İstanbul sokağında timsah görüldü
ASLINDA dün benim için matem günüydü. Fransa'da sokak sokak arayıp bulduğum meşhur peynir dükkânından özenle seçip aldığım peynirleri, evde çalışan hanım "Bunlar küflenmiş kötü de kokuyor" diyerek atmış. Ben bunları o kokuları nedeniyle küflerinin güzelliği dolayısıyla alıp eve taşımıştım. İki şişe de Sancerre şarap getirmiştim peynirlerle birlikte keyfini çıkarırım diye. Güzelim peynirlerimin atılmış olduğunu anlayınca başımdan aşağıya kaynar sular döküldü gibi oldum. Hızla depresyona girdim, odama kapanıp matemimi derin bir şekilde tutmaya başladım.
Ama sonra gazetenin haberini gördüm. İstanbul'un bir bölgesinde büyükçe bir timsah görülmüştü. Yakalamışlar ve hayvan barınağına teslim etmişler orada da onu beslemişler, bakmışlar. Haberi okur okumaz depresyonum geçti matemden çıkar gibi oldum. Kendi içinde zaten neşeli bir haberdi, ayrıca ben daima Miami'de yaşıyor olmayı istemişimdir. Bu olamıyor ama şimdi İstanbul'un Miami'ye dönüşmeye başlaması beni sevindirdi.
DİKKAT TİMSAH ÇIKABİLİR
Miami'nin yanı başındaki vahşi tabiattan daima etkilenmişimdir. Şehrin bazı caddelerinde işte bu yüzden "Dikkat timsah çıkabilir" işareti var.
Bir gece, adam, aşağı katta gürültü duyan ve inip bir bakmasını söyleyen karısının uyarısıyla, aşağıya indiğinde gürültünün mutfaktan geldiğini fark eder. Işığı yaktığı anda kafasını yiyecek kilerine daldırmış yemekle meşgul dört metrelik bir timsahla karşı karşıya kalır. Gazetelerde yer alan bu haber Miami'deki rutin haberlerdendir. Yazar Carl Hiaasen bu tür olaylarla süslediği macera romanlarıyla, "komik macera" türünde harikalar yaratmıştır.
İstanbul'un da bu şehre benzemeye başlaması beni sevindirdi. Dün acımı bu yüzden biraz unuttum. Timsahlarla bu kadar iç içe yaşamalarına rağmen Miami halkı timsahlar hakkındaki gerçekleri bir türlü anlamamakta ısrarlılar. Miami'deyken şehrin yanı başındaki vahşi güzellik Everglades'i gezerken rehberimiz bize timsahların sakin ve hareketsiz durmalarına kanmayın onlar kendi boyları kadar öne ve yukarıya sıçrayabilirler dedi. Ben de ondan sonra ne kadar masum ve sakin görünürlerse görünsünler hiçbir timsahın yanına yaklaşmamaya başladım. Daha sonra Singapur'da gezdiğim timsah çiftliğinde timsahların bu yeteneğini gözlemledim.
Sıradan Amerikan salağı benim gibi davranmıyor elbette. Motora bindik bataklıkta dolaşıyoruz, suda boy boy timsah dolaşıyor, karşımda oturmakta olan ve tabii ki hamburger yemekte olan salak, hamburgeri suya tutarak timsahı beslemeye uğraştı nedense. Ben tam o anda yanımda getirdiğim birayı açıp zevkle adamı seyretmeye başladım. Çünkü biraz sonra timsah hamburgeri yemek için harekete geçecek; hamburgeri, adamın koluyla birlikte ve belki onun bütün vücudunu kaparak yiyecekti. Bir Amerikan gotiği vakası gözümün önünde gelişecekti. Zevkle ve heyecanla beklemeye başladım. Timsah sıçradı ama ne yazık ki adam kolunu son anda çekti ve timsahın ağzı boş yere dehşetengiz biçimde kapandı. Tüm bataklıkta tok bir "tak" sesi duyuldu. Bakalım İstanbul sokaklarında da görülmeye başlayan timsahları sokakta gördüğünde beslemeye çalışacak iyi kalpli bazı insanlar olacak mı? Bunu yakında göreceğiz...
