Beşiktaşlılık duruşu
Veli, Adana Demirspor maçındaki davranışıyla spor gündemimizin başköşesinde. Orada olmayı da zaten futbolculuğuyla hak ediyor ama son maçtaki davranışıyla bunu taçlandırdı. Yukarıda o kadar anlattık, tarif etmeye çalıştık. Ama aslında hiçbirine gerek yok. Beşiktaşlılık duruşu denen, Veli’nin yaptığının tam karşılığıdır.
BEŞiKTAŞ’TA sağ bek konusu Hilbert’in gidişinden sonra gündemde hiç düşmedi. Hilbert’ten sonra diyoruz çünkü Alman futbolcu, oyun tiplemesiyle bazı alışkanlıklar yarattı. Öne çok çıkan, sağ kanadı ofansif anlamda etkili kullanan, oyunu hem önde hem de arkada iki yönlü oynayabilen bir isim olarak “Beşiktaş’ın sağ beki böyle olmalı” beklentisini bıraktı gerisinde. Doğal olarak Hilbert’ten sonra o mevkide oynayan her oyuncudan da özellikle işin hücum tarafında daha çok icraat bekler duruma geldik. Ve bu tartışma Serdar Kurtuluş’la beraber başka bir noktaya ulaştı. Başlangıçta takımın da oturmayan ritmiyle, özellikle sağ bek mevkiinde bu tür icraatlar da görünmeyince eleştiriler yoğunlaştı. Fakat geçen süreçte gördük ki, Serdar bizim de çok iyi bildiğimiz üzere iyi bir oyuncu. Daha önce Beşiktaş’ta orta alanda da çok başarılı bir şekilde görev yapmış, Milli Takım’a kadar yükselmiş bir oyuncu. Kısa bir süre sonra büyük ihtimalle buraya bir oyuncu transferi gerçekleşecek. Gelecek oyuncunun defansif olduğu kadar ofansif açıdan da çok iyi olması yönünde bir beklenti var. Seçim bu açıdan çok önemli. Çünkü elinizde futbolculuğuyla, karakteriyle, davranışlarıyla iyi bir oyuncu var. Daha iyisini umarken eldekini kırıp döküp kaybetmeden doğru hamleyi yapmak gerek. “Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmayalım” sözünü akılndan çıkarmamak faydalı olur!
FUTBOLDA algı, özellikle oyuncunun olayı algılama şekli çok önemli. Çünkü bu algı seviyesi, futboldan en önemli şey olan performansın seviyesini belirliyor.
Kupa maçlarındaki sonuçlar, her zaman, dünyanın her ülkesinde şaşırtıcı olmuştur. Bir çok sürprizi aynı sezon içerisinde yaşar ve izlersiniz. İşin tarifi de, özeti de aslında budur. Oyuncu ligde hissettiği baskıyı ve kulübün yaşadığı motivasyonu kupada hissetmez. Öncelik her zaman lig şampiyonluğudur. Kupa bazen tutunulacak bir teselli, bazen de kazanılan şampiyonluğun üzerindeki kaymaklı kadayıftır. Oyuncu bu gerçekliği yaşadığı, futbol ortamı içinde gözlemlediği ve hissettiği için de kupa maçlarında bu tür kayıp tekrarlarını karşımızda görürüz. Aslında kupayı belki farklı hale getiren de bu tip sürprizlere açık görüntüsüdür.