Çocuklarımız için aykırı konuşuyoruz
TÜSİAD yönetiminde 5'inci yılına giren Ali Kibar, yüksek sesli itirazların 'sıkıntıları miras bırakmama' amacı taşıdığını söyledi
Hyundai Assan ve Kibar Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, 1983
yılından bu yana babasının galveniz üretimiyle temellerini attığı Kibar Holding’de çalışıyor. Kurumsallaşma çabası içinde oldukları holdingde tratejik
kararlarda, Ali Bey ve babasının yani patronun kararı daha etkin oluyor. Ancak aile, şirkete ilişkin aksiyonlarda kendi içinde bile birbirini dengelemeye çalışıyor. Kurumsallık ile patron şirketi konusunda kararsızlığını dile getiren
Ali Kibar, “Ben kurumsalları da görüyorum. Bu kez kurumsallık
içindeki yöneticilerin yarattıkları krallıklar olabiliyor. Hangisinin daha doğru olduğunu örtüştürebilmiş değilim. Bizim riskleri görmek için
bünyemizde barındırdığımız özel Mr. No’larımız (Bay Hayır) var. Kararı bu
arkadaşlarımızda uzlaştığımız noktada veririz” diyor. 1958 yılı Kayseri doğumlu olan Ali Kibar, ilkokula orada başlayıp ailesinin aldığı karar sonucu
İstanbul’a taşınmış. Önce Erenköy, sonra da Nişantaşı’nda yaşayan
Kibar, Fransız Saint Michelle’de orta ve lise eğitimini tamamladıktan
sonra Marmara Üniversitesi İktisadi İlimler Akademisi’nden mezun olmuş. Okula gittiği dönemlerde öğrenci hareketlerinin aktif olduğunu dile getiren Kibar okuldan sonra çalışmak için yurtdışına gitmiş. Orada demir çelikle
ilgili büyük bir şirkette çalışmaya başlamış.
KAYITDIŞI KALMAMAK İÇİN
Bu deneyimin ardından Türkiye’ye dönünce evlenip babasının 1980 yılında kurmuş olduğu galveniz üretim tesisinde 1983 yılında işe başlamış. O yıllarda bir de ihracat şirketleri olduğunu ifade eden Kibar bu alandan çıkışlarını şöyle anlatıyor: Birçok değişik mal grubunu Türk üreticiden alıp ihraç ediyorduk. Ürünler içinde gıda, demir çelik, metal ve ahşap ürünler vardı. Ama ne zaman ki faturalarla ilgili farklı yapılar oluşmaya başladı. O zaman biz kaydın dışında işlem yapmadığımız için bıraktık bu işleri. Bugüne kadar kayıtdışı olan hiçbir işte yokuz. Şimdi KOBİ’lere de aynı şeyi tavsiye
ediyorum. Hem rakamlar daha doğru ve sağlıklı oluyor. Hem yanınızda çalıştırdığınız insanlara gebe tarafınız kalmıyor. Hem de bunların hepsi yeri geldiğinde sizlere farklı maliyetler olarak dönebiliyor.”
BİZDE –CEK –CAK YOK
1990 yılında Hyundai Assan’ın distribütörü konumuna geldiklerini hatırlatan Ali Kibar sonra onlarla fabrika konusu görüştüklerini ve Hyundai Assan’ın temelinin atılışını “1996 yılında Koreli ortaklarımızla fabrika ile ilgili öngörülerimizi de içeren eşit ortaklıktaki bir işbirliğine imza attık. Yatırıma başladık. 15 ayda da yeşil sahadan fabrikaya geçtik. Bizde –cek, -cak ekleri yok” diye ifade ediyor. Ali Kibar geçen yılı lider kapatan Hyundai’nin satış rakam arından çok kalitesine odaklı… Krizde tedbir alınmasını beklemeden araçları tüketiciye daha uygun şartlarda sunma ortamı yaşadıklarını anlatan
Kibar, “Bu belirli bir hacme gelince ortaklarımız. ‘Madem önde giden bir süreciniz var. O zaman lider olarak bitirebilirsiniz’ yaklaşımında bulundu.
Bunun sonrasında da çalışanlarımız tekrar bir efor gösterdiler ve hedefi
realize ettiler” diyor.
Bu otomobil nerede üretiliyor diye bakılmalı
Hyundai Assan şu an Türkiye’de Hyundai için iki model üretiyor. İleride daha fazla model üretimini değerlendirebileceklerini dile getiren Kibar, “Önemli olan çok model üretmek değil. Aynı modelden daha büyük satışı realize edebilmek” diyor. Türkiye’de “bu araba burada üretiliyor mu?” diye bakan müşterilerin olduğuna dikkat çeken Kibar şöyle devam ediyor: “Zaten kesinlikle bakılmalı. Çünkü eğer yerli katma değeri varsa bu araçlar istihdam
anlamında direkt ve endirekt olarak bir şekilde alana geri döner. Kısa önemli hesap yapan bazı kişilerin de ‘bunun fiyatı 3 kuruş daha ucuz’ deyip daha kalitesiz ürünü tercih ettiğini zaman zaman hayretle gözleyebiliyorum.”
