Çalıntı dünya
Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı romanında bir paragraf vardır: "Mollalar ne derse desin, tek bir günah vardır. O da hırsızlık. Onun dışındaki tüm günahlar hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman bir hayat çalmış olursun. Yalan söylediğinde bir insanın gerçeğe ulaşabilme hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman; doğruluğu, haklılığı çalmış olursun."
Ne kadar çalıntı bir hayat yaşadığımı düşündürdü bana bu satırlar. Kendi hayatımı idame ettirmeye çalışırken kimlerden, istemeden de olsa neler çalmıştım... Ufak da olsa bir şeyler çalmış olmalıydım elbet. Karamsar bir günümde, agresif bir tavır takınıp, hiç istemeden bir başkasının anlık mutluluğunu çalmıştım. Bencil olduğum zamanlarda insanların değerliliklerini çalmıştım. Belki o gün açgözlülüğümden, çok fazla yemek yiyip bir başkasının hakkını çalmıştım. Gereksiz yere dedikoduya karışıp bir başkasının zamanını çalmıştım. Dedikodu yapılan insanın onurundan çalmıştım. Belki iyi bildiğimi sandığım bir
konuda aslında hakikati tam olarak bilmemekten gelen bir bilgi kirliliği yaratmıştım; bilgiyi çalmıştım. Arkadaşlarımla daha çok vakit geçireceğim diye, ailemin benimle olmak istediği zamanı çalmıştım. Ufacık hayatımda, farkında olmadan ne kadar da çok şey çalıyormuşum meğer. Çok önemli gibi görünmeseler bile biz insanlar sürekli olarak birbirimizden bir şeyler çalıyoruz.
HEPİMİZ HIRSIZLIKYAPIYORUZ
Bunlar ufak çalıntılar tabii. Fakat gitgide büyüyerek kendini geliştiren yıkıcı hırsızlıklar... Hiç farkında olmadan ve boş yere tüketilmiş hayatlar... Çok daha korkunç hırsızlıklar var. Maldan çalan müteahhitler, kendini politikalarını dayatmak için doğruyu çalanlar, evli bir adamı baştan çıkarıp ailesini çalanlar, hırsları uğruna başkalarının kuyularını kazıp ekmekleriyle oynayanlar, çamur atıp temiz birini kirletenler... Çalıntı bir dünya yaratıyoruz kendimize. Sonra da çok adil olduğumuzu savunuyoruz. Özünün ve sözünün doğru olması yetmiyor hayatı adil kılmaya. Çünkü insan tek başına düşündüğünde her zaman hırsızdır, hırsızlık yapacaktır. Bir sürü çalınmış hayat görüyoruz etrafımızda. Cezaevlerinde, cezaevine girmeyip yırtanlarda, haklıları savunurken sesi tükenenlerde, konuşmaktan yorulanlarda, başaramadan pes edenlerde, atanamayan öğretmenlerde, tecavüze uğrayan çocukta, her lafı kendi istek ve arzularına göre değerlendirenlerde...
HAYATA İNANCIMIZ SIFIR!
Çalmak çok kolay. Birilerinden bir şeyler alıp da kendine katkıda bulunmak çok basit. Basitleşmeyi seçiyoruz biz de. Kolay geliyor, meşakkatsiz geliyor. Birilerini yakarak parlamak isteniyor. Birlerini yakarak dikkatleri üzerine çekiyor. Düşünsenize kendi inanç ve politikanı dayatmak uğruna can alacak kadar hırsızlıyorsun. Sana ait olmayan bir şeyi alma gibi bir hak görüyorsun kendinde. Birine sinirlendiğinde onun bütün şerefini ve onurunu zedeleyecek kadar aşağılık laflar edebiliyorsun. Yine sana ait olmayan ve hiç de hakkın olmayan bir şeye el uzatıyorsun. Biz bunu hep yapıyoruz. Çalıntı hayatlarımızdansa
son derece memnun yaşıyoruz. Bütün bu rezaleti de hiç utanmadan kısa bir alt başlıkta toplayabiliyoruz: "İnsan Hakları".
Toplumumuzda yeterince var olmayan bir olgu. Biz kendi hakkımızdan başka
hiçbir şeyi umursamıyoruz. Kendi inanç kalıplarımız içerisinde ne olursa varız, fakat bizden ayrı her şeyi çalmaya yatkınız. Başkalarından ne kadar çaldığımızın, ne kadar zarar verdiğimizin, neye mal olduğumuzun hiç önemi yok. Acıklı bir tablo bu. Fakat maalesef gerçekçi bir tablo. Böyle olduğunda da insan kendi haklarını tüm dünyaya karşı koruması gerekiyormuşçası-na paranoyak bir tavra girebiliyor. Elimizi attığımız her taşın altından yılan çıkacakmış korkusuna kapılıyoruz. Hayata ve insanlara olan inancımız sıfır. Hayal kırıklığı artık büyük bir kelime olmaktan çıktı.
Ya hiç çalmamış olsaydık? Bir gün bu hırsızlığın sonunu getirebilecek olsaydık? Hepimiz rahat birer nefes almaz mıydık? Kuyu kazmak yerine, kendi işimize bak-saydık... Hepimiz haksızlığın ne olduğunu biliyoruz. Haklı ile haksızı ayırt etmekte zorlanmıyoruz. Bu dünya ne sana kalır, ne bana... Bunu da bilmiyor musun yoksa?