Habertürk
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Uta Hess’in ‘Benmerkezcilik’ başlıklı kitabı modern öznenin farklı bir yönünü anlamamız açısından virüs gibi yayılan bir tehlikeye dikkat çekiyor. Benmerkezci eğilimin toplumsal bağları nasıl da yok ettiğinin altını çiziyor. Kitap bireysel özgürlükle benmerkezcilik arasındaki ince çizgiyi de irdeliyor. Benmerkezciliği bir olgu olarak ele alıp, psikolojik ve sosyolojik boyutlarıyla değerlendiriyor. Bu olgu üzerinden toplumda dayanışma ve empati gibi değerlerin nasıl yıprandığını tartışmaya açıyor.

“Benmerkezcilik ne yazık ki her toplumsal tabakada bulunan bir yaşam tavrıdır. Dünyaya kendi burnunun ucundan bakmak ve sonsuza kadar kendi çıkarlarının peşinden koşmak ne yazık ki yoksulların en yoksullarında bile görülmektedir. Benmerkezcilik sınır tanımaz, maalesef utanma sınırlarını da tanımaz. Bu ruh virüsü insanlar arasındaki her türlü ilişki biçimini, hiçbir ayrım yapmadan harap etmektedir.” diyen Hess benmerkezcideki “ben” düşkünlüğünün acıma uyandırıcı bir ambalaj içinde gizlenebileceğini de vurguluyor.

BENMERKEZCİLİK BENCİLLİK MİDİR?

Kitap “bencillik” ve “ego” gibi kavramların anlamsal ayrımına dikkat çekiyor. “Ben” ve “merkez” kavramlarının birleşiminin anlamsal olarak insanın “ben”ini merkeze aldığını belirten Hess, “Bu da ilk bakışta zararsız gibi durmaktadır. İnsanın kendi beninin merkezde olmasında ne kötülük vardır? Nihayetinde her birimiz, başkaları tarafından dikkate alınma ve tanınma gereksinimi içindeyizdir, kimimiz daha az, kimimiz daha çok (…) Benmerkezci bir insan, kendi Ben’ini kendi egosunun merkezi olarak, dünyanın merkezi olarak görür.” diyor.

Egoistin, kendisini değerli görmesinin, diğer insanların gereksinimlerini bilinçli olarak görmezden gelmesine yol açtığını vurgulayan Hess, “Öteki insanların gereksinimlerini dikkate almaz,” diyor. Buna karşılık, benmerkezcinin, diğer insanların gereksinimlerini yadsımadığını ve sömürmek için ise onları “duygusal bir süpermarket” gibi gördüğünü ifade ediyor. Hess şunları söylüyor: “Bu gereksinimleri algılamıyordur bile. Var olmayan bir şey yadsınamaz ki (…) Benmerkezcilik sadece benciliğin artırılışı değil. Onun tehlikeli bir biçimde tersine çevrilişidir: Karşıdaki insan artık bir muhatap değil, ya ayak bağı olan ya da sömürü için bir tür “duygusal süpermarket” işlevi gören bir şey olarak görülür.” Alfred Adler’e göre benmerkezcilik nevrotik bir semptom olup, özünü de “ortaklık duygusunun eksikliği” oluşturuyor. Sosyal psikoloji daha da ileri giderek benmerkezciliği her türlü sosyal topluluğun karşıtı olarak tanımlıyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