"Ülkücüler sokağa inecek"
Ümit Özdağ: Ülkücü hareket sokağa çıkacağı zaman birileri bağırmaya başlıyor. "Terör mü geliyor" diye ülkücülere psikolojik baskı yapılıyor.
* Genel başkan adaylığı yolundaki biri için garip soru, ama parti üyeliğine kabul edildiniz mi, hukuki açıdan son durum nedir? MHP Genel Başkanlığı’na aday olabilmem için gereken bütün hukuki şartlar oluşmuş durumda. Her ne kadar MHP Genel Merkezi hâlâ benim partiye üye olmadığımı öne sürse de Yargıtay 18 Ekim tarihli raporla üyelik belgemi bana gönderdi. * Ama biraz zor oldu galiba? Evet, cumhuriyet tarihinde partisine Danıştay kararıyla üye olmuş tek kişiyim. Üstelik üye olduğu için partisi tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulan, üç aydan bir yıla kadar hapsi ve siyasetten men edilmesi istenen ilk cumhuriyet vatandaşıyım. * Sizce niye? Bence bunun tek bir gerekçesi var; antidemokratik zihniyet ve korku. * Ne korkusu? Kurultayı kaybetme korkusu. Ülkücü zeminden Bahçeli’ye çok büyük bir tepki var. Bunu kendileri de gayet iyi bildikleri için ciddi bir korku yaşıyorlar. * Ülkücü zemin başka, genel başkanı seçecek olan bin 200 delege başka? Bin 200 delege Devlet Bahçeli’nin delegesi değil. Onlar için “Bahçeli’nin kurşun askerleri” diye çok propaganda yapılıyor, ama bunları söyleyenler ülkücüleri tanımıyor. Ben üst kurul delegelerinin kurultayda içlerinde bir tek Allah korkusu ve millet sevgisiyle oy vereceklerine eminim. Zaten eğer bunun paniği yaşanmasaydı benim üye olmamda da bir sorun yaşanmazdı. * Sorun başka bir yerde ikametgah ederken, başka bir il örgütüne üye olmanızda değil mi? MHP üyelerinin takriben yüzde 30’nun durumu aynı bu şekildedir. Kaldı ki benim bildiğim kadarıyla Devlet Bey’in de partiye verdiği adresle oturduğu adres arasında fark vardır. Bana karşı açılan davanın bir benzerinin Devlet Bey için de açılması gerekiyor. * Siz hukuki olarak sorun çözüldü diyorsunuz, ama MHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamalarda hep tek adayın Bahçeli olduğu vurgulanıyor. Acaba kurultayda bir engellemeyle karşılaşır mısınız? Olmamasını diliyorum. Devlet Bey çıkmalı kadrosunu, programını ortaya koymalı. Ben de... Her şey ideolojik rekabet düzeyinde kalmalı. * Salona alınmamanız gibi bir olasılık var mı? Ne yazık ki bu söylenti bazı çevreler tarafından tahrik ediliyor. * Yani Bahçeli böyle bir emir vermez, ama belki de bazı taraftarları böyle bir girişimde bulunabilir mi? Bahçeli taraftarlarının büyük olgunlukla hareket edeceğini düşünmek istiyorum. * Ama işte akla hep 97’deki, o sandalyelerin uçuştuğu kongre geliyor; siz salonda böyle bir hava sezinlerseniz adaylıktan çekilmeyi düşünür müsünüz? Çekilmem. Çünkü bu, benim siyasi hakkım olduğu kadar ülkücü iradenin de hakkı. * Tabanın size ilgisi nasıl? Televizyonda izledikleri bir stratejist olarak belki sizi seviyorlardır, ama genel başkan olarak da görüyorlar mı? Doğru söylüyorsunuz, beni önce televizyonlardan tanıdılar. Ama Anadolu’da verdiğim konferanslar sırasında yüz yüze de tanışma fırsatı bulduk. MHP seçimin kilidi
