Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen hafta sonumu Bodrum'da geçirerek, daha önce hiç yaşamadığım bir şeye şahit oldum, o da Bodrum sessizliği. Hiç bu kadar erken sezonu açmamıştım sanırım, inin cinin top oynadığı sokaklar bir tuhaf geldi. Yazın adım atacak yer bulamadığınız çarşının içindeki dükkânların çoğu kapalı. Gezerken ürküyorsunuz, o derece boş. Hani yazın sabaha karşı bile asla göremeyeceğiniz görüntüler. Kötü bir şey olarak yazmıyorum, yanlış anlaşılmayayım. Bu sayede uzun süredir karşılaşamadığım bir durumu hatırlamış oldum o da sessizlik! Nadir geçen araba gürültüleri dışında modunuzu değiştirecek, sinirlerinizi gerecek tek bir ses yok. Doğayla baş başa kaldığınız saatler yaşarken, bir de üstüne üstlük temiz hava komasına girip saatlerce uyuyorsunuz. Hayatımda yaptığım en dinlendirici tatillerden birini geçirdim bu sayede. Gece ise, nasıl oluyor anlamadım, yaz kafasına geri dönüyor Bodrum. Merkez'in en iyi müziğinin döndüğü Barbeast'te eğlence çok iyiydi mesela. Ses düzeni iyi bir yerde eğlenmenin keyfi her zaman başka olmuştur. Gün boyu yaşanan sessizliğin verdiği huzuru orada dengeledim iyi geldi. Bu ara herkesin böyle bir terapiye ihtiyacı var bence. Sezon zaten hararetli geçiyor ama sezon başının keyfi bir başkaymış doğrusu.

        ASIL SORUN PLAYBACK

        Türkiye'nin Müzik Ödülleri yine dağıtıldı, yine ortalık kaynadı. Murat Boz açılışta yeni şarkısı Vazgeçemem'i tanıttı, sırasını savdı. Geride kalanları da uzun bir yol bekledi doğrusu. Gece hakkında "Gereksiz konuşma ödülü" verilse ben oyumu Orhan Gencebay'dan yana kullanırdım sanırım. Ortalık durulunca birlik çağrısı yapması pek bir abes oldu. En egolu konuşma da "Aday olduğum 4 dalda da birinciydim aslında" diyen Demet Akalın'ınki oldu. Kendi fikrini sonuna kadar savunduğu için seviyoruz zaten onu, bence sorun yok. Sertab'ın çöp kovası ile Ajda'nın vinç üzerine çıkıp şarkı söylemesini de aynı yönde buldum ben. Sadece Sertab kovayı alüminyum folyoyla kaplatmayınca kazandı tabii. Sonuç olarak bu tören playback yapılmaya devam ettikçe bu tip eleştiriler alacak, kaçarı yok bunun. Ne kadar iyi bir iş yaparsanız yapın, playback olayı fena halde sıkıcılaştırıyor. Ayrıca sanatçılarımızın hiçbiri de çok komik değil, ödül vermeye ya da almaya çıktıklarında çok sıkıcı konuşuyorlar. Şovlar da ağız oynatmacalı olunca sonuç izlediğiniz gibi işte...

        AŞK EMEK İSTER

        Show TV'nin yeni dizisi Aşk Emek İster, istediği hayatı yaşaması engellenen bir zengin çocuğunun ailesiyle ilgili sorunlarını işleyen yeni bir iş. Çocuk babanın tehditleriyle aile işinde çalışmak zorunda bırakılıyor. Tabii dizi icabı olay Yeşilçam tatlılığında işlenmiş ama bu tip olayların sadece dizilerde olduğunu sanmayın. Büyük büyük aileler, bir zamanlar kendilerine yapıldığı gibi çocukları üzerinde hâkimiyet kurup, onları kendi istedikleri şartlarda yaşatmaya mecbur bırakıyorlar. Birçok ünlü soyadına sahip ailelerin çocukları bu yüzden istedikleri işleri yapamayıp, istedikleri adamla/kadınla birlikte olamıyor. Aynı dizideki gibi kredi kartları kapatılıp, arabalarına el koyuluyor. Güya aile isimlerini korumaya çalışıyorlar da ruhen ne kadar sağlıklı bireyler kalıyor geriye, onu merak ediyorum doğrusu.

        PETEK'SEL DÖVME

        Hafta sonu magazin programlarında kol gezen Petek Dinçöz çok güldürdü beni. Süper formda gözükmesi harika bir durum ama Gülşen'in yazdığı şarkının sözlerini koluna yazdırma konusu bir tuhaf. Bilmeyenler için özet geçmem gerekirse, Petek sol kolunun üzerine Gülşen'in "Her dilde seninim yazıyor sol yanımda" sözlerinden etkilenip "Her dilde sen" yazdırmış. Yazarın şarkıda anlatmak istediği kalbinin olduğu sol tarafta her dilde "sen" yazıyor olması. Yani İngilizce, Fransızca, Arapça, Lazca "sen" yazması gerekmiyor mu? Petek benden duymuş olmasın ama "Her dilde sen" yazılı bir dövmenin şarkının anlamıyla hiçbir alakası kalmamış.

        Diğer Yazılar