Yerel Haber Hattı 0536 266 79 69
KONUŞMAYI BAŞLAT
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Parti olarak artık isim bulmakta zorlanıyoruz. Kelebek ve ceylanla başladık. Sonra gül ile devam ettik ama gülün ömrü kısa oldu. Şimdi ağaca döndük. Yakında partimize koyacak ne hayvan ne doğa ismi kalacak" şeklinde konuştu
Kaplan ayrıca, Erzurum'daki yargı krizinde tüm yargı kurumlarının çok hızlı bir şekilde işlediğini, ancak parti kapatmaları söz konusu olduğunda yargının son derece yavaş işlediğini öne sürdü.

İlyas AKENGİN-DİYARBAKIR-AHT


Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından Dicle Üniversitesi'nde düzenlenen "Hukuk ve demokrasi bağlamında Türkiye'de siyasi parti kapatmaları" konulu panel düzenlendi. Hukuk Fakültesi konferans salonunda yapılan panele AK Parti  Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, eski AHİM Yargıcı Rıza Türmen, Dicle
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı ve Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Tanrıkulu'nın yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı.

Panelde konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, yargı krizinin yaşandığı bu günlerde bu tür konuların konuşulmasının çok önemli olduğunu belirterek, "12 Eylül askeri darbesi olduğu zaman yüksek yargı generallere tek kelime söylememiştir. Hatta generaller yargıyı ziyaret ettiklerinde yargı onlara eksiklerimizi karşılarsanız yeter demiştir. Oysa ki Hindistan'da generallere karşı yargıçların nasıl bir direniş verdiğini biliyoruz. Ben Avrupa'dan örnek vermiyorum. Erzurum-Erzincan meselesinde yargı mekanizması son derece hızlı işledi. HSYK derhal toplandı. Erzurum Özel Yetkili Başsavcısına derhal dosyalar gönderildi. Ama söz konusu taş atan çocuklar, parti kapatmalar olduğunda yargı son derece yavaş ilerliyor. Bu kadar hızlı çalışan bir yargıdan kimsenin şikayeti olmaz" dedi.

ÇATIŞMALARIN SORUMLUSU YARGIDIR
Avrupa'ya gidip dava kazanmaktan bıktığını belirten Kaplan, "Ben Strasbourg'a gidip dava kazanmaktan yoruldum. Hatta, AİHM'de duruşmalar görüldüğünde o kadar çok kişi geliyor ki salonlar doluyor. Bunun nedeni de Türkiye'den daha fazla parti kapatan yer olmaması. Siyasi partinin kapatılması sadece Yargıtay Başsavcısına kalırsa böyle olacak. Otuz yıl süren çatışmaların en baş sorumlusu yargıdır. Değişimin önündeki en büyük engel yargıdır; Anayasa Mahkemesi'nin bu halidir. Buna karşılık tek çözüm vardır: Anayasa Mahkemesi'ni kapatacaksınız parti kapatma sona erecektir. Çok uç bir öneri değil mi? Değil! Fransa'da, İngiltere'de Anayasa Mahkemesi yok. Başsavcıdan kapatma davası yetkisi alınabilir. Daha önceleri Sayın Kanadoğlu'ydu şimdi ise Yalçınkaya. Halkın milyonlarca oyunu almış partilere sizi kapatırım ha diyor" şeklinde konuştu.

"3 PARTİ İYİ EL SIKIŞIR"
Parti kapatmalarda AK Parti hükümetinin günahının büyük olduğunu savunan Kaplan, "8 yıllık süreçte AK Parti'nin günahı büyük.

Siyasi partiler yasasını neden değiştir miyorsunuz kardeşim? Bakmayın bunların meclisteki kavgalarına. Üç partinin uzlaştığı bir mesele var, o da yüzde 10 baraj. Bu konuda iyi el sıkışırlar. AK Parti'nin bununla ilgili günahı çok. Bunları da konuşmak lazım. Bütün bunlara rağmen fırsat kaçmamıştır, demokratik bir anayasa yapılabilir, siyasi partiler yasası değiştirilebilir, yeter ki bunu yapabilecek bir siyasi iktidar olsun.