* Babadan ülkücü biri olmanıza karşın partiye niye daha yeni üye oldunuz? Doğrusunu isterseniz bunun üzerinde çok durmadım. Çünkü bir MHP içinde olmak var, bir de ülkücü hareketin içinde olmak var. Ülkücü hareket MHP’yi de kapsar ve ben de ezelden beri onun içindeyim. * Genel başkan olmaya ne zaman karar verdiniz? 3 Kasım seçimlerinin ardından. * Siz MHP Genel Başkanı mı olmak istiyorsunuz, yoksa Başbakan mı? Eğer bir siyasetçi Başbakan olmak istemiyorsa, Genel Başkan hiç olmamalıdır. * Peki seçimde MHP’ye ne kadar şans veriyorsunuz? Seçimdeki kilit rol MHP’nin olacak. 19 Kasım kurultayı çok önemli. Mevcut yapıyla devam ederse MHP yüzde 8’le 13 arasında kalır. Kan değişimi olursa bu oran en az ikiye katlanır. * Aslında siz bir süre Bahçeli için partide çalışmalar yapmış birisiniz; hiç o birlikte çalıştığınız dönemlerde bile Bahçeli’de takdir ettiğiniz bir şey olmadı mı? Devlet Bey, Başbuğ’un vefatından sonra hareketin bir Fetret dönemi içerisine girmemesi, parlamentoda güçlü şekilde temsil edilmesi sürecinde ciddi katkılarda bulunmuş bir genel başkandır. Bu noktadaki hizmeti için söyleyebileceğim bir tek şey vardır; Allah razı olsun. Ama ne zaman ki 57’nci hükümet kuruldu, sıkıntı o zaman başladı. * Ya peki Bahçeli’nin çok kritik dönemlerde yaptığı bazı çıkışlar; onları hiç önemli bulmuyor musunuz? Mesela önceki yıl linç girişimi furyası başladığında “Sokakta ülkücü istemiyorum. Tabanca değil, bilgisayar kullanan ülkücü istiyorum” sözü hiç değilse bir süre olayları yatıştırmadı mı? Bu konuda size katılmıyorum. Tam tersine ülkücü hareketin sokakta olması gerektiğini düşünüyorum. Ve ben genel başkan olursam ülkücü hareket sokağa inecek. (Nasıl yani, diye şaşkınlıkla baktığımızı görünce şöyle devam ediyor) Tabii sadece bu cümlemi başlığa çekerseniz yanlış anlaşılırım. Çünkü sokağa inmekten kastım bilgisayarı bir kenara bırakmak değil. Ülkücü hareket hem bilgisayar kullanabilir, hem de demokratik hukuk devleti çerçevesinde sokakta olabilir. * Ama Bahçeli’nin cümlesindeki sokaktan kasıt linç girişimleri? Bir kere eğer onlar linç girişimi idiyse de o girişimde bulunanlar ülkücü değildi. Onlar bazı tepkili vatandaşlardı, ama bu kavram medya tarafından ülkücülerin üzerine bırakılmak istendi. Ülkücü hareket gerek ekonomik gerek milli meselelerde sokakta olmalıdır ve muhalefet yapmalıdır. * Ülkücü hareketin sokağa inmesi demek, kavganın da sokağa inmesi olarak algılanıyor? Ülkücü hareket 1980’den beri sokakta yok ki zaten. Ama herkes sokağa çıkıyor, bütün siyasi partiler sokakta muhalefet yapıyor. Ne zamanki ülkücü hareket sokağa çıkacak birileri bağırmaya başlıyor. “Terör mü geliyor” diye ülkücülere psikolojik baskı yapılıyor. Ama hayır! Ülkücüler sokağa inecek! Fındık işçisinin, tasfiye edilen tarım köylüsünün taleplerini dile getirecek. IMF asgari ücreti indirin dediğinde, ülkücü hareket sokakta olmalı, protesto etmeli. Ben bu anlamda sokağa inmeliyiz diyorum. Yoksa elbette devletin işlerini bizim yapmamıza gerek yok. PKK mı, DHKP-C mi, onlarla uğraşma görevi bizim değil, TSK’nın, Emniyet’in olmalı. * Peki bunu nasıl kontrol edeceksiniz? Her türden milliyetçilik bu denli artış gösterirken bir Kürt-Türk çatışması tezgâhından nasıl uzak durabileceksiniz? Türkiye’de en zor provoke edilecek, en zor tahrik edilecek hareket ülkücü harekettir. Çünkü ülkücü hareketin önder konumundaki kadroları 12 Eylül öncesinin yaygın deneyimini içselleştirmiş insanlardır. Böyle bir dolduruşa artık gelmezler. * Yani o iş bitti mi diyorsunuz? Evet, o iş bitti. Kimse artık ülkücülerden 80 öncesinin deneyimlerini bir daha yaşamasını beklemesin. Ağar’ın akıl hocası Güneydoğulu bir DYP’li * Tüm o tartışma yaratan açıklamalarından sonra şimdi herkes Ağar’ın asıl akıl hocasını merak ediyor. Eser Karakaş’ın, Mehmet Altan’ın, Mehmet Barlas’ın bile isimleri geçiyor? Belki onlarla da konuşup, görüş alış-verişinde bulunmuştur. Ama bana göre Güneydoğu’da DYP siyasetini