POPÜLER KÜLTÜRDE TİMSAH
Duydum ki bu timsahlar yavru timsah beslemeye meraklı insanlar tarafından yurtdışından getiriliyormuş. Yavru timsahlar gayet tabii çok şirinler, ama bunların minik bir sakıncaları var: Çok hızlı büyüyorlar. Yavruyu satın alan kişi büyümeye başlayınca bunu sokağa atıyor ve sokaktaki timsah böyle ortaya çıkıyor. New York'ta da 1970'li yıllarda benzer bir olay yaşanmıştı. Yavru timsah beslemek orada da bir ara çok popüler olmuştu. Apartmanlarda bunları besleyenler bunlardan bıkınca yavru timsahı tuvalete atıp sifonu çekmeye başladılar. Bir süre sonra tabloid New York Post Gazetesi'nin sayesinde şehrin kanalizasyonlarında büyük timsahların dolaştığı ve bunların arada bir yeryüzüne çıkıp insan yedikleri türünde şehir efsanesi dolaşmaya başladı. Hatta daha sonra Murdoch tarafından satın alınan gazetenin muhabirleri bir gece kanalizasyondan timsah çıkaracaklarını iddia ettiler. Tabii ki oraya timsahı daha önce kendileri koymuşlardı. Canlı yayın araçları geldi itfaiye de oradaydı, uzun uğraşlardan sonra kanalizasyon kapağından çok iri ve saldırgan timsahı çıkardılar. Ben bunun kayıtlarını gördüm ve hikâyesini de "It's alive" adlı kitapta okudum (yazarı Steven Cuzzo).
HARLAN ELLISON
Bu olay şehrin kolektif bilincine yazıldı. Bunun üzerine büyük bilimkurgu yazarı Harlan Ellison
korkunç bir hikâye de yazdı. O yıllarda şehirde illegal kürtajlar çok yaygındı. Bunun üzerine timsah olayından esinlenen Ellison, ceninlerin tuvalete atıldığı ve üzerlerine sifonun çekildiği bir hikâye oluşturdu. Bu ceninler daha sonra kanalizasyonda büyüyorlar ve bir süre sonra binlerce kanalizasyon çocuğu yüzeye çıkıp öçlerini almaya başlıyorlardı.
Bu Ellison'da müthiş bir yazarlık yeteneği var. Hatta bir ara şehrin meşhur beşinci caddesindeki lüks mağazalardan birinin vitrinine daktilosuyla oturmuş ve yoldan geçenlerin arzusu üzerine istedikleri konu üzerine hemen hızlı güzel hikâyeler yazmıştı. Yani tam bir yazar yeteneği şovu çekmişti. Daha sonra "Dangerous Visions" adıyla editörlüğünü yaptığı hikâyeler toplamasıyla bilimkurgunun yönünü değiştirmiş ve yepyeni bir ekol yaratmıştı. Sadece o kitapla bilimkurguyu, uzayda ya da gelecekte geçen Asimov ekolünün etkisinden kurtardı ve gündelik yaşamımızın içinde de olabileceğini gösterdi.
Adam yazdığında küçük düşünemiyordu. Bir defasında Uzay Yolu dizisi için bir senaryo yazması istendiğinde uzay gemisinin evrenin sınırına gittiğini ve orada Tanrı'yı gördüğünü anlatan bir senaryo yazdı. Bu tabii ki içerdiği imkânsız sahneler nedeniyle film haline getirilemedi. Timsahlardan yola çıkıp yazdığı hikâye de böyle fantastik bir şeydi işte. Bizde ne yazık ki sağlam bir bilimkurgu ekolü yok. Eğer olsaydı İstanbul' un buna bol malzeme verebileceğini düşünüyorum.
***
Aferin Hilal Cebeci
CUMARTESİ gecesi programımızda bir ara her ne kadar gerginleşse de Hilal Cebeci'nin benim erotik fotoğraf ve resim analizimden gereken dersleri çıkardığını sevinerek görüyorum. Ben orada yayınlanan fotoğraflarda çıplak poz veren kişinin fotoğraf makinesine direkt bakmasının olumsuz etkileri olduğunu ve seyredende sanki seyrediliyormuş hissi duymasına yol açabildiğini söylemiştim. Büyük fotoğraf ustaları model olarak kullandıkları kişinin başını keserek yayınlar fotoğraflarını (ki, en büyük örnek Stieglitz'dir).
Hemen her fotoğrafta makineye bakan Hilal Cebeci programımızdan hemen sonra attığı ilk tweet'te yüzünü dışarıda bırakan bir fotoğrafı paylaştı. Bence en erotik fotoğrafı da bu olmuş sadece bacakları görünüyor. Ben bu fotoğrafta biraz, Twitter'da aynı tür paylaşımları yapan Adrianne Curry'nin etkilerini hissettim.