Korkunun cazibesi: İzlerken korkuyor olmamıza rağmen neden korku filmlerini bu kadar çok seviyoruz?
Korkunun karanlık cazibesi, sinema salonlarını yıllardır büyülüyor. İnsanlar, ekrandaki dehşet verici sahnelerden irkilseler de, korku filmlerine olan ilgi azalmıyor. Peki, korkarken neden bu kadar keyif alıyoruz? İşte detaylar!
Karanlık koridorlarda yankılanan adımlar, ansızın ortaya çıkan gölgeler... Korku filmleri izlerken ürperdiğimiz anlar, çoğumuzun vazgeçilmez sinema deneyimlerinden biri. Peki, izlerken bu kadar korkmamıza rağmen neden bu filmlerden kopamıyoruz?
KORKMA HİSSİNDEN ZEVK ALMAK
Bazı insanlar, korkmaktan hoşlandıkları için değil ama bununla başa çıkabilecek kadar cesur olduklarını göstermek için korku filmlerini tercih edebilir. Bununla birlikte, korkma hissinden gerçekten zevk alan birçok insan da vardır.
BELİRSİZLİK VE ÖNGÖRÜLMEZLİK
Korku filmlerini izlemeyi sevmemizin nedenlerinden biri, neredeyse her zaman öngörülemez olmalarıdır. Bu filmlerdeki gerçekliğe meydan okuyan yaratıkların yeniliği bize günlük deneyimlerimizden bir mola verir.
Tuhaf olayların yarattığı gerilim ve belirsizlik, genellikle oldukça tahmin edilebilir olabilen bayat aşk hikayeleri veya komedilerin tam tersi olarak dikkatimizi çeker.
NÖROTRANSMİTTERLER VE RİSKSİZ HEYECANLAR
Korku filmi izlemek, bungee jumping veya roller-coaster gibi aktivitelere katılan insanlarla karşılaştırılabilir. Bu aktiviteler sırasında aldığımız bir korku uyaranı, beynimizin dopamin, serotonin, endorfin ve adrenalin gibi nörotransmitter ve hormonları pompalamasını tetikler ve böylece bizi yoğun bir hazır olma durumuna iter. Kendimizi filmin içindeymişiz gibi hissederiz!
İSTEDİĞİMİZ ZAMAN BU DUYGUDAN KURTULABİLECEĞİMİZİ BİLİYORUZ
Ancak, istediğimiz zaman bundan kurtulabileceğimizi ve ekrandaki karakterler gibi o korku dolu durumda kapana kısılmadığımızı biliriz. Bize yönelik gerçek bir tehdit olmadığından, arka plandaki güvenlik örtüsü ile korku seli, bu hormonların 'yüksek' keyfini tam anlamıyla çıkarmamızı sağlar!
TOPLUMUN KOLEKTİF KORKULARINA KATARSİS
Günümüz filmlerinin çoğu toplumun bazı ortak korkularını yansıtmaktadır - örneğin, teknolojik veya biyolojik bir deneyin yanlış gitmesi, seri katillerin ve psikopatların şehri bir ölüm tuzağına çevirmesi ve uzaylıların veya zombilerin bizi dünyanın sonuna sürüklemesi!
Bir tür olarak korku, genellikle bu tür kaygıların bir ifadesidir ve bu korkuları yenerek kolektif olarak katarsise ulaşmamızı sağlar. Klasik 1954 bilimkurgu filmi Godzilla, nükleer radyasyon tarafından yaratılan bir canavara sahipti.
Bu, İkinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren nükleer saldırıların kalıcı etkileri konusunda Japonya'da paylaşılan kaygının üstü örtülü bir temsiliydi.
Bu nükleer canavarı yenmek kolektif katarsise ulaşmanın bir yolu olarak görülebilir. Friday the 13th gibi diğer filmler de 1980'lerde rastgele şiddet eylemleri ve seri cinayetlere karşı artan korkudan yararlanmıştır.
BAZI İNSANLAR NEDEN KORKU FİLMLERİNDEN HOŞLANMAZ?
Herkes korku filmi izlemiyor ve bu deneyimden keyif almıyor. Eğer bu insanlardan biriyseniz, filmi izledikten sonra günler hatta aylar boyunca filmin dehşetinden kaçmanız imkansız olabilir. Bunun yerine, her gece yatağınızda uzanır, dolabınızdan bir şeylerin çıkacağı düşüncesine kapılır ve o filmi hiç izlememiş olmayı dilersiniz.
Anksiyete, korkunun aksine, bir şeylerin olabileceğine dair bir endişedir; geleceğe dayanır. Bununla birlikte, bir korku filmi izlerken bunun gerçek olmadığını biliriz, ancak gecenin ilerleyen saatlerinde gerçekliğe döndüğümüzde kaygıyı dizginlemekte zorlanabiliriz.
Bunun nedeni farklı bir yapıya sahip olmamız olabilir! Buna ek olarak, araştırmacılar serotonin seviyelerinin genetik olarak belirlenebildiğini, bu nedenle beynimizin film izlemenin dehşetini geçersiz kılmak için gerektiği kadar serotonin salgılamayabileceğini keşfettiler.
Fotoğraf Kaynak: IMDb
Kaynak: Science ABC