yöneten bazı çevrelerin bu konuda Ağar’ı ikna etmiş olması daha mümkün. Ağar’ın bu konuda hâlâ bir konsepti yok. Öcalan idamın kaldırılacağını biliyordu * Ülkücü camia hâlâ Bahçeli zamanında idamın kaldırılmasına tepki duyuyor, ama Hüsamettin Özkan açıkladı bunu: Bahçeli önüne konan MİT raporundaki çatışma uyarısını dikkate almış? Almasa mıydı? Lütfen Öcalan’ın 13 Mayıs 1999’da avukatlarıyla yaptığı konuşma kaydının deşifresini okuyun. Hükümet kurulmadan 10 gün önce. (Kaynak, Erdal Şimşek’in “İmralı PKK’nın Yeni Karargahı mı” adlı kitabı) O konuşmada Öcalan “En büyük tehlike irticadır. MHP onlar kadar tehlikeli değildir. İddia ediyorum, MHP idamı kaldıracak” diyor. Daha idamın kalkmasına bir buçuk yıl var. Demek ki önünüze konan raporlara değil, Kissenger gibi o raporların yazıldığı hammaddeye bakmak daha iyi olurdu. Kerinçsiz düdüklü tencerenin supabı “Kemal Kerinçsiz tepkisini hukuki zeminde dile getirerek iyi şey yapıyor. Kimsenin burnu bile kanamıyor, iş yumurta-domates atmakla sınırlı kalıyor. Taraflar karşılıklı olarak savunmalarını yapıyor, konu bitiyor. Düdüklü tencere patlamamış oluyor. Olaya bir de bu açıdan bakmayı deneyin.” ASAM’a destek Ülker’in 28 Şubat jesti mi? * Hazırladıkları raporlara bakılırsa TESEV’in zıt kutuptaki karşılığı ASAM mıdır? ASAM kuruluş amacı itibariyle TESEV’in zıt kutbunda tabii. Ama ASAM bir stratejik araştırmalar merkezi, TESEV ise başka şey. * TESEV arkasına Soros’u almakla eleştirilir, ama ASAM’ın da MİT ve JİTEM için istihbarat çalışması yaptığı, derin devlete tezler hazırladığı iddia edilir... ASAM Başkanı olduğum dönemde hem bahsettiğiniz kuruluşlarla çalışıldı, hem de bunların dışındaki kimi ticari firmalara yabancı piyasalarla ilgili kapsamlı araştırmalar yapıldı. * Peki Ülker’in ASAM’la ilişkisi nedir? Benim olduğum dönemde Ülker, ASAM’ın büyük sponsorlarından biriydi. Hâlâ ilişkileri var mı, bilmiyorum. * Bu sponsorluk 28 Şubat 1997’den sonraya mı denk geliyor? ASAM 1999 sonunda kurulduğuna göre, evet öyle. * Yani ASAM’a destek, Ülker’in demin saydığımız kuruluşlara bir 28 Şubat jesti olabilir mi? Eğer öyle olsaydı bu jest daha önce yapılırdı. 2 yıl sonra jest yaptığınız zaman kimse sizin kime jest yaptığınızı anlamaz bile. Beni faşist diye suçladıklarına göre doğru çizgideyim * Bahçeli’nin “Türkiye çiçek bahçesidir” sözüne niye çok kızıyorsunuz? Çiçek bahçesi demek mozaik demektir. Devlet Bey, “Biz Türkiye’yiz” diyor. Her ikisi de “Türkiyeliyiz” demenin ön hazırlığı. Bu konuda MHP’nin çizgisini Türkeş “Ne mozaiği ulan!” diyerek çok güzel özetlemiştir. Başbuğ yaşasaydı eminim bugün de “Ne çiçek bahçesi ulan!” derdi. * Bunları okuyan özellikle bazı Kürtler sizin MHP’nin genel başkanı olmanızı hiç istemeyecektir? Bazı Kürtler değil, bazı Kürtçüler istemeyecektir. Başından beri benimsediğim siyasi çizgi şudur: Onlar ne kadar Kürt ise ben de o kadar Kürdüm; ben ne kadar Türk isem onlar da o kadar Türk. * O zaman şimdi bir şey soracağım, ama bu biraz ağır? Rica ederim, lütfen sorun. * Siz de biliyorsunuzdur ki, çoğu liberalin gözünde MHP Genel Başkanlığı için Devlet Bahçeli daha tercih edilen bir isim. Bu yüzden sizin genel başkan adayı olmanızı “MHP’nin başına bir faşist mi geçecek” diye endişeyle karşılayanlar da var. Ne diyorsunuz? (Gülümseyerek yanıtlıyor) O liberal çevreler Başbuğ Türkeş için de faşist diyorlardı. Demek ki bu benim doğru çizgiyi temsil ettiğimi gösteriyor. Başka hiçbir şey söylemeye, savunma yapmaya bile gerek yok.
Devrim Sevimay/VATAN