'Dağda Zerdüşt şehirde pagan'
GEÇTİĞİMİZ ocak ayında Milli Gazete manşetinden verilen bu başlık, Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde bulunan Mitanni Kültür Merkezi'ne atfedilmişti. Gazeteye göre 2008 yılında o muhteşem krem rengindeki Midyat taşından yapılan binanın yüzüne yontulan figürler, merkezin PKK'nın direktifleriyle İslami duyarlılığı yok etmeye yönelik olduğunun birincil kanıtıydı. Neydi o figürler?
Biri Yezidi dininde kutsal sayılan "MelekTavus", yani tavuskuşu olarak resmedilen melek. Diğeri ise Hitit krallarından oluşan rölyef; ha bir de mitolojiye dayanan "Cizre ejderhaları". Bunların hepsi gayet estetik şekilde merkezin girişine yontulmuş. Çok da güzel olmuş.
Peki üç dönemdir belediyeyi elinde tutan BDP tarafından inşa ettirilen merkezde gerçekten "paganlık" mı aşılanıyor. Bu satırları Mitanni Kültür Merkezi'nin neşe dolu kütüphanesinden yazıyorum. Yazıya oturmadan kütüphanenin 7000 kitaplık koleksiyonuna şöyle bir göz atıyorum. Türk edebiyatı bölümünde Adalet Ağaoğlu, İskender Pala, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal gözüme çarpıyor. Elif Şafak en çok okunan yazarlar arasındaymış.
Atatürk'e adanmış 14 raf var, altında da Turgut Özakman'ın "Çılgın Türkler"i duruyor. Bir başka köşede ise İslamiyet'e dair birçok eser sıralanmış. Örneğin, Dr. Abdulcabbar Boran'ın "Kuran-ı Kerim Kavramları" serisi. Paganlık mı, bölücülük dergâhı mı demiştiniz?
Kütüphanede derslerini çalışan gençlerin çoğunluğu kız. Kızlar daha fazla okuyorlar, daha çalışkanlar. Aralarından 12 yaşında Tuğba Keskin ileride çocuk doktoru olmak istediğini söylüyor. 13 yaşında Kübra ise anasınıf öğretmeni.
Merkezin geniş bahçesinde üç genç erkek bağdaş kurmuş, gitar eşliğinde Kürtçe bir balat mırıldanıyorlar.
Evet, adını Nusaybin'de kurulduğu söylenen Kürt devletinden alan Mitanni Kültür Merkezi, öncelikle Kürt kültürünü geliştirmeyi amaçlıyor. Merkezde sahnelenen oyunlar Kürtçe oynanıyor; bağlama, def, halk oyunları dersleri hep Kurmanci dilinde veriliyor. Gençler arada bir Türkçe'ye kaysa bile Kürtçe konuşmaya özen gösteriyorlar. Kafeteryadaki masalar üzerinde daha çok "Özgür Gündem" ve "Azadiye Welat" gazetelerini görüyoruz. Bunda yadırganacak bir şey yok. Bayilerde de satılıyor. Ve gayet tabii kütüphanede de birçok Kürtçe eser var. Ama Türkçe kitaplar daha fazla. Merkez nisan şenlikleri çerçevesinde Kazım Koyuncu'nun kardeşi Nihat Koyuncu'yu, Cömert ve Kadir Çat gibi popüler sanatçıları ağırladığı.
Merkezdeki atmosfer son derece rahat ve sıcak. Gençler kendi aralarında gülüyor, sohbet ediyor. Sosyalleşmek için son derece hoş bir ortam yaratılmış. Kütüphanede görevli kızlardan biri başörtülü. "Annelerimizin hepsi başörtülü" diyor genç tiyatro eğitmeni Halil Akburak. Akburak'ın aktardığına göre merkeze birçok Kürt olmayan öğretmen, memur da uğruyor.
Yıllarca dilleri, kültürleri yok sayılıp gömülmeye çalışılan Kürtlerin öz miraslarına sahip çıkan bir mekânı neden tehdit olarak algılıyoruz? Nedir bizi bu kadar korkutan? Mezopotamya uygarlığı bizim ortak tarihimiz ve zenginliğimiz. Kürtler, Zerdüştler, Yezidiler, Artuklular asırlardır bu topraklarda yaşadı, yaşıyor. Tarih 1071 Malazgirt'te başlamadı.
Nusaybin, merkez Hakkâri'den sonra 2011 seçimlerinde BDP'nin en fazla (% 93) oy aldığı yer. Kürt milliyetçiliği yoğun bir şekilde tezahür ediyor. Nusaybin'in BDP'li Belediye Başkanı Ayşe Gökkan adında bir araştırmacı yazar. Aleyhinde 100'e yakın dava var. Mesai saatlerinin neredeyse üçte biri mahkeme salonlarında geçiyor. Ancak benim niyetim bu yazıda siyasete girmek değil. Şu kadarını söyleyebilirim burada görüştüğüm çoğu insan hâlâ Türklerle birlikte yaşamaya gönüllü, yeter ki... O "yeter ki"ler başka bir yazıya.