Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        2009’da üretilen dört kaliteli popüler Türk filmi arasında geçen 3. Yeşilçam Ödülleri’nin töreni,, “Nefes”, “Güneşi Gördüm”, “Vavien” ve “Başka Dilde Aşk”ın gecesi olacakken; bir anda ‘yönetmen’ dalında ödülün ‘Türk sineması tarihinin en iyi yönetmenliği’ni sergileyen Reha Erdem’e gitmesiyle şaşkınlık yarattı. Öyle ki geçen sene de “Üç Maymun”u zafere ulaştıran ‘Yiğitgil Ödülleri’, belli ki yine ‘çok popüler’ gözükmek istemiyordu. Bu sebeple ‘sanat çevreleri’nin takdir ettiği Erdem de ödül almalıydı!

        Her ülkede en az iki farklı ödül töreni olduğu bildik bir gerçektir. Tabii konu ABD olunca, ülkenin yüzölçümü sebebiyle bu sayı artar. Ancak genel anlamda baktığımızda ‘Eleştirmen ödülleri’ ve ‘Sektör ödülleri’ olarak ikiye ayrılır bunlar. ABD’de bu yıl ‘Ulusal Eleştirmenler Birliği’ (National Board Review) Ödülü “Aklı Havada”nın (“Up in the Air”), Oscar’ı ise “Ölümcül Tuzak”ın (“The Hurt Locker”) alması ise şaşırtıcı değil.

        Popüler sinema ödülleri olarak anılmalı

        Bunun da sebebi Oscar ödül töreninin geri çekilip pazarlama kampanyalarının azalmasının sağlanmasında yatıyor. Böylece ‘popüler stüdyo filmleri’, gişeleri sallasa da ödül alamayabiliyor. Bu seneki “Avatar” örneğinde görüldüğü gibi. Bizde ise üyesi olduğum SİYAD (Sinema yazarları derneği) Ödülleri 30 yıl aşkın bir süredir veriliyor, Yeşilçam Ödülleri ise sadece üç senedir piyasanın içinde.

        Aslında genel anlamda bakınca eleştirmenlerin seçiminin ‘en iyi sanat filmi’ ya da ‘en iyi yönetmen sineması örneği’; Yeşilçam Ödülleri’nin tercihinin ise ‘en iyi popüler film’ olması gerekiyor. Ülkemizde de son dört-beş yılda atılım yapan sektör, çokça tür örneği ve kaliteli popüler film üretiyor.

        Tabii durum ABD’de Türkiye’nin aşağı yukarı 40 sene ilerisinde olduğundan, orada ‘tür filmleri’ daha geride kalırken ‘drama’lar ödüllendiriliyor. Bizdeki ‘minimalist film-popüler film’ ayrımı ise onlarda pek yok. Ticari film-bağımsız film ayrımı var. Bağımsız filmler de zaten genelde hikaye anlatma sineması geleneğiyle çekiliyorlar.

        Yiğitgil, geçen yıl “Üç Maymun”u ödüllendirerek günah çıkartmıştı

        Tabii ülkemizde ‘popüler sinema dilinin’ atılımını yapan yönetmenlerin başında Abdullah Oğuz, Mahsun Kırmızıgül ve Taylan Biraderler geliyor elbette. Zaten 2008’deki ilk törende; “Mutluluk”, “Yaşamın Kıyısında” ve “Beyaz Melek” gibi ‘Amerikan klasik sinemasının film grameri’ni uygulayan hikaye anlatma sineması örnekleri, ödülleri domine etmişti beklendiği üzere. O yılın en iyi minimalist filmi olarak kabul gören “Yumurta” sadece Saadet Işıl Aksoy’a ‘genç yetenek’ ödülü getirmişti.

        Geçen sene ise 2008’de Antalya Film Festivali’nde “Üç Maymun”un ödül almamasına üzülen Türsak Vakfı Başkanı, o yılın festival organizatörü ve Yeşilçam Ödülleri’nin yaratıcılarından Engin Yiğitgil, televizyonda verdiği bir yorumu takiben günah çıkartmıştı. ‘Dünya sinemasının 2008’deki sayılı başyapıtlarından birini festivalde es geçmişiz’ yorumu sonrasında olanlar oldu. Nuri Bilge Ceylan’ın filmi Cannes Film Festivali’ni fetheden bir sanat sineması örneği olduğundan, Yeşilçam’da da film ve yönetmen dahil bütün önemli ödülleri topladı.

        Halbuki Antalya Film Festivali’nde Yiğitgil tarafından özellikle seçilen ‘popüler sinema yanlısı jüri üyeleri’ tarafından es geçilmişti. İşin garibi orada büyük ödülü kazanan “Pazar: Bir Ticaret Masalı”, ne başka herhangi bir ulusal festivalde yarıştı ne de bir gişe geliri elde etti! Anlayacağınız sadece Yiğitgil’in bir kendini tatmin etme durumu söz konusu!

        Kaliteli popüler sinema üretenlerin suçu ne?

        2009’da ise popüler sinemamızda kaliteli ürün sayısı fazlalaştı. Melodram türünde “Güneşi Gördüm”, savaş draması türünde “Nefes”, kara komedi türünde “Vavien”, romantik komedi türünde “Başka Dilde Aşk”, amaçlarını yerine getiren ana akım sinema örnekleriydiler. Zaten bu sebeple de ödül törenini domine ettiler. “Vavien” üç,

        “Nefes” iki, “Güneşi Gördüm” iki, “Başka Dilde Aşk” ise bir ödül alıp evine döndü.

