Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN Bülent Arınç'ın dizilerle ilgili sözlerini okumuşsunuzdur.

        Kısaca alıntılayım: "Dizilerde ele alınan marjinal konular, karşı cinsler arasındaki ilişkiler, aile içi ensest ilişkiler işlenen temalar toplumun tahammül sınırlarını zorlamakta ve ciddi eleştirilere neden olmaktadır. Dizilerle ilgili şikâyetler ciddiye alınmalı. Dizilerde ele alınan temalar gözden geçirilmeli. Türk halkının önemli bir bölümü cinsellik içeren yayınlardan rahatsız oluyor."

        Bülent Arınç bir süredir dizilerle ilgili üst üste demeçler veriyor.

        Bundan bir önceki demeci, dizilerde kadın karakterlere ilgili ve çok yerinde bir saptamaydı. Ancak bu açıklamasına katılmak çok kolay değil. Öncelikle televizyon denilen kutunun bir kapatma ve kanal değiştirme düğmesi var.

        SEKTÖR CESUR DEĞİL

        Bireyler, zaten devletin çizdiği ve sert cezalarla korunan kırmızı çizgiler içinde yapılan yayınları tüketiyorlar televizyonda. Ama son noktada seçim kendilerine bırakılmalı.

        Devletin insanların evlerindeki uzaktan kumandaya da müdahil olma çabası özel hayata müdahale sınırlarını zorlar durumda.

        Bu ülkede muhafazakâr yayınlar yapan birçok kanal da var.

        Sayın Arınç'ın söz ettiği yayınları beğenmeyenler, rahatsızlık duyanlar tıpkı bu hoşlanılmayan içerikleri

        tüketen kişilerin yaptığı gibi izleyecekleri kanalları bireysel iradeleriyle seçebilirler.

        Ayrıca bu ülkedeki dizi sektörü hiç de öyle toplumun önünden giden, cesur, yenilikçi ve kendini çok sık yenileyen bir sektör değil. Aksine korkak, ürkek ve toplumun beğenilerinden emin olup risk almadan sağlamcı bir bakış açısıyla büyük kalabalıkların hoşuna gideceğinden emin olduğu çizgide üretim yapan bir sektör.

        Büyük kalabalıklar şu anda üretilen işleri büyük bir iştahla tüketiyor. Üstelik reyting operasyonu sonrası TRT için kurulan ve mucizevi şekilde etrafta konuşulduğunu hiç duymadığımız TRT işlerinin yüksek sıralarda yer aldığı şimdilik kullanılan sistemde de veriler pek farklı değil. Türk halkı gayet zeki ve sevmediği bir yapımı izlemeyecek kadar çabuk tepki veren bir izleyici.

        Öyle olmasaydı çok büyük paralar harcanan ama vasatı aşamayan işlerin çabucak batışlarına tanık olmazdık. Ensest konusuna gelince, çok düşündüm ama hangi dizide ensest olduğunu bulamadım.

        En yakın aday "Eve Düşen Yıldırım" dizisi gibi görünüyor. Dizide iki kuzenin aşkı söz konusu. Üstelik bu dizi, Nahid Sırrı Örik'in 1934 yılında yazdığı bir romandan uyarlama.

        Hatırlarsanız Zeki Demirkubuz da ustanın "Kıskanmak" isimli eserini sinemaya uyarlamıştı.

        Yani yazılan hikâye neredeyse yüzyıllık ve Türk edebiyatının önemli isimlerinden birinin kaleminden çıkma. Ve bu ülkede kuzenlerin filan evliliği hiç de sıra dışı bir durum değildir. Hatta bu satırların yazarı olan ben de halakızı-dayıoğlu bir çiftin çocuğuyum. Ve biliyorum ki sizin de etrafınızda bu tarz evlilikler gayet sıradan. Şimdi benim annem ve babam ensest mi yapmış oldular? Ay lafı bile çok kötü!

        MÜDAHALE HAZIRLIĞI MI?

        Tamam meseleye dikkat çekmeye çabasını anlıyorum ama ensest filan biraz ağır olmuyor mu? Eve Düşen Yıldırım dizisi ilk yayınlandığı günden beri hayli yüksek reytinge sahip.

        Hem de şikesi olmadığına inanılan SBT tarafından yapılan ölçümlemede. Türk halkı ensest ilişki izleyip bu ilişkinin olduğu diziye prim verip ona büyük başarı kazandıracak tıynette bir halk da değildir.

        Muhakkak aşırı muhafazakâr kitlenin hoşuna gitmeyen şeyleri her dizide bulmak mümkün ama eminim onlar da dünya görüşleriyle örtüşmeyen bu yapımlara evlerini ve televizyonlarını açmıyordur.

        Bir süredir dizi içeriklerine sansür boyutuna varması muhtemel bir müdahalenin hazırlığı var gibi görünüyor.

        Tüm dünyaya dizileri satıp, kültürümüzün yayılması ve ülkeye giren dövizle övünürken her şey yolunda ama...

        Ali Kaptan, Karadağlı Rıza oluyor!

        BAŞLIKTA biraz kavram karmaşası oldu ama durum tam olarak böyle. Son iki sezondur Ali Kaptan olarak izleyip milli spor olarak geçen sezon her salı saydırıp durduğumuz Ali Kaptan rolünü başarıyla beyaz cama aktaran Erkan Petekkaya'nın sezon sonu diziden ayrılacağı kesinleşmiş.

        Ve öğrendiğim kadarıyla yeni işine imza atmış bile.

        Yeşilçam filmi tadında yazılıp çekilen "Öyle Bir Geçer Zaman ki"yi geride bırakırken şimdi safkan bir Yeşilçam klasiğine doğru yelken açmış. 1977 yapımı "Dila Hatun" filminin dizi versiyonunda, filmde Kadir İnanır'ın canlandırdığı Karadağlı Rıza karakterine hayat verecekmiş. Hatta yine birtakım gizli kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla bölüm başı 55 bin liraya anlaşmış ve ilk 13 bölümün parasını da peşin almış.

        Hakkıdır, helal olsun. Filmin hikayesi de Yeşilçam'ın en sevdiği hikâyelerden biri.

        Orijinalinde Türkan Şoray'ın canlandırdığı Dila Hatun, bir anlaşmazlık sonucu kocasını öldüren adamdan ölesiye nefret etmektedir. Ancak kocasının katiliyle, gerçek kimliğini bilmeden tanışır ve âşık olur. Sonra da aşkı ve intikamı arasında sıkışıp kalır. Safa Önal'ın senaryosunu yazdığı filmin efsanevi müzikleri de Cahit Berkay imzası taşır. Ancak Berkay, filmin müziklerini diziye vermek konusunda çok istekli değilmiş. Gold Film Faruk Turgut yapımcılığında Star için çekilmesi planlanan dizide Türkan Şoray'ın rolünü kimin canlandıracağı ise henüz netlik kazanmamış.

        Tabii bu durumda bir diğer soru da Ali Kaptan karakterinin yokluğunda, bugünlerde senaryosu zaten fena halde tekleyen Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisi yapımcılarının gelecek sezon için nasıl bir hikâye akışına girecekleri. Ama şöyle de bir gerçek var, dizi sektöründe işler hiç de şahane gelişmiyor. Bu sezon başlayan onlarca diziden çok azı ayakta kalabildi.

        Görünüşe göre gelecek sezon devam eden diziler yeni başlayanlara karşı daha avantajlı olacak. Yani yeni başlayan diziler için şartlar bu yıldan daha da zor olacak.

        Diğer Yazılar