Kritik "sarı serum" uyarısı!
Son yıllarda halk arasında "sarı serum" veya "atom" olarak bilinen ve hızlı iyileşme umuduyla kullanılan serum uygulamaları hakkında uzmanlar uyarılarda bulundu
ABONE OLİçeriğinde genellikle B ve C vitaminleri, magnezyum, minaraller ve bazı ağrı kesiciler bulunan ve tıbbi adı olmasa da halk arasında adını renginden alan "sarı serum", hastaneler dışında evlerde de uygulanıyor.
İnternet ilanlarından vatandaşın kolayca ulaşabileceği, fiyatı genellikle 1000 ila 5 bin lira arasında değişen bu uygulama, hastada gelişebilecek reaksiyonlar nedeniyle ölüme varan sonuçlar doğuruyor.
Doktor gözetimi olmadan yapılan ve ciddi sağlık riskleri taşıyan uygulama hakkında uzmanlar, açıklamalarda bulundu.
Kış mevsimlerinde gribin zirve yaptığına, salgın hastalıkların baş gösterdiğine dikkati çeken Acil Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, ateş, baş ağrısı, kırgınlık gibi şikayetlerle hastaların sık sık hastanelere başvurduğunu anlattı.
Prof. Dr. Cander, "Birçok hasta, 'Serum takılırsa daha mı çabuk iyileşirim?' gibi bir düşüncenin içine giriyor. Bunu hastanede bu tedaviye uygun olan hastalara veriyoruz ama hastane dışında tetkik, tahlil, muayane olmadan serum takılması hiç alıştığımız şeyler değil ve son yıllarda karşımıza çıkıyor. Böyle bir sektör oluştu. Normal şartlarda sağlık çalışanları olarak grip geçiriyoruz ama serum taktırmıyoruz. Serum özel durumlarda takılır." diye konuştu.
Genellikle halsiz, yaşlı, ek hastalığı olan, vücut direnci düşük, ağız yoluyla beslenemeyen hastalarda doktor kararı ve gözetiminde sarı serumların takıldığını aktaran Cander, "Bu tedavi etmek için değil, vücut direncini artırmak, vücudu hastalığa karşı daha güçlü hale getirmek için takılıyor. Tedavi edici bir özelliği yok. Kendimiz grip olduğumuzda yatıp, dinlenip, ilacımızı alıyoruz. Hastanede bile hasta 'Bana bir serum takın.' diyor. Bu hastanede bile yanlışken, bunu bir de evde taktırıyorlar, ciddi yanlış uygulamalar." ifadelerini kullandı.
Hastaların hızlı iyileşme istemesi yerine istirahat ederek ve gerekli ilaçları alarak iyileşmeyi tercih etmesi gerektiğini kaydeden Cander, şöyle devam etti: "Bu tip uygulamalar anafilaksiye sebep olabilir çünkü direkt damardan veriyorsunuz. Bunun dışında kalp yetmezliği, solunum yetmezliği gibi tablolarla da karşılaşılabilir. Birden fazla mekanizmayla hastanın hayatını riske atabilecek durumlar söz konusu. Hastanelerde acil durumlarda müdahale şansı daha yüksek. Verdiğiniz sıvı hastanın kalbinde yük oluşturabiliyor, akciğerinde sorun yaratabiliyor, pıhtı atmasına sebep olabiliyor, böbrek yetmezlikleri karşımıza çıkıyor. Durup dururken insanın dışarıdan bir maddeyi direkt kana alması hiç uygun değil."