOT uygulamasının peşindeyim ve sonuçlarını sizinle ilk fırsatta paylaşacağım..

        Yadırgama yok

        İlk yazıyı yazarken ve gazetede gördüğümde anladım ki, herhangi bir ‘yerini yadırgama’ söz konusu olmayacak . Yaşadığımız yeri paylaşmak için gazete baskısının kokusunun, hala daha klavye üzerinden yapılan gündem takibine ve cep telefonunun “otobüsün iki durağı arasında bir mesaj ” matematiğine galip geldiğini gördüm ve içim yükseldi ..

        Kongre sevdalıları

        Şu bizim Ege takımları kadar ‘kongre sevdalısı’ bir başka yöre yoktur.

        Her başarısızlıkta, başarının eşiğini koymadan hemen yıkarız ve yeniden yapmaya kalkarız.

        Bakın; İzmir ve Ege takımları için ‘kongreler sezonu’ başladı ve sürüyor.

        Denizli ve Manisa son katılanlar bu kervana.. Göztepe, Altay yeni çıktılar bu karmaşadan..

        Ege’nin ve İzmir’in neresine el atsanız kongre yapılıyor ve büyük ihtimalle, birkaç maçlık kötü sonuçta; sabır ve uzun vade gibi konular hemen unutulacak ve ‘yönetim istifa’ sezonu başlayacak.

        Hangi lig kategorisine giderseniz gidin; Ege’nin bir yerinde ya kongre vardır ya da yeni bir kongre hazırlığı..

        Posta güvercinimi özlüyorum...

        140 karakter tuşlayıp elindeki aleti hayatının şikayet kutusu gibi kullananların öne doğru eğik durmaktan kamburu çıkabiliyor, boyun fıtığı olabiliyorlarmış..

        Radyasyon işin cabası.. IP vermek zorunda kalmadan her türlü hayat görüşünü klavyenin birkaç darbesine sıkıştırıp sanal alemin şövalyeliğine soyunmak ne kadar kolay değil mi?..

        Eskiden komşudan bir fincan kahve veya yarım çay bardağı zeytinyağı istemeye giderdik..

        Şimdi basıyoruz tuşa, hooop pizza kapıda..

        Salla hükümete, giydir muhalefete..

        Otobüsün biraz geç mi geldi; hele bir de kliması arızalıysa, hücum belediyeye..

        Bir anda; ‘Belediye’ kavramını algıla ‘Bela Diye’..

        Ne kadar namert bir şey değil mi sanal alem? Ama ne kadar da ufalttı dünyayı değil mi?..

        İmzasız 140 karakter, altına imzasını koymuş adamı yerle bir etmeye yeter, eğer karşı fikirdeysen..

        Duman ve posta güvercini ne kadar mertçe bir iletişim sistemiymiş aslında?..

        Düz mantık..

        -Yunanistan bu savunma anlayışını asırlar önce yapsaydı, İstanbul hala daha Konstantinopolis olabilirdi..

        -Akıllı kadın, kendisinin yaptığı her hatanın sonucunda kocasını affedebilen kadındır..

        -Yeni sezonda üç kupa birden kazanma sözü veren Trabzonspor yönetimi ülkenin en güzel kupalarını üreten Paşabahçe firmasıyla anlaştığını KAP’a bildirmiş..

        -Honore De Balzac demiş ki; ‘Geleceği merak etme nasıl olsa gelecek. Ama sen geçecek olanı iyi düşün çünkü aklından silinmeyecek..’

        Arıza . .

        Mustafa Kemal Atatürk ve Napoleon Bonaparte .. İki ismi bir potada değerlendirmek, en azından bir Josephine bilgi birikimi gerektirirdi. . Çatı adayımız ilk arızayı verdi galiba ..

        Diğer Yazılar