Nergis sadece bir çiçek değil; marka
‘‘Nergis’’ adıyla biliriz. Tüm Akdeniz kıyılarında görülür. Dünyada Avrupa, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ülkelerindeki tarım ekonomisinin lokomotifidir. Türkiye’de Ege Bölgesi’nde ve ağırlıklı olarak Karaburun ve Mordoğan’da yetiştirilir.
Hikayesi bile var. Ege mitolojisi ile anılır. Bir başka deyiş ile adına yazılmış yaklaşık 3 bin yıllık tek efsane Ege’de geçer.
Peri kızı olan Ekho, bir gün bir avcı görür. Adı Narkissos’dur ve çok yakışıklıdır. İlk görüşte aşık olur.
Narkissos bu sevgiye karşılık vermez. Ekho kara sevda ile içine kapanarak ölür. Kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dediğimiz yankılara dönüşür.
YANSIMASINI GÖRÜR
Tanrılar duruma çok kızar. Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos bir nehir kenarına gelir. Su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. Daha önce fark etmediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir.
Aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.
Öyküsündeki sembolizm şöyle açıklanır;
Narkissos, Narsis diye de anılır hikayede. Pisikolojide kendine aşık olmanın bilimsel karşılığı Narsizm buradan kaynaklanır hatta. Suda kendisini görmesi ve kendisine âşık olması, hakimiyet asasının, bilgelik anahtarının kendi içinde olduğunu fark etmesini simgeler.
Narsis’in gitgide hissizleşmesi ve dünya yaşamına gözlerini kapaması, maddi değerlerin hiçbir şey ifade etmeme ruh halini simgeler.
Çiçek ve çiçeğin açılması; varlığın “spiritüel tesir”i kendi başına (rehberi olmadan) çekip aktarabilecek duruma gelmesini simgeler. (Çiçek tüm ezoterik ekollerde aynı anlamda kullanılmıştır; nergisin yerini kimi ezoterik ekollerde gül, kimilerinde lotus almıştır.) Aldığını çevresine yayması, rengi ve biçimi küçük bir güneşi andıran nergis çiçeğiyle ifade edilmiştir.
Aldığı spiritüel tesir, burada, tesirin tüm geleneklerde en çok kullanılan sembolü olan, içtiği su ile simgelenmiştir.
(Spiritüel; genel olarak, ruhunu huzura kavuşturmayı bilen, iç dünyasında kendisi ile barışık olmayı seçen ve düşünce biçiminde pozitifliği benimsemiş kişiler için kullanılan bir sıfattır.)
MARKA OLMAK
Ölen çiçeğin ırmağa katılmasında ise, spiritüel tesirin kaynağı ile özdeş olma, spiritüel tesir zincirinin bir halkası olma simgelenir.
Sonuç; dünya ekonomisinde ‘‘Marka’’ önemli bir var olma gereğidir. Her şey marka olamaz. Marka olmanın anayasası vardır.
Bir hikayesi yok ise nafile çabadır marka olmak. Tarihte mitolojileşmiş bir hikayesi var ve Ege ile anılmış Nergis. Bir festivali bile yok. Kalkınma projelerinden söz ediyoruz bu arada.