        Fakat ilginçtir böylesi kendi amaçlarını yerine getiren, popüler sinema zihni yüksek yönetmenlerin ve filmlerin ödüllendirildiği bir törende Reha Erdem, en iyi yönetmen ödülünü kucakladı. Elbette “Hayat Var”, benim için sinema tarihimizin en iyi üç Türk filminden biri. Burada tartışılacak nokta bu değil zaten. Üzerine gidilecek konu, hem böylesi filmlerin hem de genel kitlenin zevkine uygun ‘abartılı oyunculuklar’ın (Bkz. Hiçbir yerde aday olmayan Cemal Toktaş’ın yardımcı erkek oyuncu ödülü) ödüllendirildiği bir ödül töreninde Reha Erdem nasıl ödül alabildiği...

        Yiğitgil’den ‘yıkama yağlama seansları’

        Mahsun Kırmızıgül, Taylan Biraderler, Levent Semerci ve aday olmayan İlksen Başarır’ın suçu ne? Bu ödüller zaten kaliteli popüler sinema örneklerini gururlandırma işlevi taşımıyor mu? Peki Reha Erdem’in ödül almasını atılım yapan postmodern sinemamızın bir devamı olarak görünce de yılın o alandaki başarılı örneklerinden, hadi birazcık “Uzak İhtimal” araya sızmış ama “Acı Aşk” ve “Orada” niye saf dışı bırakılmış?

        Aslında bu soruların cevabı gayet basit. Geçen sene de söylediğim gibi burada verilen ödüller ‘Engin Yiğitgil Ödülleri’ olarak görülebilir. Bu sefer de ‘iyi film’ ve ‘iyi yönetmen’e, ‘yönetmen sineması’ temsilcisinin takdir edilen ismine de ödül verelim. Sanat filmlerinin kitlelerini karşımıza almayalım. Onlar da lazım olur bize görüşüyle yapılmış bir hareket tamamen.

        Anlayacağınız bu bir ‘yıkama yağlama seansı’. Zaten ödülü alan Reha Erdem de şaşırdı bu duruma. Peki ‘Elit İşcan ‘genç yetenek’ ödülünü nasıl aldı?’ derseniz, o da yaşı sebebiyle beğeni toplamış olabilir. Bu yaşta böylesi bir performansa burun bükmek kolay iş değil zira.

        Keşke Yiğitgil “Hayat Var”a birkaç dalda daha ödül çıkartsaymış da en azından oylara müdahale ettiği ortaya çıkmasaymış. Sadece “Pandora’nın Kutusu”yla Derya Alabora’nın aldığı ödül ile kendini aklayabilir aslında. Ancak o da ‘ismi’ ve ‘kariyeri’ ile aldı belli ki. O daldaki adayların performansı çok da ‘aman aman’ olmadığından...

        2011’de “Bal”a hangi önemli ödüller çıkacak acaba?

        Ancak 2011’de de Yeşilçam Ödülleri’nde yine ‘popüler sinema’ ödüllendirilirken ‘sanat filmi’ kitlesini ve festivalleri de tatmin etmek için bir de ‘minimalist film’e ödül çıkaracaktır ana dallarda. Elbette o çokça üzerine gidilen 2500 kişilik jürinin oylamasının dışına çıkaraktan... Zaten Yiğitgil’in niye bir jüri kurduğunu da anlamak zor değil. Sadece kamuoyunun önüne bir yem atmak için elbette!

        Bu filmin adı da muhtemelen “Bal” olacaktır. Şimdiden söyleyeyim. Berlin Film Festivali’nde ödül alan bir uluslararası başarı es geçilmeyecektir. Tabii filmi kimsenin beğenmeyeceği, hatta izlemeyeceği de garanti gibi. Zaten “Bal”ın yönetmeni Semih Kaplanoğlu’nun 2009’da vizyona giren filmi “Süt”, Yeşilçam Ödülleri’ne hiçbir dalda aday olmadı. Seneye de ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ durumu ortaya çıkacak anlayacağınız...

        KEREM AKÇA’YA GÖRE 2009’UN EN İYİLERİ:

        En iyi film: Hayat Var

        En iyi yönetmen: Derviş Zaim (Nokta)

        En iyi erkek oyuncu: Nadir Sarıbacak (Uzak İhtimal)

        En iyi kadın oyuncu: Görkem Yeltan (Uzak İhtimal)

        En iyi yardımcı erkek oyuncu: Mustafa Uzunyılmaz (Mommo)

        En iyi yardımcı kadın oyuncu: Görkem Yeltan (Gölge)

        En iyi görüntü yönetimi: Nokta

        En iyi senaryo: Acı Aşk

        Genç Yetenek: Mert Fırat (Başka Dilde Aşk)

        En iyi müzik: Acı Aşk

        En iyi ilk film: Uzak İhtimal veya Usta

        KEREM AKÇA’YA GÖRE ADAYLARIN EN İYİLERİ

        En iyi film: Hayat Var

        En iyi yönetmen: Mahsum Kırmızıgül (Güneşi Gördüm)

        En iyi erkek oyuncu: Nadir Sarıbacak (Uzak İhtimal)

        En iyi kadın oyuncu: Binnur Kaya (Vavien)

        En iyi yardımcı erkek oyuncu: Mustafa Uzunyılmaz (Mommo)

        En iyi yardımcı kadın oyuncu: Hasibe Eren (Usta)

        En iyi görüntü yönetimi: Nefes

        En iyi senaryo: Vavien

        Genç Yetenek: Elit İşcan (Hayat Var)

        En iyi müzik: Nokta

        En iyi ilk film: Uzak İhtimal

        keremakca@haberturk.com

        Diğer Yazılar