Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU bir magazin yazısı değil. Hatta hayatta yazdığım en siyasi yazılardan birisi olacağına da eminim.

        Pazartesi akşamı saat 19.00’da CNN International televizyonunda, “Türkiye, Mısır’a model olabilir mi?” konusunun işlenişini izledim.

        Yayın saati hem Avrupa’da hem de Ortadoğu’da izlenmeye çok müsaitti.

        Programda Türkiye’nin Mısır’daki ve bölgedeki en büyük gücünün Türk yapımı televizyon dizileri olduğu ve Türkiye’den ithal edilen kültürün o ülkelerde özellikle gençleri çok etkilediği anlatılıyordu.

        Bu beni çok heyecanlandırdı; çünkü bu köşede bir süredir Mısır’daki isyanın aslında bir hayat tarzı isyanı olduğunu, bu yüzden o isyanda sert politik hedeflerin ve liderlerin ortaya çıkamadığını ve İslami hareketin de isyana yön verici olamadığını anlatıyordum.

        Mısırlıların özlediği hayat tarzı, Türkiye’de geçerli olanıydı. Bizim gibi Avrupalılığı içselleştirmiş modern bir toplumun, kendi içinden demokratik yollardan dini duyarlılığı yüksek bir iktidar çıkarmış olması, başta Mısır olmak üzere bütün Arap ülkelerini çok etkilemişti. Onlar bu siyasi ve kültürel ortamla birlikte var olan modern şehirli Türk yaşamının kendilerine uygun olacağını hissediyorlardı ve bunu da ülkelerinde çok popüler olan Türk TV dizilerinden öğrenmişlerdi.

        “Tuba Büyüküstün’ü Mısır’a gönderelim” önerim bir şaka tabii ki ama bu yapılabilseydi orada önemli bir rol oynardı, buna da eminim. Aylar önce Vogue Dergisi’nin bir çekimi için Tuba Hanım ile çekimin yazarı olarak bir gün geçirdim ve Arap ülkelerinde olan kültürel etkimiz hakkında anlattıklarına o gün de şaşırmıştım.

        TESEV’in yaptırdığı “Arap ülkelerinde Türkiye algısı” adlı çalışmada, Türkiye’nin Arap dünyasındaki kültürel üstünlüğü vurgulanıyor ve özellikle TV dizilerimizin gücüne vurgu yapılıyor. Bu dizilerin Arap dünyasında seyredilme oranı yüzde 78’miş ve aynı rapora göre nüfusun yüzde 66’sı da Türkiye’nin bir model olabileceğini düşünüyormuş. Görüldüğü gibi aradaki bağlantı net bence.

        Türkiye’nin global etkinliği, cumhuriyet rejiminden ve laik yaşam tarzından geliyor. Bu model kendi içinden hiç sorunsuz bir biçimde AKP’yi iktidar olarak çıkardı ve aynı şekilde sorunsuz biçimde CHP’yi de çıkarabilir. Aynı anda Türkiye, Mısır’dan nerdeyse altı kez büyük bir ekonomik güç oldu.

        Bölgede ekonomik güç olarak algılanmamız, Suudi Arabistan’ın hemen arkasında. Arap dünyasındaki evlerin yüzde 73’ünde Türkiye’de üretilmiş bir mala rastlamak mümkün ve bölgede Türk kültürünün ve Türk insanının hayat tarzının tartışılmaz bir üstünlüğü var.

        Bütün bu sonuçları sağlayan cumhuriyet rejimine ve laik hayat tarzına, o sistemdeki ve tarzdaki yanlışlıkları da düzelterek sahip çıkmalıyız.

        Çünkü bütün Arap âlemi bize benzemeye çalışırken, bizim onlara benzemek için uğraşmamız hem gariptir hem de büyük bir hatadır.

        ARAP ÂLEMİNDEKİ TÜRK DİZİLERİ

        İhracatın içinde olanlar ve Arap dünyasındaki trendleri takip edenler, “Ihlamurlar Altında” dizisinin favori olduğunu söylüyorlar. Bu akımın ilk kez 2002 yılında “Deli Yürek” dizisinin ihraç edilmesiyle başladığını ve ondan sonra Arap dünyasında büyük bir moda başladığını söylüyorlar. O dünyada çok ilgi duyulan Türk dizilerinin adını da şöyle sıralıyorlar:

        “Arka Sokaklar, Asi, Aşk-ı Memnu, Berivan, Bıçak Sırtı, Elveda Derken, Genco, Gümüş, Ihlamurlar Altında, Kavak Yelleri, Kınalı Kar, Kaybolan Yıllar, Menekşe ile Halil, Yabancı Damat.”

        Bu arada yerli TV dizisi ihracatımızın 2010 yılında 50 milyon doları aştığını da unutmamalıyız.

        ‘HAWAII FIVE-O’ AÇIKLAMASI

        İKİ gün önce Digiturk’ün dizi kanalında yayınlanan “Hawaii Five-O” ile ilgili bir yazı yazmış ve 1970’lerde hayli popüler olan bu dizinin isminin orijinalinde “Hawaii Five-O” diye okunduğunu, hiçbir zaman “Hawaii Five-Zero” denilmediğini, bu yanlışa Türkiye’de son verilmesi gerektiğini söylemiştim.

        Digiturk’ten aradılar ve “eskiden böyle olabileceğini ama daha sonra yeni dizinin gösteriminden önce kendilerine yazılı bir uyarı geldiğini, CBS tarafından gönderilen bu yazıda dizinin adının ‘Hawaii Five-Zero’ olarak okunması gerektiğini” söylediler.

        Nitekim o yazıyı bana da gönderdiler; ben de eleştirimi özür dileyerek geri alıyorum. Digiturk’e gösterdikleri nezaket nedeniyle teşekkür ediyor ve bu titizliğin kendilerine yakıştığını da eklemek istiyorum.

        Bloglar dünyasından

        BABALIK ile ilgili bloglarda son dönemde hayli popüler olan konu, “Çocuğunuz ile bilgisayar oyununu nasıl oynamalısınız?”dı.

        Bu bloglarda birçok baba da en azından çocukları kadar bu oyunlarda iddialı olduğundan, sürekli yenmeleri durumunda çıkabilecek sorunları en iyi nasıl yönetmek gerektiği üzerine faydalı tavsiyelerde bulunuluyordu.

        Babaların oyunda iyi hamle yaparken bunu çocuğa da açıklamaları, yendikleri takdirde abartılı neşelenmemeleri ve kendilerini kaybedip alaycı konuşmamalarının anlatıldığı bu bloglarda, “Ne yaparsanız yapın çocuğunuza sakın ha kasten yenilmeyin; çünkü bu onu hemen anlar ve aranız bozulabilir” deniyordu.

        Babalar üzerine tavsiyeler bir tür endüstridir ve yıllar içinde bu endüstri gelişim de göstermiştir. Aslında babalık tavsiyelerinin tarihini yazarak dünyanın nasıl değişmekte olduğunu da anlatabiliriz. Bu son tavsiye ise tam çağımıza uygun bir tavsiye olmuştu açıkçası.

        Diğer Yazılar