Conti'nin ekolojik aktivite oteli...
ESKİ Ankaralıların hayatlarında epey önemli çılgınlıkların ve ilklerin adamı olan Hakan Eryiğit (yani Conti), bu sefer de Olympos yamaçlarında farklı bir ilke imza atmış. Methini duyduğum ama pek de iştahlanmadığım Olympos Village'a geçen hafta gittim sonunda. Kızdım kendime 'önyargımdan' ötürü. Zira Olympos'un standart altı ve köhne yaşam imajının yükselmesi adına teşekkür edilmesi lazım Conti'ye. Doğaya, floraya saygı aynı. Ancak her şeyin kaliteli ve zevkli olanıyla... İşte Olympos Village'a dair notlar...
Conti'nin otelinde olması en zor şey 'müşteri' olmak. Herkes misafir. Hatta ev halkına dönüşüp, işlere 'el verirken' bile bulabilirsiniz kendinizi.
Tamamen ekolojik. Evler Olympos'a layık şekilde kütük ama ne kütük! Finlandiya'dan gelmiş. Resmen kaşane! Konforlu ve yeterince lüks. Çiftlerin 'havlu rengi ayrımı' göz ardı edilmemiş detaylardan... Evlerin klimalarının dış üniteleri bile çevreye olan saygıdan ahşapların ve bitkilerin aralarına gizlenmiş. Odalarda normalde TV-telefon yok. Ama isterseniz var.
GERÇEK DENİZ KANOSU
Şezlogtan tabağa çanağa, nevresime, döşemelere, hatta çatılarda kullanılan kiremitlere kadar her şey ekolojik ve doğal. Bitki, börtü-böcek çok bol olmasına rağmen bir adet bile sivrisinek yok ki, benim gibi sivrisinek alerjisi olup da haşere spreyi ve merhemiyle yaşayan biri için bulunmaz nimet!
Tavuklar, horozlar, sülünler her yerde.. Hatta M&M'e bayılıyorlar. Conti'den gizli bir kâse yedirdim. Bu hafta kahvaltıda renkli ve içi çikolatalı yumurtalarla karşılaşırsanız suçluyu uzaklarda arayın. Denize gitmek ayrı bir ritüel. İster shuttle ile ister tarihi Likya yolunu hafif yalayarak Olympos harabelerinin içinden yürüyerek... Gerçek deniz kanolarına binmenizi ve bu deneyimi yaşamanızı tavsiye ederim. Otelin tüm köpek cinslerinin birbirleriyle halvet olmasından ortaya çıkmış dört ayaklı bodyguard'larını, Mike ve Efe ile Conti'nin ikizleri İrem ve Sanem'i hatta dadılarını, oluşturdukları kortejle otelin her yerinde görmeye hazırlıklı olun. Her şey çok umurlarında. Konuklardan birinin kızı sabahları badem ezmesi seviyor diye onu bile temin etmişler.
GÜVEÇ İÇİN ROTA DEĞİŞİR
Lezzetlere gelince... Otelden çıkıp da bir başka mekânda bir 'Bloody Mary' içeyim dedim. Domates rendesiyle doldurulmuş bir bardak votkanın üstünde bir de nane yapraklarını görünce; taşlarını öpmek üzere lezzet mabedim 'Olympos Village'a koşarak attım kendimi. Düşünün bir de yemek sipariş etsem, kimbilir neyle karşılaşırdım?
Burada gerçekten dünyada eşi benzerine az rastlanır birkaç kalem, net ve emek verilmiş yemek var. En başta güveçte pirzola! Sırf bunu yemek için rotanızı değiştirin derim. Sebzeli şiş kebap, kuzu etli arpa pilavı ile sabahları taze taze sıkılan sebze ve narenciye suları da aklımda kalan diğer lezzetler...
Gerçekten provasız.... Bir terlik iki mayoyla, tıraş olmadan, ne giydin, ne saat taktın gibi dünyevi ve cemiyeti kaygılardan uzak bir tatil için şiddetle tavsiye ediyorum. www.olymposvillage.com'u ziyaret edin ve ne kadar haklı olduğumu görün.
Okunmak üzere. Mutlu kalın...
***
Bir özür...
GEÇEN hafta 'Jameson Whiskey' ile ilgili yazımda, hakikaten gayet iyi bilmeme ve çok en sevdiğim whiskey'lerden biri olmasına rağmen, nedense; Jameson Whiskey için 'Scotch Malt' yazmışım. Sabah, daha ben fark etmeden, mail ve telefon bombardımanına tutuldum. Düzeltiyorum; Jameson bir 'Irish Whiskey'dir. Tekrar özür diliyorum ve başta okurlarım, Ozan Tiryakioğlu, Burak Önen ve İlknur Selimoğlu'na duyarlı davranışları ve kibar üslupları için teşekkür ediyorum..