Buyrun kahvaltı sofrasına GALERİ
"Bu tercümeleri İlber Ortaylı'nın çözmesi bile zor" 3. Osmanlı Saray Yemekleri ve Mutfak Kültürü yarışmasına katılacak aşçılardan bomba espriler...
BEGÜM ÇELİKKOL
HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
begumcelikkol@haberturk.com
Anadolu Halk Mutfağı Derneği tarafından düzenlenen ve moderatörlüğü Food in Life tarafından yapılan 3. Osmanlı Saray Yemekleri ve Mutfak Kültürü Yarışması'nın tanıtımı İstanbul Malta Köşkü'nde gerçekleştirildi. Tanıtım Türk kültürünün bir parçası olan kahvaltı eşliğinde düzenlendi.
6 Kasım'da BELTUR'un ev sahipliğinde Feshane'de gerçekleştirilecek olan yarışmada beş yıldızlı otellerin şef aşçıları ter dökecek. Türkiye'de gastronomi dünyasınun saygın sivil toplum kuruşuşlarının önderleri, profesyonel mutfak dünyasının önemli isimleri ve akademisyenlerden oluşan jüri üyeleri uluslararası zincir niteliği taşıyan otellerin mutfak takımları arasından seçim yapacak.
Yarışma jürisinde Food and Travel Dergisi Yazarları'ndan Ali Esat Göksel, Türk ve Osmanlı Mutfak Araştırmacısı- İşletmeci Vedat Başaran, Profesyonel mutfak danışmanı Osman Serim, ünlü şef Maximillian Thomae ve Araştırmacı yazar Özge Samancı bulunacak.
Ceylan Intercontinental İstanbul, Conrad İstanbul, Dedeman İstanbul, Four Seasons Sultanahmet, Hilton İstanbul, Mövenpick Hotel İstanbul, Polat Renaissance İstanbul, İstanbul Marriott Hotel Asia, Sheraton Ankara, The Marmara Hotels Taksim, Wow Hotels İstanbul gibi kurumların ekipleri kıyasıya bir performans sergileyecek.
YARIŞMA OSMANLI MUTFAĞINI TANITACAK
Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin, organizasyon içinde yarışan bütün otellerin yarışmada dereceye giren yarışmacılar kadar önem taşıdığını söylerken, "Bu yarışma Osmanlı dönemi saray mutfağı üzerindeki belirsizlikleri ve bilgisizliği ortadan kaldırma yönünde önemli bir adım olacak" dedi.
POST-MODERN TÜRK MUTFAĞI
Türk ve Osmanlı Mutfak Araştırmacısı- Feriye Lokantası İşletmecisi Vedat Başaran, "Geçmiş tarihte kalan bir mutfağımız var. Araya birçok toplumsal, dünyadaki hareketler girince mutfağımız çağdaşlaşamamış. 100 sene önceki bir lezzeti yemeye çalıştığınızda o zamanki değerleri bulamadığınızda iyi olmuyor. Bizim hedefimiz de bunu yansıtacak olan insanları bu işin içerisine sokmak. Üretecek olan insan da bu lezzetleri yaşatacak. Bir tarih araştırmacısı yemek reçetesini okuyabilir, yorumlayabilir, yapabilir. Ama uygulama yeteneği yoksa hayata geçiremez. Biz biraz tarihe merak sardırmaya çalışıyoruz. Buradaki tariflerin tercümeleri yapıldı. Bu aşçılar zaten çağdaş mutfağın içerisinde bulunuyor. Bu çağdaşlığı alıp, eski lezzetleri uygulayarak güzel sonuçlar elde edebilirler. Araştırmacının elinde kalmasıyla bir yere gidilmiyor. Kimileri o yemeklerin çağdaşlaşmasına da karşı çıkıyor. Buradaki aşçılarımız iki önemli aşamayı atlattılar. Osmanlıca bir reçeteyi okuyorlar, yorumluyorlar. Kendi elde ettikleri menülerle yarışmaya katılacaklar. Ben ilk bu araştırmalara aşçı olarak başladığımda çok sıkıntılar çekmiştim. Şimdilerde bu dökümanların çoğu günümüz Türkçesine çevrildi. O nedenle rahat olacaklar" dedi.
TÜRK MUTFAĞINDAKİ EKSİK
Yiyecek & İçecek İşletmeciliği Danışmanı Osman Serim ise önemli olanın çok sayıda konuğa aynı anda sunum yapmanın kolay olmadığını ifade ederken, "Şu anki dünya uygulamalar, yemeğin görünüşüne çok önem veriyor. Tabak üstüne sunum çok yaygın ve ön planda. Türk mutfağında bu biraz eksiktir. Lezzete önem verirler. Bu açık bu gibi yarışmalar sayesinde kapanacak. Türkiye'ye önemli gruplar geldiği zaman topluca yemek yiyorlar. Bu insanlara bildikleri lezzetleri sunmanın bir anlamı yok, hatta bu, utanılacak bir durum. Bizim yavaş yavaş kendi mutfağımızın lezzetlerini yurtdışına da yansıtmamız gerekir. Burada amaç bizim kendi insanımızın kendisini geliştirme çabası. En fazla konuk ağırlayan beş yıldızlı otellerimiz, büfe usülü çalışılıyor. Büfe Türk mutfağını tanıtmaya mani değil. Türk mutfağı da buralarda sunulabilir. Türk mutfağına ilişkin restoranlarımız da var. Çok restoranlı otellerde bir restoranın Türk restoranı olması gerekir. Dışarıdan gelen insanların gittikleri ülkelerde en azından bir kez o ülkenin yemeğini yemek konusunda bir talepleri olduğunu biliyorum. Bu insanlara en az bir kez üst düzey Türk yemeği yedirmek zorundayız. Döner ve kebaptan oluşan ucuz lokantalar var yurtdışında. Bunların haricinde tadabilecekleri ortamlar yaratmamız gerekiyor. 30 milyona yakın yabancı konuk geliyor ülkemize. Bu da çok ciddi bir potansiyel. Yetişmiş insan gücümüzle, yetişmiş iyi aşçılarımızla uluslararası standarta çıkabiliriz. Açıklarımız süratle kapanıyor" şeklinde konuştu.
AŞÇILAR ÇOK HEYECANLI
Yarışmaya katılan aşçılar ise sahaflardaki yemek kitaplarından, çeşitli argümanlardan yemek tarifleri bulduklarını belirterek, "Tarifler Osmanlıca'ydı. Bunların tercümeleri belirli bir zaman aldı. Sonra denemelere geçtik. İnanılmaz heyecanlıyız" dediler. Ayrıca, Osmanlıca tercümenin ve tercümenin yorumlanmasının zor olduğunu kaydeden yarışmacı aşçılar, "İlber Ortaylı bile çözemez o tercümeleri" diyerek de espri yaptılar.