Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ben “mukaddesatımızın“ öğretildiği nesildenim. Şimdi genç kuşaklarımız buna kutsallarımız“ diyorlar.

        Kutsal sözcüğünü beğeniyorum. Uygun değerli ve tesirli bir mana zenginliği taşıyor.

        Ama bazen öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki, “mukaddesat” kavramının içerdiği o ruh ve gönül zenginliği olayın önemini (benim kuşağımın insanlarına) daha derin ve müessir ölçülerle aktarıyor.

        Geçmişte çeşitli vesilelerle Hazreti Muhammed’i hedef alan çirkin emelli, dil uzatmaları olmuştu.

        Almanya’da ve Danimarka’da yaşanan olaylar, İslamiyet’e yönelik ayıplı hareketlerin boyutlarını ortaya koymuştu. Ve olayların hangi gelişmelere gebe olduğunu hissettiren örneklerdi.

        Bugünlerde de dünyanın çeşitli ülkelerindeki bu tür olaylara sıklıkla rastlıyoruz.

        Örneğin Berlin Eyalet Mahkemesi, Hazreti Peygamberi küçültmeyi amaçlayan karikatürlü protestoları, “sanatta özgürlük” sayarak yürüyüş izni vermişti.

        Bu tür eylemler, Ramazan Bayramına denk getirilerek protestoların etkisini pekiştirmek isteyen kurnazlıklar sergileniyordu.

        Sonra benzerleri Danimarka’da görüldü.

        Ölçüleri belli bir sistematik program uygulaması Avrupa’yı sarmaktaydı.

        İslamiyet hedef alınmıştı...

        Hazreti Muhammed’e hakaret içeren “Müslümanların Masumiyeti“ adlı filmin yapımcısı Sam Bacile, filmi “provokatif bir siyasi tutum“ amacıyla yaptığını itiraf etti.

        Amerika’nın ünlü gazetesi Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada yapımcı Bacile, filmin finansmanı için gerekli parayı İsrailli bağışçılardan aldığını da açıkladı.

        Asıl amacının İslam’ı küçültmek, Müslümanları aşağılamak, böylece İsrail emellerine uygun zemin hazırlamak olduğunu belirtti.

        Türk basınında bu olay, “yönetmen itiraf etti” biçiminde sunuldu.

        Bu tür hileli ruhlar için itiraf denilen şey, onların hayatında iftiharlar olarak yer alır.

        Ve aynı aşağılık emellerinde ruh uyumu buldukları kadrolarla birlikte hareket ederler.

        Ortaklaştıkları herkesle aynı habis hedefin emrinde köleleşerek İslam mukaddesatını hırpalarlar. Nitekim Hazreti Peygamberi tezyife yeltenen Bacile, Florida eyaletinde Kuran-ı Kerim yakan rahip Terry Jones’dan destek aldığını söyledi..

        Filmin uluslararası reklam kampanyasını da Kaliforniya’da yaşayan Müslüman düşmanı Moris Sadek yapıyor.

        Açık deyimiyle evrensel nitelikli ve tertipli bir hareket...

        Filmin Müslüman âleminde fırtınalar yaratması tabii idi. Protesto kaçınılmazdı. Nitekim çeşitli Müslüman ülkelerinde protestolar görüldü.

        Bazılarında ölçü kaçtı. Örneğin Libya’da Amerikan Elçiliğinin basılarak Büyükelçinin ve üç Kançılarya görevlisinin öldürülmesi akıl alacak iş değildi...

        Hatta utanç verici bir idrak ve izan eksikliği sergiledi... Şüphe yok ki, Hıristiyan Dünyasında ve Yahudi Cemaatinde böyle abes girişimlerin karşısında yer alan makul düşünceli ve masum duygulu muhitler vardır.

        Bazı Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerinin ve olayı ayıplayan tavırları bunun örnekleridirler...

        Ama asıl bilinmesi gereken şudur: İslam idraki ve Müslüman izanı, gerçekte akıl ve vicdan değerlerini en üstün terkibidirler.

        Eğer Müslüman kitleler ve muhitler, bu terkibin değerinden uzaklaşırlarsa, karşı taraf, fırsatı ganimet sayar.

        Bu kadrolar, sinsi ve hain emeller için tezahür fırsatı ve zemini bulmuş olurlar.

        Yani kötü sonuçlu olaylar yaşanırken bir hususun iki yanını da düşünmek gerekir...

        Diğer Yazılar