"HAYVAN İSMİ KALMADI"
AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili olası bir davanın açılmasının büyük sıkıntılara neden olacağını kaydeden Kaplan, "Bu süreçte kapanma davası açılırsa 3 ay içinde MHP ve CHP dahi kapanır. Parti kapatmalarda rekorlar kitabına girdik. Biz parti olarak artık isim bulmakta zorlanıyoruz. Kelebek ve ceylanla başladık. Sonra gül geldi, ama gülün ömrü kısa oldu. Şimdi ise ağaca döndük. Ne hayvan ne de doğa ismi kaldı" şeklinde konuştu.

"AVRUPA'DA PARTİ KAPATILMASINA DAİR HÜKÜMLER VAR"
Avrupa'da parti kapatılmasına dair hükümlerin olduğunu kaydeden AK Parti Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat da, "Zannetmeyin ki girmek istediğimiz ve demokrasinin beşiği sayılan Avrupa Birliği'nde siyasi parti kapatmalarına ilişkin hükümler yok. Ben bir kısmını çıkardım. Bir çok yöntem ve gerekçe orada da var. Tek fark şu, partiyi kapatmaya karar verecek olan merciye yapılacak başvurunun usül eşiğinin çok düşük olması, bununla mücadele etmek için hukukun eşit düzeyinin çok yüksek olması gerekir" dedi.
Batasuna davasının çok adil olduğu kanaatinde olmadığını belirten Fırat, "Eğer Batasuna davası bir Avrupa Birliği ülkesinde olmasaydı, kararı onaylamazdı. Eğer bir siyasi parti suç odağı haline getirilmişse, partiyi odak haline getirilen kişiler cezalandırabilir. Ancak partilerin masum tüzel kişiliği bu eylemlerden dolayı cezalandırılamaz. Şiddeti önermemesi ve kullanmaması koşuluyla, hiç bir parti kendini feshetmediği sürece kapatılmamalıdır" şeklinde konuştu.

"AK PARTİ VE DTP BÖLGEDEKİ OYLARIN YÜZDE 85'İNİ ALDI"
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem de, "Diyarbakır'da kullanılan oyların yüzde 85'ini DTP ve AKP almış. Bu iki parti ile ilgili kapatma davası açılmış. Bölgenin de hemen tüm illerinde benzer destek verilmiş bu partilere. Yani bu kapatmaları bölge halkının desteğine karşı bir girişim olarak algılamak mümkündür. Yine devletle bölge halkı arasındaki çatışmanın benzer bir boyutudur. Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararlarında iki hat üzerinde durduğunu görüyoruz. Birincisi dindar insanlar, ikincisi Kürt meselesi. Bu ikisi de bu kırıcı ideolojinin iki ana çizgisinden kaynaklanmaktadır" dedi.

AB'DE EN ÇOK PARTİ KAPATAN ÜLKE TÜRKİYEDİR
Eski AHİM yargıcı Rıza Türmen de, "Türkiye, AİHM'e büyük katkıda bulunmuştur. AB'de en çok parti kapatan ülke Türkiye'dir.

Türkiye olmasaydı AİHM'in siyasi parti kapatma kararları bu şekilde ortaya çıkmayacaktı. Batasuna şiddeti desteklediği gerekçesiyle İspanya Anayasa Mahkemesi'nce kapatılmıştır. Bu noktada siyasi parti kapatılır kapatılmaz AİHM'e başvurulur.

Bunun kolay olmasının nedeni tüm ulusal düzeydeki hukuk yollarının kapanmış olmasıdır. Anayasa Mahkemeleri karar verdiği için Batasuna partisinin hiçbir üyesi eylemleriyle ve söylemleriyle hiçbir zaman şiddeti dışlamamıştır. DTP'nin kapatılma nedeni devletin bölünmez bütünlüğüne karşı olması AİHM açısından "amaç" olarak kabul edilmiyor. Araç olarak şiddet kullanımı belirleyici olacak. Fakat Anayasa Mahkemesi kararı okunduğunda şunu görüyorsunuz. Bir yandan DTP'nin terörle ya da şiddetle ilişkili olduğu söyleniyor. Ama kapatma nedeni olarak bu ilişki gösterilmiyor. Gerekçe devletin milletiyle bütünlüğünü ihlal etmek olarak gösteriliyor. Bunlar farklı şeyler. Bu noktada DTP ile Batasuna farklıdır. Yapılması gereken Türkiye'de yasaların değişmesi, anayasaların değişmesidir."

BAKMADAN GEÇME