SELEF BELLİ DEĞİL
Bu arada Hyundai Assan’da 7 yıllık geçmişi olan Hyundai'nin Yurtiçi
Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Kurthan Tarakçıoğlu geçtiğimiz hafta
görevinden ayrıldı. Zaman zaman ortaklıklarda bu gibi gelişmeler
olabildiğini dilegetiren Ali Kibar “Yerine kim gelecek” konusunun ise
henüz netleşmediğini dile getirdi. “Koltuğa Türk mü oturur?” sorusuna da “Henüz hiç bir şey net değil. Ortağımızla da konuşacağız. Belki de şirketin içinden yetişmiş biri de bu göreve gelebilir” diye cevap verdi.
Yerel bazda genişleme olur ama aynı ölçeği yakalamak zor
Ali Kibar Hyundai’nin 1 milyar dolarlık fabrika yatırımını Türkiye’nin bazı diş kavuğuna girmeyen teşvikler nedeniyle Çek Cumhuriyeti’ne
kaptırdığını ifade etse de artık o günlere değinmek istemiyor. Teşviklerin devlete maliyetinin 150 milyon doları geçmeyeceğini ifade eden Kibar, “O günlerde yatırım sonucunda 1.5 yıllık SSK prim karşılığının bu teşviki
karşılayacağını gösteren bir hesap yapmıştım. Bunun Türkiye için bir kayıp
olduğunu düşünüyorum” diyor. Ancak uluslararası ölçekte başarılı olan firmaların yöresel genişlemeleri olabildiğine dikkat çekerek, “Bu gibi genişlemeler söz konusu olduğunda bizler de görevimizi yapmaya hazır oluruz. Yatırım aynı ölçekte olmaz ama…” diyor.
Birtakım zararları olsa da, TÜSİAD sorumluluk projesi
TÜSİAD yönetiminde olmak bir patron için avantajlı mıdır? Yoksa dezavanaj mı sağlar?
Ben 5’inci yıldır Yönetim Kurulu’ndayım. Daha önce şirket işleriyle ilgili görevim vardı. Sonra parlamento işleri sorumluluğum vardı. Bu dönemde de enerji, sanayi, ulaştırma, tarım, savunma sanayi, çevre konularından
sorumluyum. TÜSİAD zaman da alıyor. Belirli bir paylaşım içinde yükleri taşıyoruz ama iyi bir takım sesi çıkarmak önemli. Avantaj dezavantaj diye düşünmektense bunu bir sorumluluk projesi olarak görüyorum. Sadece iş
yapıp kendi menfaatinize olacak aktiviteler içinde olmanın ötesinde topluma faydalar sağlamaya yönelik yaptığımız çalışmalardan biri gibi görüyorum.
Ama siz yüksek sesle itiraz eden bir grupsunuz. Ve bu ülkede iş yapıyorsunuz.Bazen birtakım zararları oluyor ama eğer doğruyu biliyorsanız ve inandığınız doğrunuz varsa.
Onları sağlıklı dile getirmezseniz yarın çocuklarınıza torunlarınıza daha
büyük sıkıntıları miras bırakmak hoş değil. Hem öğreniyorum. Hem de katkıda bulunduğumu düşünüyorum.
Sizin kişisel tercihiniz Hyundai midir? Başka marka kullanır mısınız?
Hep Hyundai kullanırım ben. Değiştirme sıklığım da çıkan yeni modellere göre değişir.
Çocuklar neden hâlâ sizinle çalışmıyor?
Çocuklar daha başlamadı. Oğlum yurtdışında. Önce lojistikteydi. Sonra bankacılık deneyimi geçirdi. Şimdi de sahtecilik önleme sistemleri ve
IT ile ilgili bir sektörde. Biraz daha deneyim sağlasın. Sonra gelecek. Tabii önce buranın kurallarını öğrenecek. Çünkü her ülkede işleyiş farklı. Kızım ise resim çizip at biniyor. Onun da öyle bir tercihi var..
Yatırıma ikna için kendimizi anlattık
Ali Kibar, Uzakdoğuluların dış yatırım yapmasının Batı’dan daha zor olup olmadığı yönündeki soruya şöyle cevap verdi: “Zor tabii. Ama biz onlara anlattık. Önce Türkiye’yi ve ortaklarını tanıdılar. Yatırımcı olarak bir
yerde bir konuya ilgi gösteriyorsanız, öncelikle mutlaka o işe kiminle giriyor olduğuna bakıyorsunuz. O noktadan sonra da yapılabilirliğini irdeliyorsunuz.
Gelişimi sağlamaya çalışıyorsunuz. Korelilerle de aynı süreçten geçtik. Beraber yaptığımız bu değerlendirmeler sonucu Türkiye’de yatırıma ikna
oldular.”