Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASLINA bakarsanız ne ilk konuşmaları ne de veda konuşmalarını çok önemserim. Birisinde umut dolu mesajlar diğerinde ise duygusallık ön plana çıkar. Ama Mahmut Özgener'in veda konuşmasında söylediği bir bölümün özellikle vurgulanması gerektiğini düşünüyorum.

        Benim gözümden kaçan kısmı Şansal abi fark etmiş ve köşesine taşımış: 'Tiyatro perdeleri açar' başlıklı yazısı şöyle:

        "TFF Başkanı Mahmut Özgener, veda konuşmasında öyle şeyler söyledi ki, yenilir

        yutulur gibi değil...

        Bunlardan biri 'Türk futbolunda her sezon tiyatro oynanıyor' ifadesi oldu... Hiç merak etmeyin, bu tiyatro önümüzdeki sezon da devam eder...

        Bizde bu aktörler oldukça, hem de kapalı devre devam eder.."

        Bu satırları okuyunca aklıma bundan 5 ay önce kaleme aldığım 'Rol yaratmak' yazısı geldi. Daha o zamanlar ne Özgener'in vedası gündemdeydi ne de Bursa'da son yılların en büyük futbol terörü yaşanmıştı. Madem futbolun oyun kurucusu "Türk futbolunda her sezon bir tiyatro oynanıyor" diyor o zaman Rus tiyatro kuramcısı ve yönetmeni Konstantin Stanilavski'nin "Bir Rol Yaratmak" kitabından alıntılar yaparak yazdıklarımız daha da önemli hale geliyor.

        "..Bu büyük sanat adamı kitapta bir oyunun öyküsünün oyuncu açısından nasıl tekrar ele alınabileceğini anlatır.

        Kitabın zengin ve derinlikli anlatımları üzerinde düşünürken bir yandan da futbolda yaşanan "demeç düellosunu" izliyorum.

        Sığ sularda yüzen demeçleri...

        Şimdi burada tekrar bu "çarşaf çarşaf" demeç düellosundan bahsedip, kim haklı, kim haksızın peşine düşmeyeceğim.

        Ama şu kadarını söyleyeyim, oyun aynı, oyuncular aynı, sahne aynı, replikler aynı hatta ışıkçı(spor basını) bile aynı. Futbolda sahnelen bu oyuna baktığımızda Stanilavski'yi bile kıskandıracak bir şekilde oyunun kurgusu, olguları ve olaylarını görürüz. Stanilavski'nin tiyatro oyuncuları ve tiyatro öğrencileri için bir kaynak olan kitabında örnek olay olarak Shakspeare'in Othello'sunu ele alırken sanırım bizim futbolumuzun önde gelenlerinin tiyatro oyunu karşısında şaşkınlığını gizleyemezdi.

        Stanilavski'yi okumuşlar mıdır bilmem ama yöneticilerin maharetleri hep "bir rol yaratarak" bu oyunları farklı farklı gösterip kapalı gişe oynayabilmelerinde.

        ...hedef saptırmayı ele alan yeni bir "Aaa kuşa bak" bölümü de eklenerek perdelerini daha erken açtı. Nisan ayı gelmeden, Demirören geçen yılkinden "daha güçlü" salvolarını savunuyor, "faşist"i, "diktatör"ü, "soyunma odası basması" sürüp gidiyor.

        Ama yine de "Atı alan değil, ilk oku atan Üsküdar'ı çoktan geçti".

        Herkes rolüne yeni bir yorum, yeni bir "duygu" katıyor.

        Stanilavski'nin yönteminde yoğun olan duygudur, yaratıcı oyuncu duygularını, ifade eder.

        Bugün bu oyunculuk yüzünden futbol dünyamızda yaratılan duygu iklimi, rasyonel düşünceyi ve çözümleri kuliste bırakmıştır.

        O nedenle bugün "cezaları arttıracağız" diyen Özgener, "bunca zaman bu kadar ok atışı altında niye beklediğini de kamuoyuna anlatmalıdır" şeklinde bir replik perdede asılı kalır.

        Unutmayalım her tiyatro oyunun da futbol maçının da seyircisi(taraftarı) vardır.

        Burada bizim de canımızı yakan, her seferinde yeniden rol kesenlerin sergilediği bu oyunun seyircilerinin, bu gerilimden fena etkilenmesi, tahrik olmalarıdır.

        Rol yaratanlara bunu unutmamalarını salık veririm."

        Başkanın konuşma metnini yazan ekibi bu satırları okumuş mudur bilmiyorum ama Özgener için 'tiyatro perdelerini kapatırken' son bir replik daha perdede asılı kaldı: İktidarlar mazeret değil çözüm üretme yeridir.

        Diğer Yazılar